Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Geleceğin tarihçileri, çeyrek yüzyıl sonrasına baktıklarında neler yazacaklar?

24.1.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Gelecekte bugünleri mumla aramak zorunda kalabiliriz. Şiddet, terör ve silahlı çatışmalar teknolojik ilerlemeler yüzünden çok daha tehlikeli boyutlara tırmanacak, önlenmeleri ya da kontrol edilmeleri daha da güçleşecektir. Varlıklı ülkeler, bilginin denetimi yoluyla kendi insanlarının refah düzeylerini artırmaya çalışacaklardır.

Bu ülkeler, yoksul ülkelere de yardımcı olmaya çalışacaklar, ancak başkaları için özveride bulunma konusunda isteksiz davranmaları nedeniyle, bu çabaları arzu edilen etkiyi yaratamayacaktır. Hatta bireyselciliğin yükselişi nedeniyle eğitim, ulaşım, adalet ve kamu sağlığı gibi kaygılar bireyin servet elde etme arzusu ile çatışabileceğinden değer bunalımları bile doğabilecektir.

Gelecekte ulusal hükümetlerin güç yitirmesi ve teknolojinin mobiliteyi artırması nedeniyle uluslararası örgütlü suç şebekelerinin denetlenmesi daha da güçleşecektir. Berlin Duvarı'nın yıkıldığı günden bu yana uluslararası yeraltı dünyası Rusya ve diğer eski Doğu bloku ülkelerine taşındı.

Rusya'da hızla yükselen karaborsa, uyuşturucu üretim ve ticaret potansiyeli, her çeşit silahın kolaylıkla bulunabileceği askeri depolar, dünyanın en zengin doğal kaynakları, insanlardaki doyurulması güç dolar açlığı ve de Batılı ortak arayışındaki güçlü yerli mafya ülkenin geleceğini tehdit ediyor.

Sicilya, Amerikan, Kolombiya, Türk, Kürt, Çin ve İran mafyaları Rusya'daki işbirlikçileri ile ortaklıklar kurmak suretiyle sınırsız bir yeraltı dünyası oluşturuyorlar. Halihazırda örgütlü suç şebekelerinin yıllık kârının dünya ekonomik büyüklüğünün yüzde 4’u civarında olduğu tahmin ediliyor.

 

Güçkayması

Önümüzdeki yüzyılda devletlerin bölgesel konfederasyonlar çerçevesinde gevşek örgütlendikleri çok kutuplu bir dünyaya gidişi de göreceğiz. Avrupa Birliği, Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği, Amerikan Devletleri Teşkilatı ve NAFTA gibi bölgesel bütünleşme girişimleri işte bu yeni ortaya çıkmakta olan düzenin güç kazanacak aktörleri. ABD; serveti, teknolojik üstünlüğü, askeri gücü ve diğer devletler arasında konsensüs inşa etme yeteneği nedeniyle en azından 21'inci yüzyılın ortalarına kadar dünyanın önde gelen süper gücü olmaya devam edecek, Çin ile arası giderek kapanacak.

Diğer büyük bölgesel güç merkezleri arasında Almanya (özellikle Avrupa Birliği güçlü bir kimlik geliştirirse), Japonya, belki de Brezilya ile Rusya'nın da sayılabileceği söyleniyor. Bu arada, devlet-dışı aktörler uluslararası ilişkiler düzeni üzerinde kapsamlı etki yapmaya devam edecekler. Çokuluslu şirketler, suç örgütleri, hızla serpilen sivil toplum örgütleri ve devlet dışı siyasi gruplar açık ya da örtülü yöntemlerle ulusal/uluslararası politika kararlarında önemli roller oynayacaklar. Ulusal hükümetlerin rolü nüfuslarının refah ihtiyaçlarının karşılanması gibi daha ziyade içe dönük olacak.

Devletlerarası ilişkilerde toprak kazanımı, bölgesel rekabet ve eski etnik ya da dini düşmanlık gibi geleneksel çatışma kaynaklarının tamamen kaybolup gitmesini de beklemeyelim. Onlarla birlikte yaşamayı öğrenmek zorundayız. Belki 21'inci yüzyılda bunlara başka bazı etmenler de katılabilir. Ulusal güvenlikte ekonominin öneminin giderek artmakta olması, bunu çatışma kaynağı olarak daha fazla gündeme getirebilir. Kuşku yok ki, günümüzün ticaret savaşları geleceğin ekonomik savaşları yanında hafif kalacak.

Ekonomik bloklar arasındaki rekabetin sıcak çatışmalara dönüşmesi ihtimali de yabana atılmayacak kadar ciddiyet kazanabilir. Şayet ticari ve istihdama dönük yan faydaları da olmayacaksa sırf ulusal güvenlik amacıyla devletlerin uzaya ya da silah sistemlerine yatırım yapmaları, bunlar için parlamentolardan karar çıkartmalarının hayal olacağını da şimdiden söyleyebiliriz.

Irk, etnik, dini, toplumsal, siyasi ya da özel menfaat grupları arasındaki farklılıklar ve toplumların parçalanması devletler içinde ve devletler arasında çatışmalara zemin hazırlayacak. Etnik self-determinasyon savaşlarının eski SSCB ve Yugoslavya'da olduğu gibi yeni devletlerin doğusuna yol açması şaşırtıcı olmayacaktır. Bugünkü 200 civarında devletten oluşan "uluslararası toplum", Doğu Avrupa, Ortadoğu, Asya ve Afrika'daki kabile ya da etnik çizgilere göre kurulacak yeni devletçiklerle birlikte 250 üyeli bir "küresel köy"e dönüşebilir.

Devletlerin etkinliğinin azaltılması sürecinin hızlanarak süreceğinden kuşku duyulmuyor. Buna karşılık, devlet dışı aktörlerin, alt bölgelerin güç kazanmaları, aşırı grupların sahneye çıkmaları beklenilebilir. Hava, deniz ve karada korsanlık, kaçakçılık, yasadışı mallar ticareti, şantaj, bilgi hırsızlığı, sanayi casusluğu, teknoloji sabotajı ve diğer faaliyetler devletler ile devlet dışı aktörler arasındaki çatışmaya yoğunluk kazandıracak. Kitle imha silahları ve onları gönderme araçları, aksi yöndeki tüm çabalara karşın, yayılmaya devam edecektir. Uzaydan bu faaliyetlerin izlenmesi, hatta çevre korunmasına uygunluğun saptanması, gerektiğinde standartlara riayet için zor kullanma dahil yaptırımlara başvurulması da mümkün hale gelebilecek.

Büyük ekonomik külfet altına girmeden ve gerektiği zaman uzaya ulaşabilen devletler uluslararası toplumun diğer üyeleri üzerinde daha fazla ticari ve askeri üstünlüğe sahip olacaklar. Büyük güçler önümüzdeki yüzyılda, şayet uzaya ulaşmayı ve uzayı kendi menfaatleri için geniş şekilde kullanmayı başarmışlarsa, dünya sisteminde süper güç olarak kalmaya devam edebilecekler. Askeri ve ticari uzay sistemleri arasındaki ayrımların da belirsizleşeceğini bekleyebiliriz. Zengin ülkeler, uzayda kurdukları altyapıyı kendi egemen topraklarının bir parçası olarak görecek ve onları korumak için ileri uydu savunma teknolojileri geliştirecekler. Yerküresine büyük hasar verebilecek asteroitlerin yörünge dışına çıkarılmaları ya da imha edilmeleri için ortak uluslararası çabalar başlatılması da mümkün.

 

Gelecek hatıraları

Geçmişten hatıraları kaleme almak pek zor değil; hafızanızı, dosyalarınızı, notlarınızı, gazete, dergi, kitap ne bulduysanız harmanlar ve ortaya bir hatırat çıkartabilirsiniz.

Oysa yaşanmamış geleceğin hatıralarını yazmak hiç de kolay bir fantezi değil.

Gelin yine de bir deneme yapıp beyinlerimizi bugünden çeyrek yüzyıl sonrasına kilitleyelim ve bizleri nelerin beklediğini biraz gerçek, biraz hayal, biraz da yaratıcı bilgi/öngörü dozları ile rastgele manzaralarla yansıtalım.

Amaç, yelkenlerimize rüzgar doldurarak sizleri tahrikkar düşünceye, geleceğe kafa yormaya sevk etmek:

. Artık günlük yaşamımızda neredeyse her şey elektronik ortamda yapılıyor. Ceket yakanıza bugünkü süper bilgisayarların yüzlerce katı güce sahip minik bilgisayarı iliştirerek iş görebiliyorsunuz. Hatta, insan vücudunun herhangi bir yerine yerleştirilen bilgisayar yongası ile kredi kartı, pasaport, ehliyet, telefon, ses kaydeden günce gibi ihtiyaçlar da karşılanabiliyor. Araştırmacılar, DNA parçalarından "moleküler bilgisayar" yapmanın yolunu buldular. Kişisel bilgisayarlar, ses ve el yazısı tanıma özellikleri sayesinde insanlarla doğrudan etkileşimde bulunabiliyor.

. Bilgisayarlar, tıpkı makinaların geçmişte ağır fiziki emeğin yerini aldıkları gibi, beyinsel görevlerin çoğunu devralıyorlar. Bugünün süper bilgisayarları saniyede 60 milyar hesaplama yapabiliyor. Bilim adamları "petaflops" bilgi işlem sayesinde bugünkü makinalardan 10.000 kat daha güçlü performans elde edilebileceğine inanıyorlar. Kitap ve yayınların çoğunluğu artık bilgisayardan okunuyor. Üniversiteler, öğrenimi artan ölçüde İnternet üzerinden veriyor, gelişmiş ülkelerde ticaretin neredeyse tamamı elektronik ortamda gerçekleştiriliyor.

. Alıcı ile satıcılar arasındaki temas bilgisayar ortamında daha hızlı ve kolay olacağından pazarlama maliyetleri düşüyor, tüketicilerin memnuniyeti artıyor. Teknoloji nedeniyle örgütlerde hiyerarşi azaldı. Daha az sayıda orta düzey yöneticilere ihtiyaç var. Video ve bilgisayarlar mahkeme salonlarında önemli rol oynuyorlar. Yaygın şekilde robot kullanımı nedeniyle fabrikalarda mevcut işgücünün sadece yüzde 10'unun çalışmasına gerek var. Robotlar günlük hayatın ayrılmaz parçası, insan zekasından daha hızlı ve etkin çalıştıklarından insanlığa tehdit olma riski, nasıl denetlenecekleri hararetle tartışılıyor.

. Genetik mühendisliği sayesinde çürüyüp bozulmayan mısır, patates, elma, domates, soya fasulyesi, çilek, karnıbahar üretimine geçildi. Bir bezelye geni ile takviye edilen pirincin protein dengesi iyileştirildi, kolestrol azaltıcı madde ihtiva eden sarımsak ve kafeinsiz kahve çekirdekleri günlük yaşamımıza sokuldu. Diyabetik, kanser ve obesite hastalık olmaktan çıkıyor.

. Nüfus yaşlanması Avrupa, ABD ve Japonya'da ciddi toplumsal ve ekonomik sorunlar yaratıyor. Devletin sosyal güvenlik şemsiyesi büyük ölçüde kalktığından bireyler kendi emeklilikleri - hem de 100-120 yasına kadar uzayacak emeklilikleri - ve sağlık harcamaları için daha fazla tasarruf yapmak zorunda kalıyor. Torunlarımızın torunları ile oynayabileceğiz. Gelin görün ki yaşamımıza katılacak ilave 25-30 yıllık süreyi nasıl geçireceğimizi daha ciddi şekilde düşünmedik. İş dünyasındaki yeni girişimcilere tavsiye: Yaşlılara yönelik ürün ve hizmetler muazzam bir genişlemeye tanık olacak, enerjinizi bu alana da yönlendirin.

. Sadece Fransa'da 60 yaşın üstündekilerin nüfusu 16 milyona çıkıyor. Yani, toplam nüfusun yüzde 26'sı. Bu oran, 1960'da yüzde 16 ve 2000'de yüzde 20 civarında idi. Öte yandan, 2023'de ABD nüfusu 335 milyona çıkıyor. Nijerya 246'ya; Çin 1.570 milyara; Brezilya 213 milyona çıkarken, Almanya 82'den 76 milyona ve Japonya 126'dan 121 milyona düşüyor. Rusya, Japonya, İtalya da nüfusun azalmakta olduğu ülkeler arasında.

. Kuzeyli zengin yaşlılar sıcak iklimlere doğru göçüyorlar. Fransa'nın Cote d'Azur'u, Provence'i, İtalya'nın Tuşcany bölgesi, Yunan adaları, ve Türkiye'nin Akdeniz, Ege kıyıları, İspanya'nın Katalonya ve Florida'nın Naples bölgeleri Batılı emekliler için cennet oluyor. Yaşlılar için hizmet sektörleri hızla büyüyor. 2040'de bu bölgelerdeki emlak fiyatları 2019'a kıyasla 125 kattan fazla artacak.

. İnsanlar sıkışık büyük kent ortamında elektronik donanımlarla kuşatılmış olduğundan sık sık psikolojik dengesizlikler gösteriyor. Yeni ruhani arayışlar derinleşiyor. Gaia, birçok insan tarafından Konfiçyüzm gibi bir felsefe olarak görülmekle birlikte, 2019'da dünyanın en popüler dinlerinden birisi haline geldi. Gaia, antik Yunan Toprak Tanrıçası’nın adıydı. Bilgisayarla 170 ülkedeki 4 milyon kişi üzerinde yapılan kamuoyu yoklamasında yanıt verenlerin dörtte biri Gaia dünya görüşüne inandıklarını belirtiyorlar. İnananlar, gezegenin karmaşık bağımsız sistemlerden oluşmuş tek bir yaşayan organizma olduğunu ve doğal çevreyi korumanın gezegenin sağlığı açısından yaşamsal olduğunu düşünüyorlar. Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslamiyet arasındaki ayrımlar giderek belirsizleşiyor. Bireyler, çeşitli din ve felsefelerden esinlenerek kendilerine özgü inançlar geliştiriyorlar.

. Küba'da Ekim 2021'de işbaşına gelen yeni ortanın solu hükümetin ilk aldığı kararlardan birisi, süratle büyüyen "özel tasarım" bebek ticaretine kısıtlama getirmek oldu. Ülkenin dört bir tarafındaki genetik laboratuvarlarda bebeklerde arzu edilen güzel yüz, zeka ve benzeri değişiklikleri yapan embriyo değişimi uygulaması Avrupa ve ABD'de etik nedenlerle büyük tepki yarattı. Küba'nın genetik tasarım projesini durdurması için yürütülen uluslararası kampanya bu tür uygulamaların yayılmasını önlemeyi amaçlıyor. Genetik mühendisliği sayesinde anne-babalar, sadece çocuklarının cinsiyetini değil aynı zamanda belli karakter özelliklerini de seçebiliyor. Genetik ya da sentetik olarak üretilen organ ve dokular ilk defa 2023'de insan vücuduna yerleştirilmişti. Bu sayede, kanser ve AIDS'ın tedavisi de sorun olmaktan çıkıyor. Genetik değişime uğramadan saf, doğal kalabilmiş insanların sayısı artıyor. Nesli tükenmekte olan “doğal” insan el üstünde tutuluyor.

. Sanıldığının aksine ne yoksulluk ne de savaşlar azalıyor. Avrupa Barış Enstitüsü, "2025 Dünya'nın Durumu" raporunda gezegenimizin giderek daha fazla bölünmeye uğradığını, BM ve Dünya Bankası'nın son yirmi yıldır titizlikle uygulamaya çalıştığı "Yoksulluğu Azaltma" stratejisine rağmen, mutlak sefalet içinde yaşayan insanların sayısının 2 milyar civarına yükseldiğini bildiriyor. Afrika, Amazonya ve Güneydoğu Asya'da felaket derecesine ulaşan kuraklık nedeniyle nüfusun kötü beslenmesi vahim boyutlarda. Afrika'nın bazı bölgelerinde ortalama yaşam beklentisi 38 yasa düştü. Dünya mülteciler nüfusu ise bölgesel ve iç çatışmalar nedeniyle 260 milyona yükseldi. Dünya'nın en zengin beşte biri toplam servetin yüzde 84'unu kontrol ediyor. Yani zenginler daha da zenginleşmeye devam ediyor.

. "Toprak bütünlüğünü korumak" için ülkeler savunma harcamaları yeniden arttırmaya başladılar. Endonezya ve Filipinler'deki kıtlıktan kaçanları dışarıda tutmak için Avustralya, 2030'dan bu yana son on yıldır savunma bütçesini üç kat arttırdı. Bizimle birlikte İspanyol, Fransız, Yunan ve İtalyan savunma harcamaları da "Akdeniz'in güvenliğini sağlamak için" sürekli artıyor. "Dünyanın Durumu" raporunda, istikrarsızlığın kökeninde son 50 yıldır giderek ağırlaşan ekonomik kutuplaşmanın ve ekolojik kötü yönetimin yattığı belirtiliyor. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde askerlerin etkinliğinin artması demokratik gelişimin geleceği bakımından pek umut verici değil.

. Yedi kişilik bir NASA ekibi, bir dizi aksilikten sonra nihayet 22 Ekim 2030'da Mars'ın yüzeyine indi. Apollo 11'in aya inmesinden sonra yaşanan bu en önemli uzay başarısı çevreci "Kızıl Barış" grubu tarafından sert şekilde protesto ediliyor. İniş yapan uzay aracının gezegeni dünyadan taşıdığı mikro organizmalarla kontamine ettiğini ve bu durumun Mars'ta yaşamakta olan biyolojik canlıların ortadan kalkması sonucunu doğurabileceğini ileri sürüyorlar.

. Bizim kuşağın gözbebeği sanatçılar yavaş yavaş sahneden çekiliyor.

. Dünya'nın en zengin kişisi Rus asıllı Kyra Alysen, Mayıs 2024'de sanal realite dünyasında devrim yaratacak yeni projesini açıkladı. Alysen, Finlandiya Körfezi'ndeki bir adada dijital stüdyo açıyor. Dalga enerjisi ile çalışan bir demiryolu üzerinden anakaraya bağlayacak olan bu tesis Alysen'in "filmlerin mirasçısı" olarak tanımladığı sanal realite sahnelerine ev sahipliği yapacak. İzleyiciler, aynı zamanda katılımcı da olabilecekler. Yeni geliştirilen "software"ler yapay zekayı öylesine geliştirdiler ki bilgisayarda tamamen gerçekçi durumlar yaratmayı becerebiliyorlar. Bu stüdyolarda istediğiniz tarihi kişi ile konuşmanız, o dönemin sahnelerinde kendinize rol yaratmanız mümkün. Üstelik, gerçekten o kişi ile görüştüğünüze ya da o dönemde yaşadığınıza kendinizi ikna edebiliyorsunuz da.

. Uzayda dolaşmakta olan dev aynalar sistemi Arktık bölgelerdeki kentlerde uzun kış ortası karanlığına katlanmak zorunda olan insanlara gün ışığı getiriyor. Uzun kış aylarında günışığı yokluğunun birçok kuzey bölgesindeki yüksek intihar oranları ve yaygın depresyon ile bağlantılı olduğu uzun zamandır biliniyordu. Dev aynalar filosu gün ışığını dünyadaki kentlere yansıtmak üzere uzaya yerleştirildi. Projenin eşgüdümünü yürütmekte olan İskandinav Enerji Konsorsiyumu, güneşin ufkun üzerine nadiren çıkabildiği yılın belli dönemlerinde gün ışığı koşullarını yaratmanın bu proje sayesinde imkan dahiline girdiğini açıkladı. 60 metre çapındaki bu aynalar 20inci yüzyılın sonunda Rusya'da başlayıp 2016'da Norveç'in mali desteği ile sonuçlandırılan denemelerle ticari hale getirildi. Bunlar, gece kurtarma operasyonu yapanlar için ışık sağlamak amacıyla da kullanılabiliyor. Tabii ki bu gelişmeden herkesin memnun olduğunu söylemek güç. Çevreciler, aynaların ışık kirliliğini arttıracağından, böylece dünya mevsimlerinin bundan olumsuz etkileneceğinden kaygı duyuyorlar.

. Hızlı ekonomik büyüme nedeniyle gezegenimizdeki tükenen enerji kaynaklarının güneş sisteminden karşılanması çalışmaları hız kazandı. Güneş enerjisinin atmosfersiz aydan gezegenimize yansıtılması, böylece nispeten ucuz yeni bir enerji kaynağı yaratılabilmesi mümkün görünüyor. Uzmanlar, gerekli yatırımların yapılması halinde 2033'e kadar bu sayede dünyanın tüm elektrik gereksiniminin aydan yansıtılacak güneş enerjisi ile sağlanabileceğini ileri sürüyorlar. Jeotermal, hidroelektrik, güneş ve foto elektrik gibi alternatif enerji kaynakları toplam enerji kullanımının çoğunluğunu oluşturmaktadır. Fosil yakıtların toplam enerji tüketimindeki payları giderek azalıyor. Özellikle karbon yüzdesi yüksek yakıtların kullanımı uluslararası yaptırımlarla caydırılıyor.

. Türkiye'nin de katılımı ile AB 35 üye ülkeye sahip dünyanın en büyük ekonomik blokuna dönüştü. AB'nin Rusya, Ukrayna ve Orta Asya cumhuriyetleri ile gümrük birliğini 2035 sonuna kadar gerçekleştirerek, birliğin ekonomik sınırlarını Çin Seddi'ne kadar uzatması bekleniyor.  ABD, NAFTA'yı tüm Latin Amerika'ya genişletirken Asya'da ASEAN ülkeleri, Japonya, Kore ve Çin arasında bir ekonomik bütünleşme mekanizması kuruldu.

. İskoçya'nın geleceği, iktidardaki İskoç Milliyetçilerinin yenilgisinden sonra belirsizliğini koruyor. İskoç Milliyetçi Partisi, İngiltere ile "yeniden birleşme planı"nı savunuyordu. Oyların çoğunluğunun İskoç ayrımcılığını savunan İskoç Bağımsızlık Partisi'ne gitmesi durumu daha da karışık hale getirdi. 1 milyon seçmen üzerinde yapılan interaktif televizyon kamuoyu yoklamasında İngiltere'de nüfusun yüzde 80'inin İskoçya ile yeniden birleşmeye karşı çıktığı görüldü.

. Amerika Birleşik Devletleri, Çin Federasyonu (eski Çin Halk Cumhuriyeti, Tayvan ve Hong Kong, 2027’den itibaren bir federasyon çatısı altında birleşti) ve Avrupa Birliği Başkanları altı ayda bir dönüşümlü olarak "Üçlü Kadınlar Zirvesi"ni yapıyorlar. Dünyayı 2026'dan bu yana en güçlü üç ülkenin kadın liderleri yönetiyor: Jana Stacy (ABD), Wang Gui (Çin Federasyonu) ve Roberta Kausch (AB).

. Japonya, Çin’in artan ekonomik ve askeri tehditleri karşısında geri adım atmak zorunda kalıyor; Çin’in Orta, Doğu ve Güneydoğu Asya’da artan gücünün dizginlenmesi için ABD, AB ve Rusya ile ittifak ilişkilerini pekiştirmeye çalışıyor. Özellikle 2025’de Tayvan’ın kısa süren bağımsızlık ilanı (ve bunun Çin’in askeri pazularını göstermesi nedeniyle geri çekilmesi) ile başlayan krizin ertesinde Japon diplomatları ABD öncülüğündeki Atlantik/Pasifik İttifakının balistik füze savunma programına katılmanın yollarını araştırıyor.

. Yıllar süren iç karışıklıklardan sonra Suudi Arabistan ve bazı Körfez Emirliklerinde geniş çaplı bir iç savaş patlak verdi. Ortadoğu’dan petrol ithalatına bağımlılığı yüzde 90’a ulaşan Çin’in isyancılara İran ve Rusya ile birlikte destek verdiği biliniyor. İç savaşın diğer bölge ülkelerine de yayılarak büyük çaplı bir Ortadoğu Savaşı’na dönüşmesi ihtimali giderek artıyor. ABD, AB ve Hindistan aynı cephede birleştiler bu ittifakı dengelemek için.

. Suriye, 2033’e kadar ortak menfaatleri koruyabilecek yeni bir Arap Birliği kurarak dış dünya ile ekonomik, güvenlik ve kültürel bütünleşmeyi tamamlama çağrısında bulundu. Reformcu genç kuşak Arap önderliği Güç kazanıyor. İsrail ile "toprak karşılığı barış" anlaşmasının imzalandığı 2030’dan bu yana Arap dünyasının tam bir iç çekişme içine düştüğünü, petrol gelirlerinin silahlanmaya ve yönetici elitin şahsi zevklerine akıtıldığını, ulusal servetten daha fazla payın yoksul kesimlere aktarılmamasının yeni istikrarsızlıklara sebep olacağını vurguluyor yeni kuşak liderler.

Evet, dünya üç aşağı beş yukarı böyle gelecek senaryoları ışığında şekillenebilir. Benzeri senaryoları önümüzdeki yazılarımızda Türkiye için de geliştireceğiz bu sayfalarda.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Yazarlar

Günlük Burç Yorumları Aşk 31 Mart 2020 Salı. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları Aşk 30 Mart 2020 Pazartesi. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Gazeteci Murat Kışlalı, Ankara kulislerinde konuşulan ve tartışılan konularda GÖZLEM’in sorularını cevapladı. İşte görüşleri…

Yazarlar
Website Security Test