Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Dolarizasyonun çözümü zor görünüyor

10.1.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Bir ülkede kısmen veya tamamen resmi veya gayri resmî para kullanımı ve tasarrufu söz konusu olursa, kabaca bu uygulama dolarizasyon adıyla tanımlanmaktadır. Amerikan dolarıyla tanımlanması bu paranın tüm dünyada kullanımının yaygın olması ve Amerikan ekonomisinin en büyük ekonomi olmasından kaynaklanıyor. Genellikle ekonomik gidişatı istikrarsız ve dalgalanmaya açık olan ülkelerde görülüyor. Varlıkların ve yükümlülüklerin dolar cinsinden yapılması yaygınlaşırsa ve bu ikisi arasında denge kaybolursa (ülkemizde yaşanan döviz cinsi borçlanma artışı gibi) ülke riskleriniz ve kırılganlığınız artıyor. Bunun sonucunda da CDS dediğimiz primler de yükseliyor.  Dolarizasyon neden artıyor? Eğer bir ülkede “güven” kayboluyor, enflasyon yükseliyor, bütçe açığı artıyor, büyüme potansiyel oranına ulaşıp geçemiyor, işsizlik sürekli büyüyüp ödemeler dengesi problemleri yaşanıyorsa gerek hane halkları gerekse kurumlar kendilerini korumak amacıyla yerel parayı kullanmak yerine yabancı bir parayı (Genellikle doları) tercih ediyorlar. Uzun yıllardır ülkemizde yaşanan da budur.

2018 yılından bu yana yaşanan dolar faiz şoku sonrasında dolar cinsiyle ifade edilen göstergelerimize göz atmakta yarar var. Türkiye’nin brüt dış borç stoku2019/3. çeyrek itibarıyla 434 milyar dolardır. Bu tutar 2002 yılında 130 milyar dolardı. Bu tutarın 283 milyar doları özel sektöre aittir. Toplam brüt dış borç stokumuzun milli gelirimize oranı da 2019/2. çeyreğe göre bir miktar azalmasına rağmen %59,1 gibi yüksek bir orana ulaşmıştır. Özel sektörün borç/milli gelir oranı ise %39’dur. Bu oran 2002 yılında %18’di. (Hazine ve Maliye Bakanlığı istatistikleri) 03.01.2020 tarihi itibariyle bankacılık sisteminde 401,58 milyar dolar tutarında TL ve Döviz cinsinden mevduat var. Bu tutarların %48’i TL olup 194,38 milyar dolar,%51,1’i ise 207.2 milyar dolar olup toplam mevzuatın %52’sine yükselmiştir. Yukarıda yer alan göstergeler ülkemizin yıllardan beri değişmeyen kronik bir “dolarizasyon” sorunu olduğunu gösteriyor. Böyle bir sonuç tabi ki sürpriz değil. Zira istikrarsız bir ekonomi, çelişkili ve başarısız para ve maliye politikaları, yüksek döviz borçluluğu, iç ve dış politikalardaki yüksek riskler kişi ve kurumlarda “güven” duygusunun kaybolması sonucu korunma içgüdüsüyle döviz cinsinden yatırımlara yönelme söz konusu oluyor. Bu sorunun kısa vadede çözümü zor görünüyor, Nedenlerini şöyle izah edebiliriz;

Para ve maliye politikaları enflasyonu önceleyen, fiyat istikrarını temel alan anlayıştan uzak. Bütçe çökmüş durumda. Nakit dengesi ve bütçe açığı artıyor. Borçlanma servisi %130’ları geçti. Vergi gelirleri reel olarak düşüyor. Elektrik tüketimi bir önceki yıla göre düştü. (Sanayi sektörü tüketimi dâhil) Yurt içi yerleşikler döviz almaya devam ediyor. 2019 da yurtiçi döviz mevduatı 32 milyar dolar (%20,3) arttı. Mevduat faizi- enflasyon karşılaştırılmasında reel faizler negatife döndü. (%8,5 mevduat faizi %10 beklenen enflasyon) Hala faiz indiriminden söz ediliyor. Ortalama enflasyon %15-16lar civarında. Swap piyasaları dışta kapandı. İçte de Merkez Bankası- Kamu Bankaları swaplar ile dövizi kontrol etmeye çalışıyor. Net rezervlerin swap yükümlülükleri ile netleştirilmesine ilişkin bilgilendirmeler yetersiz. Döviz cinsinden mevduatların zorunlu karşılık oranları yükseltildi, bu tutarlara komisyon adıyla adeta vergilendirme getirildi. Döviz faizinin düşürülmesiyle TL’na geçişin sağlanacağı hayali var. Unutmayalım ki bu tasarruflara gidiş nedeni getiri değil, paranın değerini korumak. Reel kur efektif endeksi 76,2. Bu göstergeye göre TL yaklaşık %24 değer kaybetmiş durumda. Bu değer en son 1994 ve 2001 krizlerinde görülmüştü. CDS ve reel faiz oranları açısından gelişmekte olan ülkelerden negatif ayrışmış durumdayız. CDS’lerimizi 2016 başında olduğu seviyelerine (167) düşürmeden zorlama faiz indirimleri ile piyasaları “makul faiz” oranına ikna edemeyiz.

“Güven’i” tesis etmeden dolarizasyonun çözümü zor. Güveni tesis etmek içinde başta evrensel demokrasi ilkeleri olmak üzere şeffaf, hesap verebilir ve bağımsız kurumların oluşturacağı ekonomi politikaları gerekiyor.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Yazarlar

Günlük Burç Yorumları Aşk 21 Şubat 2020 Cuma. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları Aşk 20 Şubat 2020 Perşembe. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri. 20.02.2020 tarihinde burçları neler bekliyor?

Günlük Burç Yorumları Aşk 19 Şubat 2020 Çarşamba. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları Aşk 18 Şubat 2020 Salı. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları Aşk 17 Şubat 2020 Pazartesi. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri. 17-23 Şubat haftalık burç yorumları. Yeni haftada burçların aşk ve iş hayatla...

Yazarlar
Website Security Test