Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

İzmir son 10 yılda...

11.10.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

İstatistikler yalan söylemez.

Farkında değiliz ama İzmir; “doldur-boşalt” bir kent haline dönüştü.

Yerli göçmen olarak gelen de var, giden de…

Tek fark, kentin nüfus olarak giderek yaşlanması. Çünkü, gidenlerin yaş ortalaması 30 yaş altı, ama gelenlerin ki ağırlıklı olarak 50 yaş ve üzeri.

Nitekim son 10 yılda, İzmir’den göç eden 30 yaş altı gençlerin sayısı 90 bin’i aşıyor, 100 bin’e dayanıyor.

Yani sürekli kan kaybediyoruz.

Bunu ben söylemiyorum. TUİK verileri böyle diyor.

20-30 yaş arası, yabancı dil bilen ve teknolojiye yatkın gençler birçok sektöre ekonomik olarak katkıyı, doğup büyüdükleri, okudukları kent olan İzmir’e değil, başka kentlere veriyorlar.

Oysa İzmir bu genç kuşağın sorunsuz ve daha özgür yaşayabileceği bir şehir. Ama çalışma karşılığı kazanç o kadar yetersiz ki, yaşam ve iş tercihlerini İzmir dışında kullanıyorlar.

 

Xxx

Peki gelenler?

Ortalama yaş oranları yüksek. Çoğu emekli. İzmir’i “son durak” olarak kabul ediyorlar. Ekonomiye katılımları yok denecek kadar az.

Kısacası aldığımız göçün niteliği ömrünü tamamlamış motor gibi.

Çare, “laf ile peynir gemisi” yürümediğine göre, kent ekonomisine katkıda koyacak gençleri bu şehirde kalmaya yönelik ciddi ekonomik atılımlar gerekiyor.

 

Xxx

Rehavet, en kötü illettir.

İnanmayacaksınız ama tembellikten de kötüdür.

Sanırım genç nüfusu kaçıran nedenlerden biri de bu; Rehavet…

Prof. Dr. Ahmet Yılmaz’a göre İzmir, kapasitesinin sadece yüzde 30’unu kullanıyor.

Açıkça söyleyemiyor ama İzmir iş dünyası iş yapma konusunda “sıfır” demeye getiriyor.

Aslına bakarsanız bu çok derin bir sorun.

Oysa sanayisi, ticareti, tarımı, turizmi, istihdamı her sektörde yıldızlaştırma ve arttırma kapasitemiz var.

Gelin görün ki isteksiziz.

Rakamların dili böyle. 2018’de yayınlandı; son 10 yılda 50 yaş üzeri 120 bin göç almışız. Ayni dönem içinde 90 bin 20-30 yaş arası genç bu kenti terk etmiş.

 

Xxx

Prof. Yılmaz, Ege Bölgesi Sanayi Odası’nda Başkan Ender Yorgancılar ve meclis üyelerine sormuş:

“Kimlerin yurt dışında pazarlama elemanı var?”

Salonda parmak kaldıran sadece 5 kişi saymış!..

“Demek herkes halinden memnun” diyor ekonomi profesörü!..

Diyemiyor ama “pazarlama konusunda da hem geri hem de sıfır noktasındayız” demeye getiriyor.

Eeeeeeeeeeeee!..

Dünya'daki tüm şirketler, sürekli yeni müşteri arar ve PR ile kamuoyu oluşturup, dikkatleri kendilerine çekerler.

Biz ise oturur müşterinin ayağımıza gelmesini bekleriz.

Bu neye benziyor biliyor musunuz?

Hani, “Bekleyen derviş, muradına erermiş” atasözü var ya…

İzmir iş dünyası da işte bu zihniyette…

 

Xxx

Gemi kalkıyor limandan beyler!..

Ah bu gemide ben de olsaydım dememek için;

Ah ları-vah ları-yakınmaları bırakıp; laf ve dedikodu üretmeyi bırakıp iş yapalım… İş!..

 

Emeklilik sağlığa zararlı!..

Sakın ola; "emekli olamadım" diye üzülmeyin; "emekli oldum" diye de sevinmeyin...

 - Ya ne yapayım?

 - Hiç bir şey yapma, hiç bir şey olmamış gibi eski hayatına devam edin derim.

Uyarıyorum…

 

Xxx

Biliyorum; yıllarca çalıştınız yoruldunuz. Emekliliğiniz yaklaştıkça hayalleriniz çoğalıyor.

Deniz manzaralı bir ev, kapıda bir araba, bir şoför, bir hizmetçi, bir bahçıvan...

Elinizi sıcak sudan soğuk suya sokmamayı hayal ediyorsunuz değil mi?

İnşallah abartılı olmamıştır.

Abartılı diyorsanız, biraz daha mütevazı bir emeklilik düşünelim: Emekli olduğunuz günün sabahı neşeyle kalktınız. Artık tıraş olmak zorunda değilsiniz. Günlerce kirli sakalla dolaşabilirsiniz.

Koltuğa yaslanıp ayağınızı uzatacaksınız:

- Gelsin kahveler, çaylar... diyeceksiniz.

 Emekli adayı kardeşim, o dediğiniz benim dedemin zamanındaydı. Şimdi ne dedem kaldı, ne kahve, ne çay!..

Unutma ki, belki bir gün uzatırsın, belki iki gün, üçüncü gün…

Evde mırıldanmalar başlar.

Bil ki, seni iki kat uzatırlar sonra dörde katlarlar, evden postalarlar...

 

xxx

Küçük kız meraklı ya:

 - Anne!.. Babam hep böyle evde mi oturacak?

 - Yok kızım! Herhalde bir iş bulup çalışacak.

 Hakkında verilen bu karar -acı da olsa- yüzüne okunacak:

 - Gereği düşünüldü... Yarından tezi yok...

 Söyleyecek söz kalmaz…

- Ben bu yaştan sonra ne iş yapabilirim ki? Diyecek olursunuz…

 Adama sorarlar; bu da söylenecek bir söz mü? Madem yapacak bir işin yok neden emekli oldun?

 

xxx

- Yapacak bir işin yok mu?

 - Evet yok!

 Eğer bir işin yoksa, "varmış" gibi yapıp her gün belli bir saatte evden çıkacaksın, belli bir saatte de eve döneceksin:

 - Ama benim kahvehane alışkanlığım yok!

 - Öyleyse camiye gideceksin!

 - Cami alışkanlığım da yok!

 - Evde mi eda ediyorsun?

 - Neyi?

 - Namazı...

 - Ama benim namaz alışkanlığım da yok!

 - Alış o zaman... Yaşın kaç?

 - Hemen hemen yetmiş...

 - Daha yolun yarısındasın birader diyecekler ve öğren o zaman diye de ekleyecekler!..

 

Xxx

Ve, hayal kurma sevgili emekli kardeşim. Sen hasta olursan herkes senden önce hasta olur. Hanımın kaşları düşer, yüzü buruşur, kayınvalidenin zaten titreyen elleri seni görünce daha çok titrer. Sen de rahat huzur kalmaz, hastalığını bile elden alırlar...

Unutma, emekli olmak sağlığa zararlı.

İyisi mi çalışmaya devam et…

Hem kendini hem de aileni mutlu et; olur mu?

Garip ama gerçek…

Açıklanan enflasyon rakamlarının altından, ülkemizin en ünlü ekonomistleri bile işin içinden çıkamaz durumdalar.

2017 yılının temmuz ayından sonra ilk defa tek haneli enflasyon yaşamamız elbette umut verici bir durum.

Ancak akılları da karıştırıyor. Gelişen ekonomi olarak Türkiye’nin düşük enflasyon içerisinde yüksek hayat pahalılığı yaşanmasına akıl erdiremiyorlar.

Ve TÜİK Başkanı’nın hayat pahalılığı yaşanırken enflasyonun nasıl gerilediğini teknik olarak değil, herkesin anlayabileceği şekilde anlatmasını istiyorlar. Ekliyorlar:

Aksi takdirde enflasyon düşüşünün inandırıcılığı kalmaz, mal ve hizmet satan kurumlar davranışlarını inandırıcı bulmadıkları enflasyon seyrine göre belirlemezler.

Bu sadece tüketici enflasyonu için değil, üretici enflasyonu için de geçerlidir.

Nitekim Prof. Dr. Emre Alkin “Bir yıllık ÜFE’deki oldukça düşük oranın ‘ben bir yıldır yüzde 30-50 maliyet artışı yaşıyorum’ diyen üreticiyi tatmin etmez” diyor.

Prof. Emre Alkin’in görüşleri şöyle:

“Bu rakamları açıklayan kurumun vatandaşı, üreticiyi, hatta yurt dışından bakanları tatmin edecek şekilde bilgilendirmesi ve aydınlatması gerekiyor. Aksi takdirde enflasyonun düşmesinin yaratması gereken olumlu algıyı oluşturamayız. Tam tersine, akıllarda ciddi tereddütler oluşur. Şu unutulmamalıdır ki rakamları yöneterek ekonomiyi yönetemezsiniz…’

Doğru söze ne denir?

 

Ya tersi olursa?

Alman kökenli Amerikalı bilim adamı Einstein dünyanın en zeki insanlarından biriydi. Bir toplantıda ona sordular:

“Delilik nedir?”

“Delilik, aynı şeyi tekrar tekrar yapıp farklı sonuç beklemektir.”

“Sizce dünya nasıl yönetiliyor?”

“Dünyayı ahmaklık, salaklık, korku ve açgözlülük yönetir.”

“Dünyada yaşam nasıldır?”

 

“Dünyamızda üst sınıf yaşar, orta sınıf şikâyet eder, alt sınıf şükreder.”

“Ya inanç durumu?”

“Dünyada üst sınıf paraya, orta sınıf lidere, alt sınıf da Tanrı’ya tapar.”

 

xxx

Einstein bir toplantıda Marlein Monreo ile tanışır. Marlein, üstat, biz evlensek çocuğumuz sizin zekanız, benim güzelliğim ile muhteşem olur der.

 Einstein cevap verir.........YA TERSİ OLURSA....

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Yazarlar

Günlük Burç Yorumları 15 Kasım 2019 Cuma. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları 14 Kasım 2019 Perşembe. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Astroloji Günlük Burç Yorumları 13 Kasım 2019 Çarşamba tüm burçlar.

Günlük Burç Yorumları 12 Kasım 2019 Salı. Astrolojide tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları 11 Kasım 2019 Pazartesi. 11 - 17 Kasım haftalık burç yorumları. Astrolojide tüm burçlar ve yükselenleri. Burçların aşk hayatı nasıl?

Burçları hafta sonu ne bekliyor? 10 Kasım 2019 Pazar tarihinde günlük burç yorumları ve yükselenleri.

Yazarlar
Website Security Test