Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Darısı İzmir’in başına

25.10.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

İki hafta önce Türkiye Prefabrik Birliği’nin Şanlı Urfa’daki Harran Üniversitesinde düzenlediği “ÖNÜRETİM TEKNOLOJİSİ VE KENTLER” konulu toplantısına konuşmacı olarak katıldım. Teknik elemanların yanısıra öğrencilerin de bulunduğu başarılı bir toplantı oldu; betonarme prefabrik yapılarda deprem güvenliği ile beton yol ve gürültü bariyerleri, kent mobilyaları ve benzeri kentsel altyapı ürünleri gibi konular üzerinde duruldu.

Toplantının Şanlıurfa’da yapılmasının özel bir anlamı da var. Çünkü 12 bin yıl önce insanoğlu ilk tapınaklarını prefabrik yani önüretim olarak Urfa’nın Göbeklitepe diye adlandırılan yöresinde inşa etti.

Daha önce de yazmıştım. Mezapotamya’yı da içine alan “bereketli hilal” insanoğlunun ilk defa yerleşik yaşama geçtiği yer olarak biliniyor. Ancak Göbeklitepe’de ortaya çıkan kireçtaşından6 metre yükseklikteki T şekilli sütunlar ve çevresindeki daha kısa sütunlar, yerleşik yaşama geçmeden önce bir çeşit tapınak yapıldığını, bunların bin yıl sonra ise taşlarla kapatıldığını gösteriyor. Bu taş sütunlar, günümüzdeki önüretim kolonlar gibi başka bir yerde oluşturulduktan sonra tapınak yerinde hazırlanan hokkalara sokulup sabitlenmiş. Bu tapınak kompleksinin Mısır piramitlerinden 7400 yıl önce yapıldığı düşünüldüğünde, Şanlıurfa’nın müthiş bir tarihi geçmişe sahip olduğu daha iyi anlaşılabilir.

Göbeklitepe’ye büyük ilgi

Göbeklitepe’yi 10 yıl kadar önce görmüştüm ilk kez. Üzerinde ahşap bir yürüme yolu vardı. Bekçi falan anımsamıyorum. Arazisini sürerken burayı keşfeden gönüllü bekçi Mahmut Kılıç bir kenarda duruyordu belki. Yeri gelmişken burasını bir bakıma keşfeden Prof. Dr. Klaus Schmidt'ide anmadan geçmeyeyim.

Bugün ise, çağdaş bir çatı örtüsü ile kaplı kazı alanı. Yeni kazıların yapılacağı bölgeyi de uzay çatı ile korumaya almışlar. Doğuş Holding destek veriyor.

Urfa’nın tarih boyunca bir dini merkez olmasının temeli bu tapınakların 10 bin yıl önce burada oluşturulmasında yatıyor. İnsanlar, geçmişlerinden taşınan inançlarla tepenin en üst noktasındaki dut ağacına dilek çaputları bağlamışlar binlerce yıldır. Bu alanı kutsal bilmişler. Şaşırtıcı değil mi?

Beni şaşırtan diğer bir olgu, halkımızın buraya gösterdiği ilgi oldu. Yurdun her tarafından gezi kafileleri akın akın geliyor buralara. Giresun’dan, Edirne’den, İzmir’den, İstanbul’dan, Muğla’dan, Ankara’dan, çoğunluğu kadın yüzlerce vatandaşımız rehberlerin anlattığı öyküleri merakla dinliyordu. Bu ilgide, 2019’un “Göbeklitepe Yılı” ilan edilmesinin de rolü var.

Beni hayrete düşüren bir durum da, yalnızca Göbeklitepe’nin değil, müzelerin de kalabalık oluşuydu. Mevsim sonu sayılabilecek bir dönemde, yalnızca ‘Şanlıurfa Müzesi’nin değil, Gaziantep’teki (Zeugma) ‘Mozaik Müzesi’nin, ‘Antakya Mozaik Müzesi’nin de ziyaretçilerle dolup taştığını görmek hoşumuza gitti. (Bu müzelerin mimarları sırasıyla UED ve Efekta Mimarlık - Abdi Güzer -Kemal NALBANT’dır)

Müzeler GAP’a yakışmış

Üç müze de çok etkileyici. Göğüslerimizi kabarttı. Böylesine zengin kültürel varlıklara sahip olunması ve bunların etkileyici bir şekilde sunulması gururlandırıyor insanı.

30 bin metrekareden fazla kapalı bir alana sahip olan ‘Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi’ ülkemizin en büyük arkeoloji müzesi; 14 büyük salonda,10 bin yıl öncesinden Osmanlı dönemine uzanan bir gezi yapılıyor. Ziyaretçiler, en heyecan verici anları, Göbeklitepe tapınağının birebir kopyasının ortasında yürürken yaşıyor. Uygarlık tarihinin bilinen en eski heykeli, ‘Balıklı Göl Adamı’da burada. Büyük bir Roma konutunun üzerine inşa edilmiş ‘Şanlıurfa Haleplibahçe Mozaik Müzesi’ de 2 adım ötede.

Gaziantep’teki ‘Mozaik Müzesi’ ise 25 bin metrekare kapalı alanda ender mozaik koleksiyonlarını barındırıyor. En tanınmış parçası ‘Çingene Kızı’nın yarattığı etki, Louvre’daki Mona Lisa ile karşılaştırılıyor.

Antakya’daki mozaikleri ilk gördüğümden bu yana yirmi yıldan fazla bir zaman geçti. Şimdi bunlar ve daha fazlası yeni müze binasında 10 bin metrekareyi aşan bir alanı kapsıyor. Antakya’da ayrıca, bir Roma villasının büyük salonlarının tüm taban mozaiklerinin bulunduğu ‘müze otel’ de görülmeli.

GAP gezimizde, koltuklarımızı kabartan bu müzeleri gezerken ah İzmir vah İzmir demeden edemedim. Yerel seçimlerde AKP adayı Nihat Zeybekçi, Alsancak’taki TEKEL binalarının bulunduğu yere yeni bir müze tasarlandığını, bunun hayata geçirilmesi için uğraşacağını anlatmıştı. Bu vaatler havada kaldı, bir gelişme yok. Güneydoğu’daki müzeleri görünce, Bakanlık yetkililerine soruyoruz: İzmir’in müzesi nerede? Bu konu üzerinde durmayı sürdüreceğiz.

Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun. Nicelerine esenlikle…

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Yazarlar

Günlük Burç Yorumları 15 Kasım 2019 Cuma. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları 14 Kasım 2019 Perşembe. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Astroloji Günlük Burç Yorumları 13 Kasım 2019 Çarşamba tüm burçlar.

Günlük Burç Yorumları 12 Kasım 2019 Salı. Astrolojide tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları 11 Kasım 2019 Pazartesi. 11 - 17 Kasım haftalık burç yorumları. Astrolojide tüm burçlar ve yükselenleri. Burçların aşk hayatı nasıl?

Burçları hafta sonu ne bekliyor? 10 Kasım 2019 Pazar tarihinde günlük burç yorumları ve yükselenleri.

Yazarlar
Website Security Test