Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

2020 yılına girerken Türkiye ve Dünya

3.1.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

2020 yılının, 2019 yılından daha iyi olacağını söyleyenlerin, daha doğrusu bu umudu taşıyanların sayısı oldukça yüksektir. Ancak bu umudun gerçekleşmesi içeride ve dış dünyadaki gelişmelere bağlıdır ve yılın ilk günlerinde ortaya çıkan gelişmeler, üzülerek belirtelim ki, pekte iç açıcı değildir.

Türk ekonomisi açısından, 2020 yılına ihtiyatlı bir iyimserlikle girildiği doğrudur.

2018 yılının son ve 2019 yılının ilk iki çeyreğindeki negatif büyümeden sonra üçüncü çeyrekte % 0,9’luk bir büyüme oranının sağlanması ve son çeyrekte % 5’ in üzerinde bir büyüme beklentisi, ekonominin yeniden bir büyüme trendine girmiş olduğunun kanıtı sayılmıştır. Bu iyi bir gelişmedir. Ancak büyüme iç talep artışı kaynaklıdır. Kamu harcamaları artmıştır. Başta inşaat ve otomotiv olmak üzere bazı sektörlere tanınan vergi avantajları sayesinde sektörel bir gelişme izlenimi vermektedir. Son defa mobilya sektörüne KDV indirimi sağlanmıştır. Ekonomide verimlilik artışı olması gereken düzeyde değildir. Başta hukuk alanı olmak üzere yapısal reformlar tamamlanmadıkça ve güven ve istikrar ortamı sağlanmadıkça, yabancı sermayenin ve özellikle yabancı doğrudan yatırımların ülkeye gelmesi zor olacaktır. Bu durum büyük ölçüde yerli yatırımcılar için de geçerlidir.

2020 yılına girerken pozitif bir gelişme gibi değerlendirilebilecek bir diğer gelişme, yıllarca en büyük ekonomik sorun olarak görülen ve dışa bağımlılığımızı arttıran cari açığın, fazla verir hale gelmiş olmasıdır. Ancak bu durumun aynı şekilde devam edebileceğini düşünmek yanıltıcı olur. Ekonomiyi kendi kaynaklarımızla büyültme imkanı, en azından kısa ve hatta orta vadede, yoktur. Hem yatırımları arttırmak ve hem de ihracat kalemlerinin bünyesine giren hammadeleri karşılamak için daha fazla ithalata ihtiyaç duyulacaktır. Bu da daha fazla dış ticaret açığı ve daha fazla cari açık demektir. Cari açık bu yıl için yaklaşık 10 milyar dolar olarak tahmin edilmiştir. Bu rakamın 2020 yılı sonunda en az iki katına çıkması yanıltıcı olmayacaktır. Ekonomik büyümeyi hızlandıracak ve aynı zamanda dış ticaret ve cari açığı azaltacak en sağlıklı sektör ihracattır. Ancak bu sektörün ucuz mal ürettiği, rekabet gücünün sınırlı olduğu, teknoloji içeren kalemlerin toplam ihracat içinde çok sınırlı kaldığı bilinmektedir. İhracatın yarıya yakın bölümünün yöneldiği Avrupa pazarlarındaki durgunluk ta göz önünde tutulduğunda, ihracatta önemli bir gelişme beklentisi gerçekçi olmayacaktır. Yurt dışından yapılan ithalatta en önemli paya sahip olan hammadde ve ara mallarının yurt içinde üretilmesi ve böylece döviz ihtiyacının azaltılması konusunda ise bir gelişme yoktur. Yukarıda da belirttiğimiz gibi yabancı doğrudan yatırımların artması ve sermaye girişlerinin çoğalması için gerekli ortamın sağlanması konularında da ciddi mesafeler alınamamıştır.

Aslına bakarsanız Türkiye’de yerleşiklerin döviz hesapları oldukça yüksektir. Yani döviz vardır. Ancak bu hesaplar, çeşitli çağrılara ve düzenlemelere rağmen TL’ye dönmemektedir. Gerçekten, 2012 yılı sonunda bankalarda her 100 liralık TL mevduatına karşılık 43 liralık döviz cinsi mevduat varken,2019 Kasım ayında bu oran 100 liralık TL mevduatına karşılık 94 liralık döviz hesabına dönüşmüştür. Yani her iki mevduat miktarı neredeyse eşir hale gelmiştir Bireylerin döviz mevduat hesapları tutarı 120 milyar dolara ulaşmıştır. Döviz mevduat hesaplarının artışına en büyük sebep olarak kurumlara güvenin azalması, döviz fiyatlarının artmaya devam edeceği beklentisi ve kamu yönetiminin büyük ödemelerinin TL yerine yabancı paralarla yapılması gösterilmektedir.

Ekonomide enflasyon haddi ile faiz seviyeleri arasında doğrudan bir ilişki vardır. Faiz seviyeleri enflasyonun üzerinde ise reel bir getiri aksi halde negatif bir getiri var demektir. Türkiye’de yıllık enflasyon oranı % 11,84 olarak, ekonomi yönetiminin beklentilerinin bile altında gerçekleşmiştir. Politika faizi ise % 12’dir. Hedeflenen enflasyon ise % 8,5’tur. Buna göre faiz hadlerinin yeniden ve muhtemelen 3 puana kadar düşürülmesi söz konusu olabilecektir. Ancak kurumlara güvensizlik bu konularda da kendini göstermektedir. Enflasyonun çok daha yüksek olduğu inancı hakimdir. Negatif getiri anlayışı, mevduatın verimsiz yatırımlara yönelmesine yol açabilecektir.

Şimdiye kadar ki analizlerimizde dış dünyadaki gelişmelere fazla değinmedik. Oysa dışarıda, ekonomik ve siyasi yaşamımızı etkileyen çok önemli gelişmeler meydana gelmektedir. Irak’ta, İranlı ünlü general öldürülmüştür. İran ıntikam alacağını açıklamıştır. İsrail teyakkuz halindedir. Türkiye, Libya’ya asker gönderme kararı almıştır. Taraf olmuştur. Bir iç savaştaki durumu belli değildir. Suriye’de durum belli değildir. İdlib’ten yeni bir göçmen kitlesi beklenmektedir. Güney Kıbrıs, Yunanistan ve İsrail, East Med Doğal Gaz Boru Anlaşması imzalayarak, Türkiye ve Kuzey Kıbrıs’ın haklarını yok saymayı denemektedir. Anlaşmaya Mısır ve İtalya’nın da dahil olacağına dair haberler vardır. Petrol fiyatları, bölgedeki gerginliklerden dolayı artmaya başlamıştır. Türkiye’ye yönelik ABD yaptırımlarının kapsamı henüz belli değildir. AB ile ilişkilerimiz bir göçmen sorunu haline indirgenmiştir.

Demek istediğimiz,2020 yılı, bir öncekinden daha mı iyi olacaktır? Bekleyip görmek lazımdır. Ancak fazla umudun hayal kırıklığı yaratabileceğini de unutmamak gereklidir.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Yazarlar

Günlük Burç Yorumları Aşk 31 Mart 2020 Salı. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları Aşk 30 Mart 2020 Pazartesi. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Gazeteci Murat Kışlalı, Ankara kulislerinde konuşulan ve tartışılan konularda GÖZLEM’in sorularını cevapladı. İşte görüşleri…

Yazarlar
Website Security Test