Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Yeni ekonomik programla ilgili bir değerlendirme

4.10.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

2020-2022 yıllarını kapsayan yeni Ekonomik Program açıklandı. Görsel ve yazılı basında hedefler ve uygulamalara ilişkin açıklamalar detaylı bir şekilde yer aldığı için bunları tekrarlamayacağım ve önemli saydığım belli noktalara değinmekle yetineceğim.-Program, ekonomik yaşamımızın hemen her alanını kapsamaktadır. Somut hedefler belirlenmiştir. Ancak bu hedeflere nasıl varılacağı konusunda ayrıntılı uygulama yöntemleri çok açık değildir. Bu hedeflere nasıl varılacağı belki ileride her alanda yetkili ve sorumlu birimlerce açıklanacaktır. Sağlıklı bir yorum için beklememiz gerekecektir.

- Ekonomik büyüme oranları son üççeyrekte negatiftir. Programda bu yılın % 0,5 pozitif büyüme ile kapanacağı ve gelecek yıldan itibaren oranın % 5 e çıkılacağı öngörülmektedir. Anladığımız kadarıyla büyüme iç talep artışı kaynaklıdır. Asıl olan sanayi, tarım ve hizmetlerde yaratılacak dış taleptir. Yani katma değeri yüksek ihracat, teknolojik tarım, rekabetçi sanayi ve kaliteli hizmet sektörüdür. Gerçi kaynakların cari denge göz önünde tutularak tahsis edileceği belirtilmiştir ama yeterli değildir. Öncelikli sektörlerin nasıl seçildiği de belli değildir. Büyümenin finansmanında dış kaynak ihtiyacının makul düzeyde tutulması doğrudur ama bu yılki sıfıra yakın bir büyümeden gelecek yıl % 5’e çıkmak dış kaynak ihtiyacını azaltmak bir yana arttıracaktır. Bu da döviz kurlarının yeniden yükselmesi, faizlerin artması ve başladığımız noktaya geri dönmemiz anlamına gelir.

- Programa göre, enflasyon bu yılsonunda %12 gelecek yıl % 9,8, 2021’de %6,0 ve 2022 de % 4,9 olacaktır. Geçen yılın Eylül ayında enflasyon %6,30 dur. Baz etkisiyle ve bu ayın enflasyonu ile yıllık enflasyon da gerileyecektir. Bu durumda halen % 16,5 olan politika faizi ile enflasyon arasındaki fark artacak ve Merkez Bankasına yeniden faiz indirimi yolu açılacaktır. Merkez Bankası Başkanı temkinli durum sergileyeceğini açıklamışsa da yeni bir faiz indirimi baskısı ile karşılaşacaktır. Bankanın bağımsızlığı zaten tartışma konusudur. Ancak, önümüzdeki aylarda baz etkisinin ortadan kalkmasıyla enflasyon yeniden artabilecektir. Büyümenin pozitif hale dönüşmesiyle döviz ihtiyacı artacak, dövizin değeri yükselecek ve enflasyona olumsuz etki yapabilecektir. Faizler çok düşürüldüğü takdirde, TL mevduatı çözülecek ve iç tüketime veya dolara yönelecektir. 190 milyar doları bulan döviz tevdiat hesapları ise, dolar baskı altında tutulduğu takdirde gayrimenkul, altın gibi verimsiz alanlara gidebilecektir. Bu itibarla ekonomik dengelere çok hassas bir şekilde yaklaşılması gerekecektir.

- Program hedeflerine göre işsizlik bu yıl %12,9, gelecek yıl %11,8, 2021’de 10,6 ve 2022 yılında %9,8 olarak gerçekleşecektir. İşsizliğin azalması, yatırım, üretim ve ihracatın arttırılması ve hizmetler sektörünün ve döviz kazandırıcı diğer araçların geliştirilmesi ile mümkündür. Bunun için de piyasalarda yerli ve yabancı yatırımcılara güven ve istikrar sağlanması esastır. Yatırımcılar için gerekli yapısal reformların tamamlanması gereklidir. Bölgede gerginliklerin sona ermesi en azından ülkemizin bu gerginliklerden asgari ölçüde etkilenir hale gelmesi beklenecektir. İtiraf etmek gerekirse Programda bu alanlar için yeterli ve ikna edici tedbirler yoktur.

İthal ettiğimiz ürünlerin, öncelikle ham madde ve ara malların yerli olarak üretilmesi ve böylece dış kaynak ihtiyacımızın azaltılması için yoğun çalışmanın sürdürüldüğü belirtilmekte ise de, Programda gerekli önlemler bulunmamaktadır. Oysa bu tür yatırım ve üretim, cari dengenin sağlanması için en uygun yoldur. İstihdam hacmi de bu yolla arttırılacak ve işsizlik oranı düşürülecektir

- İnşaat ve otomotiv gibi güçlük çeken sektörlere vergi kolaylıkları sağlamak, piyasayı canlandırmak, işsizliğin artışını önlemek için elbette bir yoldur. Ama bu kaynaklar üretime ve yatırıma gidecek kaynaklardır ve bütçe açığına yol açacaktır. Programa göre, bütçe açığının GSMH ya oranı bu yıl ve 2020, 2021’de %2,9 ve 2022’de % 2,6’dır. Bu ve benzeri vergi kolaylıkları ve teşvikler gider arttırıcı kalemlerdir. Programda gelir arttırıcı bir önleme de rastlanılmamaktadır. Bu yıl için öngörülen 80 milyar liralık açık hedefine 8 ayda ulaşılmıştır. Muhtemelen dolaylı vergilerin arttırılması yoluna gidilecek bu da gelir dağılımındaki adaletsizliği arttıracaktır. Bütçe açığının kapatılması için daha fazla borçlanmaya gidildiği takdirde, faiz hadlerinin de yükselmesi gündeme gelecektir.

- Anladığımız kadarıyla bundan böyle kamu kontrolündeki ürün ve hizmetlere zam yapılırken, geçmiş dönem enflasyon oranı değil, hedeflenen oran dikkate alınacaktır. Teorik olarak doğrudur. Örneğin memur, işçi ve emeklilere beklenen, hedeflenen enflasyon oranı kadar zam yapılacaktır. Aksinde geçmişteki enflasyonun gelecekte de devam edeceği varsayılmış olacaktır. Ancak hedefler tutmazsa ne olacaktır. Kaldı ki, daha önceki hedeflerin tuttuğuna dair bir bilgimiz de yoktur.

Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz. Piyasalar da, yerli ve yabancı yatırımcılar da, uygulamayı, istikrarı, güveni beklemektedir. Paketin ambalajı değil, içindekilerin değeri önemlidir.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test