Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Neden susuyorsunuz?

18.10.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Farkında mısınız bilmiyorum; ulusal eğitimde bilinmeyen, öngörülemeyen bir bilinmeze doğru hızla sürükleniyoruz!..

Ne yazık ki kimseden ses çıkmıyor, “SUSAMAM” diyen gençlerden başka...

Yağmur ormanlarını korumak uğruna Amazon ormanlarına giden ve yerel halkın mücadelesine katılan Yazar Derrick Jensen’e yerliler sorarlar: “Neden bizim için bunları yapıyorsun? Bizden ne bekliyorsun? Sana verecek hiç bir şeyimiz yok...”

Yazar gülerek cevap verir, “Hiçbir şey beklemiyorum. Sizlere nasıl anlatmalıyım bilemiyorum. Bunlar hepimizin geleceği. Onları korumalıyız.” Sonra da kendine sorar:

“Bir çok kişi niçin toplumda yaşanan sorunlarla ilgilenmez, yanlışlara aldırmaz?..”

Gerçekten neden çoğu kimse son yıllarda yaşanan sorunlar karşısında duyarsız kalıyor? 

Bu ülkenin geniş bir kesimi, toplumdaki dinci ve gerici değişimlere, yakın bir gelecekte kendilerini de etkileyecek olumsuz gidişlere, toplumun yıpratılmasına, çocukların, gençlerin zehirlenmelerine tepki göstermiyor, neden?

Cumhuriyet Aydınlanması’nın100. Yılında,  siyasetin yarattığı korku ortamında kimi politik çıkarları için susuyor, kimi ekonomik çıkarları için. Kimi de yoksulluktan, cehaletten susuyor, konuşamıyor…

Oysa ülkemizde sürmekte olan geri gidişi, yeni kuşaklardaki erozyonu, ülkenin kaybolan çağdaş değerlerini, dinci ve gerici bir ablukanın bütün toplumu karabasan gibi sardığını, haykırmamız gerekmiyor mu?

Laik Türkiye Cumhuriyeti yasalarınca yasaklanmış olan ılımlı-köktenci tarikatlar, cemaatler, Nakşiler, Kadiriler, Nurcular, Süleymancılar, Mahmut Efendiler, Cüppeliler, Menzilciler kendilerini Türk görmeyen siyasetçilerin ve onların arkasındaki emperyal güçlerin gayretleriyle her yerdeler!..

Lütfen başlarınızı meşgul olduğunuz işlerinizden bir an kaldırın ve Atatürk’ün Türkiye’sinde toplumun nereye götürüldüğünü, tarikat ve cemaatlerin her geçen gün biraz daha artan güçlerine ve softa yuvası medreselerin tekrar hayata geçtiği gerçeğine uyanın..!

 

Xxx

 

Anadolu’nun her yerinde, büyük kentlerin varoşlarında açılan medreselerin Anadolu’nun sahipsiz çocuklarını şeriat kurallarıyla eğittikleri ve başka bir dünya için hazırladıkları gerçeği sizler için bir şey ifade etmiyor mu?

Peki Milli Eğitim Bakanlığı ve diğer yetkililer neredeler?

Devlet nerede

 

Xxx

 

Yaşadığımız ülke bizim değil sanki...

Herkes susuyor... İnanılacak gibi değil.

 

Oysa toplumun geleceğini bireylere verilen eğitim belirliyor. 15 yıl süren eğitim, insan yaşamının dörtte biridir. Bu sürecin niteliği çok önemlidir. Eğer, temel eğitim; toplumun bütün bireylerine ulaşamıyor, onları düşünen, üreten, yapıcı ve yaratıcı çağdaş bireyler haline getiremiyorsa, geleceğimizden kaygı duymalıyız.

 

Xxx

 

Türkiye Cumhuriyeti'nin devlet okulları son yıllarda koyu bir dini taassubun yerleştiği eğitim kurumları haline geldi.

Bizlerse derin bir suskunluk içinde kendi yaşamlarımızı sürdürüyoruz.

Her şey bittiğinde hatırlayacağımız şey, Cumhuriyet düşmanlarının yaptıkları değil, “Cumhuriyet değerlerine bağlı gözüken Bizlerin sessizliği” olacaktır.

 

Xxx

 

Bu ülke dün de sağcı, aşırı milliyetçi iktidarlar ve onların liderleri tarafından yönetildi. Ama bu iktidarların en tutucu Milli Eğitim Bakanları bile, milli eğitim müfredatlarıyla bu denli, çocuklarımızı çağdaş dünyaya hazırlamak yerine, geriye götürecek değişiklikler yapmadı.

Bugün ise, başta Atatürk devrim ve ilkelerimiz olmak üzere, milli mücadelelerimiz, kurtuluş savaşımız, sosyal yaşamımız, aile birliğimiz, anayasamız ve medeni kanunumuz açıkça çiğneniyor.

Ve; yine kimseden ses seda yok!..

Çıt yok, çıt!...

 

Xxx

 

Milli Eğitim Bakanlığının müfredatı, tam olarak içinden çıkılmaz bir durumda.

Örneğin “Fıkıh” ders kitabında; Malikîler, Şâfiîler ve Hanbelîlerin kızın veliden izinsiz evlenemeyeceği, Hanefi mezhebine göre ise erkek kıza denk değilse kızın velisi evliliği feshettirebileceği yazılı.

Dahası yeni koca, annesi ile zifafa girmediyse, kadının kızıyla, yani adamın üvey kızıyla evlenmesinin günah olmadığı belirtilmektedir.

Ders kitabında resmen, kocanın çok eşli olabileceği yazılıyor. “Yeter ki kadınlar akraba olmasın” diye de yol gösteriliyor.

 

Xxx

 

Anayasamız ile güvence altına alınan Medeni Kanunumuzla;

Mirastan kız ve erkek çocukların eşit pay almaları,

Tek taraflı olarak erkeklerin olan boşanma hakkının kadınlarımıza da tanınması,

Kadınlara istedikleri işte çalışabilme hakkı verildiği yazılı olmasına rağmen…

Bugünün ders kitaplarında ve Diyanet’in fetvalarında Medeni Kanun’a ve bu kanunun kadın-erkek eşitliği, milli birliği sağlama amaçlarına aykırı ifadeler yer almaktadır:

Kocaya 4’e kadar çok eşli olma hakkı.

Anneleri ile zifafa girilmeyen üvey kızlarla evlenilebilir.

Boşama yetkisi kocaya verilmiştir, koca yetkisini başkasına devredebilir.

Boşama için kocanın mahkemeye gitmesine gerek yok, “boş ol” demesi yeterli.

Çocuk olmamasının boşanma sebebi sayılması.

Mirastan kız çocuklara, erkeğin yarısı kadar pay verilmesi.

Kadının açmasına izin verilen avreti; yüzü, bilekleriyle birlikte ellerin olduğu.

Elbisenin, karşı cinsin dikkatini çekmemesi.

Kadına bakmanın haram olduğu.

Kürtajın cinayet olduğu.

Estetik yasak.

Tekfir eden (dinden çıkan) erkekse Müslüman bir kadınla evlenemeyeceği.

Kadın, eşinin sevmediği kimseleri evine sokamayacağı gibi bir sürü saçma söylemler ders kitaplarında yer almaktadır.

 

Xxx

 

İyi de nereye kadar?

Bu gidişat, hiç birinizi endişelendirmiyor mu?

Endişelendiriyorsa, o zaman neden susuyorsunuz?

Dünyanın bir başka yerinde değil kendi ülkemizde sürmekte olan geri gidişi, yeni kuşaklardaki erozyonu, ülkenin kaybolan çağdaş değerlerini, dinci ve gerici bir ablukanın bütün toplumu karabasan gibi sardığını görmüyor musunuz?

Bilin ki, her şeye, her şeyimize veda edeceğiz.

En başta da, özgürlüğümüze, yaşam biçimimize, çağdaş değerlerimize, ideallerimize ve çocuklarımıza!..

 

 

Bir Demirel anısı…

 

Levent Kırca anlatıyor:

Süleyman Demirel Başbakan.

‘Gereği Düşünüldü’ isimli bir müzikal oynuyoruz.

Yer yerinden oynuyor. İnanılmaz ilgi görüyor.

Yenikapı'daki Hürriyet çadırında günde 3.500 kişiye oynuyoruz.

Sert bir kış, çok kar yağdı. Çadırın bir kısmı çöktü. Oyunlar durdu. Çadırı onarıp yeniden başlamam lazım.!

Ancak para gerekiyor. Kredileri de bankalar bu kadar kolay vermiyor. Hatta hiç vermiyordu.

Başbakan Süleyman Demirel'den randevu aldım. Kendisiyle Başbakanlık konutunda buluştuk.

Durumu anlattım. Yardımcı olun da bir bankadan kredi çekeyim’ dedim…

Dedi ki, ‘Kredi çekersen ezilirsin, üzülürsün. Müsaade edersen bu parayı sana ben ödeyeyim. Geri vermene de gerek yok.’

Telefonu kaldırdı, Kalem-i Mahsus Müdürü'ne ‘Bana çek defterimi getir’ dedi.

Söz konusu paranın miktarı, o günkü 1 trilyon ( bu günün 1 milyonu) civarında idi.

Süleyman Bey'le karşılıklı oturuyoruz. Çaylarımızı yudumluyoruz ve çek defterinin gelmesini bekliyoruz.

Ben düşünüyorum…

Ve kararımı verdim Süleyman Demirel'e dedim ki;

‘Eğer darılmazsanız ben bu parayı sizden alamam’.

"Neden?’ dedi.

‘Ben sizinle aynı görüşte değilim. Üstelik böyle bir para sizi eleştirmeme mani olur!..

Demirel bana, ‘Bugüne kadar oynadın. Beni yerin dibine soktun. Sana mani mi olduk? Al parayı git gene oyna’ dedi.

Nezaketine teşekkür ettim.

Parayı almadan Başbakanlık konutunu terk ettim.

 

Xxx

 

Kardeşi Hacı Ali Demirel'i arayıp bu davranışımdan ötürü, bana hayran kaldığını belirtmiş.

Daha sonraki yıllarda eşi Nazmiye Hanım'la gelip bütün oyunlarımızı seyretti.

Açtığım tiyatroların açılışlarını yapıp kurdelesini kesti.

Farklı bir hoşgörüye sahipti.

Birkaç kez hastalanıp hastaneye yattım. Beni ilk arayan o oldu.

Oynadıklarım, ona karşı eleştirilerim nedeniyle ne bana dokundu, ne de yasaklama getirdi.

Dahası Cumhurbaşkanıyken, ‘Olacak O Kadar’ programı için ‘Türkiye'nin gerçeklerini yansıttı ve ülke gündemine katkı sağladı’ diyerek beni ‘Devlet Sanatçısı’ yaptı…

Sözün Özü:

İnsanlar birbirlerine, fikirlerine, düşüncelerine karşı olsa da siyasetçi, sanatçı olmak bence işte böyle bir şey olmalı.

Süleyman Demirel'i, Levent Kırca'yı Rahmet ve Minnetle ANIYORUM.  Mekanları Cennet olsun.

(Levent Kırca anılarından alıntıdır.)

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Yazarlar

Günlük Burç Yorumları 15 Kasım 2019 Cuma. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları 14 Kasım 2019 Perşembe. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Astroloji Günlük Burç Yorumları 13 Kasım 2019 Çarşamba tüm burçlar.

Günlük Burç Yorumları 12 Kasım 2019 Salı. Astrolojide tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları 11 Kasım 2019 Pazartesi. 11 - 17 Kasım haftalık burç yorumları. Astrolojide tüm burçlar ve yükselenleri. Burçların aşk hayatı nasıl?

Burçları hafta sonu ne bekliyor? 10 Kasım 2019 Pazar tarihinde günlük burç yorumları ve yükselenleri.

Yazarlar
Website Security Test