Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Sadece Atatürk’e verilmiştir

8.11.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Dünya tarihi bir sıfatın sadece Mustafa Kemal’e verildiğini yazar…

Dünyada O'ndan başka hiçbir liderin alamadığı bir sıfattır bu..

Hangi sıfat mı?

Bir insan doğumundan ölümüne kadar ya bir askerdir, ya bir devlet adamıdır, ya çevrecidir, ya tiyatrocudur, ya sanatçıdır, ya arkeologdur, yani bir şeydir…

Ama bunların hepsi birden olabilen dünyadaki tek lider Mustafa Kemal ATATÜRK olduğu için dünyada; “KÜLTÜR ANTROPOLOĞU” sıfatı verilebilen tek lider de Mustafa Kemal’dir.

'Kültür Antropoloğu’ nedir, ne değildir?

Uzun uzun başınızı ağrıtmayacağım.

Hadi gelin 5 Mayıs 1935, Ahlatlıbel’e gidelim.

Ahlatlıbel Ankara yakınlarındaki kazıların başladığı yer biliyorsunuz. Bütün arkeoloji kazılarının yapılma emrini veren Mustafa Kemal, müzelerin açılma emrini veren de Mustafa Kemal. Ama bugünlerdeki gibi, açın, kazın, işte imza… Öyle değil…

Bakıyorsunuz Efes kazıları başlıyor iki kere gidiyor. Konya‘da Asar kazıları başlıyor başında. Bir de bakıyorsunuz Ahlatlıbel kazıları başlamış başında. Toprak alıyor, ölçüyor, biçiyor.

“Ya, ne yapıyor Mustafa Kemal?” diyorlar. Çankaya’ya gidiyor, Çankaya’da üç gün üç gece hiç uyumadan; uyumamak için alnına ıslak bezler koydurmuş, birilerini çağırıyor, telefonlar ediyor, bir heyecan, bir telaş...

Üç gün sonra; “Gelin, diyor Ahlatlıbel’e gidiyoruz. Hemen geliyor, diyor ki; “arkeologlar toplanın…”

Biliyorsunuz başlarında büyük arkeoloğumuz Zübeyir KOŞAY var. Bu Zübeyir KOŞAY’ın bire bir anısıdır. Toplanıyorlar. Mustafa Kemal heyecanla;

“Kazdığınız yer yanlış, şurayı kazmanız gerekir” diyor.

Yabancı arkeologlar; “El insaf paşam. Anladık iyi askersin, iyi devlet adamısın ama yani bu iş de bizim işimiz, niye karışıyorsun” der gibi aralarında birkaç şey oluyor ama emir büyük yerden..

Başlıyorlar Mustafa Kemal’in gösterdiği yeri kazmaya. Sonuç mu?

Bütün bulgular oradan çıkıyor…

İnat uğruna, ceplerinden ödeyip kendi dedikleri yeri kazıyorlar hiç bir bulguya rastlanmıyor.

Bunun üç gün sonrası, ATATÜRK Galip Arcan’ın yazdığı “Sırat Köprüsü” adlı piyese davetlidir.

Piyesin başında mutludur, biraz sonra sinirlenmeye başlar, bir müddet sonra bitince; “Bana Galip Arcan’ı çağırın!” der.

Galip ARCAN gelince;

"Bu piyesi siz mi yazdınız?" der.“

" Evet paşam, ben yazdım…”

" Hayır, bu bir "Bolunun Flor Doranj" adlı Boldvilin'in aynen çevirisi. Neden bunu belirtmediniz? Hakkınızda soruşturma açtırıyorum” diyecektir.

Buna benzer pek çok anıyı da okuyunca ne dedim biliyor musunuz?

 “A be Atam, Boldvilin’e varıncaya kadar ne zaman okursun? Ne zaman kafanda tutarsın?”

Ve o sırada ne yaptım biliyor musunuz? Yirmi yıllık araştırmacıydım, ATATÜRK’le iddiaya girmek gibi, dedim ki; “Senin başında durmadığın, ilerletmeye çalışmadığın bir alan bulmak benim boynumun borcu olsun..”

Prof. İlknur Güntürkün Kalıpçı “Sanat ve ATATÜRK” adlı bir araştırmaya başlar.

Bakar, resimde Türk tarihinde ilk resim sergisini o açıyor, heykelde dinin etkisini o kaldırıyor!!!

Her şeyde Mustafa Kemal Atatürk var ve çok da başarılı.

Kendince Atatürk ile “onun bilmediği bir şeyi bulacağım” çabasına girer. Ve ilk olarak aklına yedinci sanat dalı, sinema gelir. Kendi kendine; “burada iddiayı kazanırım” der.

***

Baş yönetmen Cezmi Ar, başrolde Mustafa Kemal, film çekiyorlar. Ve Cezmi Ar Mustafa Kemal’e tabi Cumhurbaşkanı ya, diyemiyor; şöyle dur, böyle dur, diye. Ama diğer oyunculara şiddetle bağırıyor.

Atatürk; “Gel Cezmi gel, diyor. Burada başkomutan sensin, ben bu işi bilmem. Önemli olan işin iyi çıkması. Bana da aynı şiddet ve hiddetle bağıracaksın!..”

Cezmi Ar hayatının son günlerinde “Ben bir daha asla öyle bir oyuncuyla çalışmadım…” diyecektir.....

Ve Prof. İlknur Hanım iddiayı kaybeder ama mutludur.

Çünkü Atatürk gerçekten söylendiği gibi Kültür Antropoloğu sıfatını taşıyan dünyadaki tek liderdir…

 

***************

 

Bir güzel, iki çirkin olay…

Yağmur gibi insan yağdı?

Önce güzel olan…

Yaşadım ve inandım ki, bu Cumhuriyeti de, Atatürk sevgisini de hiç kimse ve hiçbir güç yıkamaz.

Gidemeyenler için söylüyorum:

Anıt Kabir’in 29 Ekim’de halini görmeliydiniz.

Anıt Kabir’i sel basmıştı sel!..

Bu sel yağmur değil, yağmur gibi yağan insan seliydi.

Bütün Türkiye oradaydı sanki.

Ülkenin bütün renkleri oradaydı.

On binler bir kapıdan giriyor, ziyaret için sıra bekliyor, ziyaretini tamamlamış olan diğer on binler öteki kapıdan çıkıyordu.

Bu giriş ve çıkışlar bazen dört-beş saati bulsa da bir tek şikayetçi kişi görmedim ve duymadım.

Çok kişi mozoleye ulaşamadı.

Fatihalar mozolenin on-onbeş metre arkasında durarak okunabildi.

Anıtkabir’de başı açıklar kadar, başı örtülü, türbanlı bayanlar da gördüm, sakallı amcalar da…

Ve 10 Kasım…

Eminim 29 Ekim’deki insan seli, Pazar günü “taşkın”a dönüşecektir.

Çünkü şimdiden 10 Kasım’da, izdiham nedeniyle ziyaret yapamama endişesi taşıyan on binler, günler öncesinden Ankara yollarına düştü. Türkiye’nin her yerinden binlerce otobüs Anıt Kabir ziyareti için başkente akıyor.

Ne mutlu bize…

 

**********************

 

Diyanet; ayıp ettin be kardeşim!..

 

Bu da çirkin…

İnançlı bir insanım.

5 vakit namaz kılmasam bile, dini vecibelerimi sağlığım elverdiği kadar, yani mümkün olduğunca yerine getirmeye çalışırım.

Cuma namazlarını mazeretim yoksa kaçırmamaya çalışırım.

Bu yıl 29 Ekim Salı’ya denk geldi. Ama 4 gün önce 25 Ekim Cuma idi. Yani 29 Ekim öncesinde son Cuma.

Cumhuriyetimizi kuran, vatanı kurtaran eşsiz kahraman ve koskoca bir asrın dünyada herkesin kabul ettiği en büyük ve tek lider Atatürk için bir cümlelik de olsa laf edilmesini bekledim.

Vazgeçtim anmayı ve övgü dolu söylemleri,

Allah Rahmet Eylesin, Ruhu Şad olsun, mekanı cennet olsun gibi…

Edilmedi.

Kalkıp gidecektim;

Hutbeyi bekledik.

Hutbede de beklediğimiz olmadı.

Eminin aynı aymazlık 10 Kasım öncesi 8 Kasım 2019 Cuma günü de yaşanacak, yaşanmış olacaktır.

Aksi olursa şaşarım!..

Ancak;

Diyanet İşleri Başkanlığı Cumhuriyetin ilk müesseselerindendir.

Kurucusu Atatürk’tür.

Atatürk’e o gün; “Diyanet İşleri Başkanının maaşı ne olsun?” demişler,

“Genelkurmay Başkanının maaşından az olmasın” demiştir.

O kadar önem vermiş yani.

Ama o Diyanet, bugün ne yazık ki ne dini ne de milli bayramlarımız ve 10 Kasım’larda, bu ülkenin eşsiz ve mümtaz varlığı, aynı zamanda kendisinin de var olma sebebi olan Büyük Atatürk’ün adını bile ağzına almıyor.

Bir Fatiha’yı bile esirgiyor.

Çok büyük saygısızlık ve vefasızlık…

Yapmayın be kardeşim;

Bırakın artık şu Atatürk düşmanlığını..

Çok beddua alıyorsunuz… Çoooookkkkk!..

 

**************

 

“Benim içimden de donla girmek geldi!”

 

Bu da çirkin…

Hiç unutmuyorum. Geçen yıl not almış, başına da “terbiyesiz adam” yazıp arşivimde saklamıştım.

Olay şu:

10 Kasım’da Mustafa Kemal Atatürk baskılı kıyafetle okula gittiği gerekçesiyle bir öğrencinin okul müdürü zat tarafından edepsizce azarlanması!..

Müdür efendiye göre, öğrencinin derse Atatürk resminin bulunduğu kıyafetle girmesi yasakmış!

Gerekçesi ilginç. Şöyle diyor:

“Biri de yarın başka bir kıyafetle gelsin. Diğer gün başka biri, benim için bu uygun diye gelirse ne yapacağız? Yine biri, peygamberin giydiği kıyafetle gelirse ne yapacağız? Şimdi söyle bana; Atatürk mü, peygamberimiz mi daha önemli?

Diyelim ki başka biri Hz. Adem’in doğum gününü kutlasın, onun resmi ile gelsin. Biri Fatih’in doğum gününde onun resmi ile gelsin? Nasıl olacak bu iş?

Ben böyle geldim diye bir şey yok. Burası senin babanın yeri değil. Atatürk’te senin babanın uşağı değil. Benim için Atatürk neyse senin içinde o. Kendi kendine sanki Atatürk’e daha yakınmış gibi numara çekiyorsun. Türkiye 10 Kasım’da saat 9’u 5 geçe Atatürk’ü kutluyor. Kendi kendine trip yapmana da gerek yok!..”

Hızını alamayan bu zat devam ediyor:

“Burada bin 130 öğrenci var. Beni dinden imandan çıkarmayın. Benim içimden böyle geldi ne demek? Benim içimden donla gelmek geldi. Donla mı geleceğim?

***

Ziya Paşa’nın taşlamasını değiştirerek öğrencinin üzerinde Atatürk’lü kıyafeti görünce kendi deyişiyle “Dinden imandan çıkan” bu Atatürk karşıtı okul müdürüne sesleniyorum;

“Ne günlere kaldık ey Gazi Hünkâr,

Eşek müdür oldu, katır defterdâr!..”

Ey cahil, ey cuheyla adam…

Atatürk’ün adını “uşaklıkla” bir araya nasıl getirirsin, bu bir?

10 Kasım’da 9’u 5 geçe yapılan törenin adı KUTLAMA değildir, bu iki?

10 Kasım; çöken, emperyalizme teslim olan Osmanlı’nın küllerinden yeni bir devlet kuran ve senin gibileri dahi müdür yapan Cumhuriyet Devletini kuran yüce önderin ŞÜKRANLA ANILDIĞI gündür.

Atatürk ile Hz. Peygamberimizi nasıl kıyaslarsın, bu üç?

Biri dinimizin lideri, diğeri Türkiye Cumhuriyeti’nin lideri?

Ders çalışmalısın ders….

Zaten senin bir Anadolu lisesine değil müdür, hademe bile yapılman akla ziyandır…

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Yazarlar

Astroloji Günlük Burç Yorumları 13 Kasım 2019 Çarşamba tüm burçlar.

Günlük Burç Yorumları 12 Kasım 2019 Salı. Astrolojide tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları 11 Kasım 2019 Pazartesi. 11 - 17 Kasım haftalık burç yorumları. Astrolojide tüm burçlar ve yükselenleri. Burçların aşk hayatı nasıl?

Burçları hafta sonu ne bekliyor? 10 Kasım 2019 Pazar tarihinde günlük burç yorumları ve yükselenleri.

Yazarlar
Website Security Test