Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Dünya film endüstrisi

25.10.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Dünyada, sinema ve TV dizi film sektörü için yıllık bazda hesaplanan 200 milyar dolarlık büyüklük, bir çok bilinen sanayi kolu cirolarını geçmiş durumda.

Ülkemizde ise hacim, sinema sektörü için 70 milyon izleyici ve 900 milyon lira (yaklaşık 120 milyon dolar) ciro seviyelerinde. Son yıllarda dizi sektörü de bir hayli gelişti ve ihraç ürünü olarak 300 milyon dolarlar konuşuluyor. Bu dizilerin ülkemize değişik coğrafyalardan milyonlarca kişide sempati oluşturduğu da bir gerçek.

Küresel bağlamda ise, sinema sektörü gelişen teknolojisi ve olağanüstü sinematografileri ile büyük bir değişimden geçiyor ve bayrağı da Hollywood taşıyor. Batan Titanic için gerçek geminin yapım maliyetleri 120 milyon dolar iken, onun hikayesini anlatan filmin bütçesi özel efektleri ve aksiyon sahneleri ile 200 milyona ulaşmıştı. Bir kaç yıl sonra da James Cameron, sinema tarihinde devrim yaratacak olan CGI efektleri ile dünya çapında 2,78 milyar dolar ciro elde edecek olan Avatar filmini çekti. Görüldüğü gibi, Dünyada ilk film gösteriminin olduğu 1895 yılından bu yana Sinema Endüstrisi inanılmaz değişimlere yol açtı. Oyunculardan, stüdyolara ve bilet satışına kadar ortaya çıkan ekonomi yaklaşık 100 milyar dolar civarında. Bu rakama reklamlar, hediyelik eşyalar, TV yayınlama lisansları, müzik CD satışları ve sponsorluk bütçeleri dahil değil.

Tabii okuyucularımız konunun sadece Hollywood film endüstrisi olmadığının farkında. Ardında Amerikan kültür emperyalizminin dahice bir kurgusu var. Elbette kültürel emperyalizm ile kültürel küreselleşme farklı kavramlar. Burada kastımız genel olarak, sinema dahil medya ürünleri ve hizmetleri ile ABD gibi gelişmiş sanayi ülkelerinin kendi değerlerini,  diğer ülkelerin kültür ve değerlerinde bir aşınma ve yok olmaya neden olacak düzeyde o ülkelere tek yönlü empoze etmesi anlamındadır.

Tüm bunlar, geçen akşam seyrettiğim Joker filmi nedeni ile aklıma geldi. Geçtiğimiz günlerde vizyona giren bu filmin başrol oyuncusu Joaquin Phoenix'in performansından tüm izleyiciler etkilenmişe benziyordu ama bir o kadar kitle de sanırım senaryosu için aynı duygular içinde idi.

Yönetmen Todd Phillips, ruhsal problemleri olan başarısız bir komedyenin özel yaşamındaki ve işinde karşılaştığı hayal kırıklıklarının onu acımasız bir katile dönüştüren öyküsünü anlatırken, şiddeti neredeyse kutsayan ve normalleştiren bir anlatım tutturuyor. Phillps, gerçekçi şiddet sahneleri nedeni ile Richard Lawson (VanityFair) gibi eleştirmenlerce, ele aldığı patolojik vakaları sorumsuzca bir propaganda mecrasına dönüştürdüğüne dair cümleleri şiddetle reddediyor ve ironik bir dille: “Bence, film, sevgisizliğin, çocukluk döneminde yaşanan travmaların, hayata karşı hoşgörüsüzlüğün öyküsü. İnsanların bu mesajı algıladığı düşüncesindeyim. Sinema, kompleks bir anlatım sanatı. İzleyiciler içinde karmaşık olmayan bir sanat dalı arayan varsa, kaligrafiyi önerebilirim” şeklinde düşüncelerini belirtiyor! Başroldeki Phoenix de filmin felsefi ve etik açılımlarından rahatsız görünmüyor:’’Bence, film yapımcısın görevi, işin etik kısmı ya da iyi ve kötü ayrımı konusunda izleyiciyi eğitmeye çalışmak değil. Şahsen, filmde, bunun açıkça ortada olduğunu düşünüyorum" diyor ve ekliyor: “Senaryoyu okurken ben de çelişkili duygulara kapıldım ama bizleri farklı düşünmeye zorlaması nedeni ile bu projede olmayı arzu ettim. “Doğrusu Phoenix, Joker karakterini öylesine tutkulu bir performans ile canlandırıyor ki, kötü adam hayranlığı ya da anti kahraman fanatikliği yaratma konusunda sınır tanımaksızın izleyicisini, Joker’in içselleştirmesi anlamında kışkırtıyor.

Zararsız bir bireyin şiddet, anarşi ve kaos yaratacak sosyopat bir tipolojiye dönüşmesi bağlamında seyircide oluşan katartik ve bir o kadar da dejeneratif duygu durumu, metafiziksel örüntülerle kült bir sinema eserini karşımıza seriyor. Bu kötülüğe bir güzelleme değil, modern toplum düzenine acımasız bir eleştiri gibi izleyiciyi sarsıyor. Sosyal güvenlik bütçelerinin kısılmasından immature politik figürlere kadar toplumun tüm kesimleri ve politikaları otopsiye yatırılıyor. Sonuçta sosyolojik bir çözüm ortada bulunmasa da popüler küresel kültürün bir mit’i Joker karakterinde beyinlerimize arzı endam ediyor.

Sonuçta, Sinema muazzam parlak bir dünya. Joker filminden çıkan seyirciler ya Nietzsche’nin Wagner’in müziğine söylediği gibi “Bir ruh çöküntüsü içinde, batmamak için devamlı yüzülmesi gereken çılgın, kaotik dalgalar” arasına kulaç atacak ya da entelektüel donanımına bir katkı sağlayarak hayatına devam edecek!

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Yazarlar

Günlük Burç Yorumları 15 Kasım 2019 Cuma. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları 14 Kasım 2019 Perşembe. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Astroloji Günlük Burç Yorumları 13 Kasım 2019 Çarşamba tüm burçlar.

Günlük Burç Yorumları 12 Kasım 2019 Salı. Astrolojide tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları 11 Kasım 2019 Pazartesi. 11 - 17 Kasım haftalık burç yorumları. Astrolojide tüm burçlar ve yükselenleri. Burçların aşk hayatı nasıl?

Burçları hafta sonu ne bekliyor? 10 Kasım 2019 Pazar tarihinde günlük burç yorumları ve yükselenleri.

Yazarlar
Website Security Test