Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Suriye işgali altındayız!..

24.1.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Uyuz arttı,

Suriyeliler yüzünden.

Kızamık görüldü,

Suriyelilerden.

Verem hortladı,

Suriye’den.

Salgın hastalıklar arttı,

Nedeni Suriyeliler.

Okullarda bit salgını var,

Suriyeli öğrenciler yüzünden.

Devlet Hastanelerinden randevu alınamıyor,

Suriyeli hastalar yüzünden.

İlaç bulunamıyor,

Suriyeli alıyor.

Depresyon arttı.

Nedeni Suriyeliler…

Sizi bilmem ama bu Suriyeyiler’e takıntılıyım.

Nedeni de şu; bugünlere bakıp, yarınlardan endişeliyim de ondan.

Anlatayım:

Öncelikle dünyada eşimiz-benzerimiz yok…

Bizden başka 5 milyondan çok yabancıyı, yani küçük bir ülke nüfusu kadar insanı, ülkesine kabul eden başka bir memleket yok da ondan!..

Ta en baştan, bu Suriyeliler yakın gelecekte çok büyük sorun olacak diyordum.

Oldu da!..

Türkiye için Suriyeliler, politik ve siyasi beklentilerin sınırlarını aşarak, ulusal bir tehdit haline dönüştü.

Endişe şu:

Suriyelilere vatandaşlık verilmesi, Anadolu’yu Araplaştıracaktır…

***

Ayrıcalıklar

Bu endişe doğrudur.

Türkiye’nin çeşitli bölgelerine yerleştirilen Suriyeliler, göreceksiniz ülkelerine dönmeyeceklerdir.

Hızla çoğalacaklar, doğurganlıkla nüfusları arttıkça, asırlardır dimdik ayakta kalan Anadolu-Türk Müslümanlığını yok edeceklerdir.

Suudi odaklı Arap Müslümanlığı ile, Türk ulusunu yok edeceklerdir.

Amma da abarttın birader demeyin…

Bu kadar hak başka bir ülkede bana da tanınsa, yerimden kıpırdamam.

Kendi vatanımda benim “yurdum insanı” sürünürken, elin Arap Suriyelisi keyiften göbeğini kaşıyor!..

İşte o haklar:

-Sadece Suriyelilerin yararlandığı sağlık birimleri oluşturuldu, hastanelere ücretsiz kabul edildi ve ücretsiz ilaç almaları sağlandı.

-Pasaport yerine geçen bir kart verildi, bu kartla pirim desteği alarak çalışmaları kabul edildi.

-Türkçe bilmeyenler dahil, KPSS sınavına girmeden özel sınavla devlet memuru olmaları sağlandı.

-Değişik sektörlerdeki işletmelerde, Suriyeli çalışan kontenjanları oluşturuldu.

-Türk öğrencilere, geri ödeme koşuluyla aylık 450 TL kredi verilirken, Suriyeli öğrencilere geri ödemesiz aylık 1.200 TL burs veriliyor.

***

Olacaklar

Bugün böyle de yarın olacaklar daha da vahim:

-Suriyelilere verilen ayrıcalıklar yurttaş olduklarında da sürecek, koloniler halinde ülkenin değişik yörelerinde yaşayacaklardır.

-Türkiye’de yeni bir azınlık kitlesi yaratılacaktır.

-Bu büyük kitle örgütlenmeye başlayacak ve ana dilde eğitim adıyla Arapça eğitim isteyecektir.

-Bu istek, müfredata Arapça dersi koyarak Türk Milli Eğitimini sessiz sedasız Araplaştırılacaktır.

-Diyanet, Suriyelilerle yeni bir Sünni kitle bulacak ve bu kitleyi amaçları yönünde kullanacaktır.

-Diyanet İşleri Başkanlığı, şimdiden, Türkiye’ye gelen bin kadar Suriyeli ‘alim ve ilahiyatçı’ için harekete geçmiş ve ‘tarih, tefsir, hadis’ gibi konularda Türkiye’ye katkı yapacak Suriyeli sığınmacıya, vatandaşlığa alınmada öncelik tanınmasını istemiştir.

-Sığınmacılar, yurttaşlık hakkı aldıktan sonra örgütlenecek ve giderek artan isteklerde bulunarak, yurt dışıyla bağlantılı siyasi çalışmalar içine gireceklerdir. Bu eğilimin ön uygulamaları şimdiden başlamıştır.

-Türkiye’de yaşayan Arapların partileşme çalışmalarını yürüten Beyt Nahreyn Arap-Arami Birliği adlı örgütün Sözcüsü Mim Yavuz Binbay;

Türkiye’de 8 milyon Arap ve Arami yaşadığını ve diğer halklar gibi “anadilde eğitim” hakkı başta olmak üzere, tüm hakların verilmesini istedi.

Binbay, ayrıca partileşme kararı aldıklarını, partileşme çalışmalarını yürütmek üzere bir komisyon kurduklarını da açıkladı.

Yani; Bindik bir alamete, gidiyoruz kıyamete durumu…

Sonumuz belli değil. Vezir de olabiliriz, rezil de…

 

Özeleştiri…

Ne ekersen, onu biçersin; derler.

O kadar doğru bir sözdür ki, insanları hiç yanıltmaz.

Bizim sözde çok bilmiş aydın kesimi bugün ne diyor;

Biz bu hale nasıl geldik?

Aslında çok basit…

Yüzün biraz Batı gördü diye, sırf senden başka bir “ideolojisi” var diye birilerini yıllarca dışladın.

Oysa, büyük kurtarıcımız Atatürk ne demişti “Köylü milletin efendisidir…”

Ama sırf taşralı diye; ABD Başkanı Trump’ın Meksikalı insanlara “housekeeping lady” demesi gibi “Kezban” diye, “Hatçe” diye tanımladın onu.

Şivesi bozuk diye köylü erkeğe de “hanzo- kıro” yakıştırması yaptın.

***

Bugünkü sorun

Oysa; çiftçi çiftçiliğinden, hayvancı hayvanlarından, yani köylü köylülüğünden vazgeçti diye yaşıyoruz bugün sayısız problemi.

Sırf sen ‘yabancı mektepte’ okudun diye görmezden geldin senin kadar şanslı olmayanı.

 Yine Atatürk ne demişti; “Eğer milletimizin büyük çoğunluğu çiftçi olmasaydı, biz bugün dünya üzerinde olmayacaktık…”

***

Okumadın ki?

Fransızca öğrendin ama hiç Jean Jaques Rousseou’nun ‘Sosyal Sözleşmesi’ni okumadın.

Almanca öğrendin ama Kant’ı hiç tanımadın ya da Rusça’nla övünürken Tolstoy’un keyfine hiç anadilinden varmadın.

Afilli laflar edince, sözlerinin arasında birkaç yabancı kelime serpiştirince bir şey sandın kendini.

Yaşam cehaletini iyice gizledin yabancı kelimelerin arkasına.

Oysa gerideydi kültürün. Bir çiftçi kadar kültürlü değildin mesela; topraktan anlar, tohum zamanlarını bilir, ‘nadası’ anlatır, rüzgar yönlerini kavrar, mevsimi son yaprağına kadar analiz eder, sürümden kazanır…

Peki, sen ne yaptın? Babanın sana sağladıklarının üstüne ne kattın?

***

Düşün bakalım

Sen ne yaptın biliyor musun?

Tohum fiyatlarına her zam geldiğinde, toprağına el koyulduğunda, ürünü kıtlaştığında, her Angus ithalatı karşısında çaresizliğe düşen o taşralıyı göçmek zorunda kaldığı büyükşehirlerde durmadan “alaya” aldın.

Sırf doğduğu büyüdüğü topraklardan kopup da başka bir yerde yeşermek zorunda kalan ve bir türlü metropol şartlarına uyum sağlayamayan o efendiyi aşağıladın!..

Uzun saçlısına (kadınlara) Kezban dedin, köyündeki ilkokuldan başka eğitim alma şansı olamayan “Şaban”larla alay ettin.

Ama hiç düşünmedin eminim; Atatürk senin bugün küçümsediğin o köylülerle kurmuştu Kuva-i Milliyeyi!..

***

Biçiyorsun

Şimdi durmuş nasıl bu hale geldik diyorsun, tıpkı benim gibi.

Söyleyeyim güzel kardeşim:

Sadece konuştun.

Hiçbir şey yapmadın.

Hep kendine çalıştın, ben.. ben.. demekle vakit geçirdin.

Ne oldu;

Eskiden Hayırlı Günler, Hayırlı Akşamlar diyenlere kızardın.

Bak bugün nereye geldi iş!

Şimdi geçmişte aşağıladıklarınla aynı dilden konuşmak zorundasın.

Hani bir gün halini hatırını sormadığın, hiç gidip de destek olmadığın, aldığın o harikulade eğitimden bir nebze dağıtmadığın o insanlar epeyce geride kaldılar.

Doğru… Ama artık seni de oraya çekiyorlar gün be gün.

Yani ektiklerini biçiyorsun farkında olmadan.

Son söz:

Onlar bugün ne kadar kendine Müslüman ise, bil ki sen de o kadar kendine “Atatürkçü”sün…

Üzgünüm…

(Ç.B.Ö/iyi kitap)

 

Faytonumu istiyorum…

“Ah şu mektepler olmasa Maarifi ne güzel yönetirdim” der gibi, bizim koskoca İzmir Büyükşehir Belediye”miz,

“Ah şu faytonlar olmasa Kordon-Alsancak ve Karşıyaka Yalısını ne güzel yönetirdik” dedi ve faytonları kaldırdı.

Sadece İzmir mi? İstanbul da öyle…

Kusura bakmayın dostlar, bu karar içimi cayır cayır yakıyor.

Yahu, o faytonlar İzmir’de ta Osmanlı’dan kalma bir güzelliktir.

Anlayamıyorum; Artık düşe düşe, 50 ata bakamayacak kadar da mı düştük?

Üstelik, fayton, 1. Kordon’un, Karşıyaka’nın simgesidir, sembolüdür.

İzmir, Kordon denince akla atların çektiği üstü açık faytonlar, “fayton sefası” gelir.

Hayret doğrusu; iki-üç kadın (sözde hayvan sever) belediyenin kapısına dayandı ve oldu-bittiyle faytonlar yok oldu gitti.

Onca aydın içinden birisi çıkıp da; “Biz n’apıyoruz yahu. Kordon’un sembolü faytonları nasıl ortadan kaldırırız? Bu, tarihimize, geleneğimize bir ihanet sayılmaz mı?” demiyor ve buna daha çok üzülüyorum.

Biliyor musunuz; bu fayton konusunda, İzmir’in değerli, çok beğendiğim Belediye Başkanı Tunç Soyer’i bir kez daha düşünmeye davet ediyorum.

Ya kardeşim, İzmir gibi yokuşu olmayan, uçsuz bucaksız, dünya güzeli “Kordon Boyu” olan bir şehirde, faytonlar ortadan kaldırılır mı?

Bu davranışın, Kuleli Askeri Lisesi’ni kapatıp, Arapların kalacağı turistik otel yapmaya kalkışmaktan ne farkı var?

Bu konuda kimse “Artık çok geç. Olan oldu” diyemez…

İzmir halkı usludur ama “koyun” değildir.

Gün gelir, tarihi miras faytonlarına sahip çıkar…

***

Siz çalıştırın

“Fayton sahipleri atlara iyi bakmıyor, öldüresiye koşturuyormuş.”

Peki senin işin ne?

Her faytona günde şu kadar saatten fazla çalışmayacaksın, dersin. Kontrol edersin…

Atların haralarını gözetler, besili, sağlıklı olmaları için gerekli tedbirleri alırsın…

Faytoncular: “Param yetmiyor, atlara bakamıyorum” diyorlarsa, Belediye Faytonları İşletmesi kurarsın, olur biter.

Aziz Kocaoğlu bunu yapmıştı. Özel fayton atları ithal etti. Sürücüleri sigortalı yaptı.

Atlara eziyet etmeden çalıştırma ve bakma konusunda bu memlekette hiç mi uzman yok?

Başta Tunç Soyer, Ekrem İmamoğlu, gibi, “fayton sorunu” olan tüm Belediye Başkanlarımıza derim ki: “Lütfen, size yakışanı yapın, at sevgisini yaşatacak olan “fayton” ve “Atlı zabıta/polis Birlikleri” konusunu ivedilikle ve kesinlikle ele alın.

İnanın, çok faydalı, milletin teşekkür edeceği, güzel bir iş yapmış olursunuz…

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 2 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Tahir Serinel

22.03.2020 - 15:22
Sosyal medya geyikleriyle köse yazısı mı yazılır. Yazının tepkisel psikolojik analizinde Devşirme/Mankurt sendromunun etkisi çok etkili yansımakta. Sizin etnik kökeniniz ne? Çünkü bu tür radikal ırkçı yazılar genellikle devşirmeler/Makurtlar tarafından yazılır.

Salih Baner

22.03.2020 - 14:41
Irkçılığında bir sınırı var edep ya hu ! özendiğiniz ülkelerden birinde olsanız bu yazinizla ırkçılık yapmaktan ceza alırsınız. Yalakalığınıza ise sanırım yaltaklandığınız kişi bile dönüp bakmaya tenezzül etmez.
Diğer Yazarlar

Günlük Burç Yorumları Aşk 8 Temmuz 2020 Çarşamba. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Batman'da Ilısu Barajı ve HES projesinden etkilenen tarihi Hasankeyf ilçesindeki yeni görüntü sosyal medyanın gündeminde. Proje sahipleri ve yerel yönetim proje sonras...

Gazeteci Levent Gültekin, Halk TV ekranlarında sosyal medyada gündem olan sözler söyledi. Gültekin, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yakınındaki kaynaklara dayandırdığı iddias...

Günlük Burç Yorumları Aşk 7 Temmuz 2020 Salı. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları Aşk 6 Temmuz 2020 Pazartesi. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Yazarlar
Website Security Test