Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Gelir ve servet dağılımı kötüleşiyor

15.11.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Financial Times’ın baş ekonomi yorumcusu Martin Wolf 18 Eylül 2019 tarihli “Capitalizm Time For A Reset” başlığı ile yazısında kapitalizmin çıkmazda olduğunu, kapitalist sistemin kendini resetliyerek kapsamlı bir dönüşüm geçirmesi gerektiğini ifade ediyordu. (Dünya Gazetesi 25.09.2019 Osman Ulagay) Bugünkü sistemin eleştirisi yapılırken vurgulanan hususlardan birisi; sistemin ayrıcalıklı bir kesimin yararlandığı rantiye kapitalizmine dönüşmesi ve dolayısıyla eşitsizliği arttırması olarak belirtiliyor. IMF’de son yayınladığı raporlarda dünyadaki gelir dağılımı bozukluğunun dünya ekonomisi için bir tehdit oluştuğunu vurguluyor. Eşitsiz bozuk servet dağılımının düzeltilebilmesi için üst gelir gruplarına yönelik kurgulanacak bir vergi artışının gelir dağılımında belirgin bir iyileşme sağlarken büyüme ve servet birikimine çok fazla olumsuz sonuçları olmayacağı açıklanıyor. Zira bozulan gelir dağılımı, gerileyen ücretler, yoksullaşan orta sınıflar toplam efektif talebin gerilemesine neden olmakta ve kapitalist sistemin birikim yasalarını ve dolayısıyla karlılığını tehdit etmektedir.(Erinç Yeldan Cumhuriyet Gazetesi 25.10.2017) Dünyadaki gelir dağılımı bozukluğuna paralel uygulanan neo-liberal politikalar sonucu ülkemizde de gelir dağılımı gittikçe bozulmaya devam ediyor. Hatta o kadar ki hızlı büyüme dönemlerinde de durum değişmiyor. TÜİK en son 2018 yılı “Hane Halkı Gelir Dağılımı ve Yaşam Koşulları” anketini yayınladı. Bu anket sonuçlarını özetleyecek olursak;

En zengin/nüfusun %5’i gelirden %21,3 pay alırken en yoksul %5 ise sadece %0,9 pay alıyor. Nüfusun en zengin %5’i gelirin yaklaşık  %50’sine sahip. Nüfusun %90’ı gelirin 2/3 ünü paylaşıyor. Türkiye’nin en zengin ili de gelir dağılımının en bozuk olduğu il de İstanbul. Türkiye genelinde en zengin %10 il e en yoksul %10 arasındaki oransal katsayı 13.75 iken bu oran İstanbul’da 15.53 kat. İlimiz İzmir ilk üç şehir arasında en düşük oran olan 9.44 kat. Enflasyondan arındırılmış gelirlerde ise en düşük %5’lik 6 dilimin gelirleri reel olarak %1 küsur civarında azalmış durumda. Okuryazar olmayanların %27.5’u, bir okul mezunu olmayanların %23.6 sı, yüksek öğretim mezunlarının %22 si yoksul. Büyümeli yıllarda bile alt gelir gruplarının durumu kötüleşiyor. Nüfusun%58.3 ü evden uzakta bir haftalık tatil masrafını karşılayamıyor.

İstatistikler gösteriyor ki gerek ekonominin büyüdüğü dönemler gerekse son yıllarda yaşadığımız resesyon ve daralma dönemlerinde değişmeyen tek olgu gelir dağılımının bozukluğu ve bozulmanın devamlılığı. İşsizliğin artması nedeniyle 2019 da gelir dağılımı daha da bozulacaktır. Gelir dağılımının bozukluğunu gösteren GİNİ katsayısı, 0.405 ten 0.408 e yükseldi. (2019 sonrası en yüksek oran)Gelir dağılımı bozukluğu eşitsiz ve adil dağılmayan servet birikiminin dengesizliğini besliyor. Nitekim BDDK’nın yayınladığı, hesabında bir milyon lira ve üzerinde parası olan mudilerin sayısı Eylül/2019sonu itibarıyla 206.889’a toplam mevduatları da 1.255 milyar TL’ye ulaştı. Geçen yılsonunda mudi sayısı 180.126’ydı. Dokuz ayda (2019) 26.763 yeni milyoner mudisi eklendi. Son beş yıldaki milyoner sayısı ile toplam mevduatları şöyle oluştu;

2015’te 98.497 kişi 649.544 (Milyon TL) 2016’da 115.896 kişi 775.142 (Milyon TL) 2017’de 138.980 kişi 909.979 (Milyon TL) 2018’de 180.126 kişi 1.109.859 (Milyon TL)2019 Ocak-Eylül’de 206.889 kişi 1.255.273 (Milyon TL)

2018 yılında yaşanan kur-faiz şoku ile beraber kriz döneminde milyoner sayısı yaklaşık %30 oranında 41.146 kişi artarak rekor kırmıştır. Bu kişilerin toplam mevduatları ülke genelindeki mevduat toplamının yarısına yakın olması gelir ve servet eşitsizliğinin boyutunu sergilemekte, zengin daha zengin yoksul daha yoksul olmaktadır. Kapitalist sistemin emniyet sübaplarından biri orta sınıftır. Orta sınıftakilerin sayısı gelir dağılımının bozulmasıyla gittikçe azalmaktadır. Gerek refahın yaygınlaşması ve gerekse ahlaki çöküntünün önlenmesi için Martin Wolf’un önerdiği gibi çalışanların sosyal durumlarını iyileştirici çabalara yer verilmesi, adil ve etkili bir vergi düzeninin oluşmasına çaba gösterilerek çoğunluğun taleplerine duyarlı bir demokrasi oluşturulmaya çalışılmalıdır. Ülkemiz özelinde ise kamu harcamalarının borçla finansmanından vergiyle finansman yöntemine geçilerek kayıt dışını azaltacak köklü bir vergi reformuna (sistemin bir iki maddesini değil tümünün gözden geçirilerek doğrudan vergilerin ağırlığını oluşturduğu yeni bir sisteme) ihtiyaç var.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test