Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Pazarlama dehaları

31.1.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Brexit’in bu kadar sessiz sedasız hayata geçiyor olması, hem de bunca kaosun ardından, başlı başına bir Pazarlama Harikası’na dönüştü. Bu durumu bu kadar harika hale getiren Stratejik Pazarlama’dan başka bir şey değil.

İngiltere’de üç buçuk yıldır kopan Brexit fırtınası, 12 Aralık genel seçimlerinden sonra sessiz, sakin, ılık bir meltem havasına döndü. İngiliz Siyasetini az çok tanıyanlar bu durumun hiçde hayra alamet olmadığını tahmin ederler etmesine de dillendirmemeyi tercih ederler, “bana dokunmayan yılan bin yaşasın” mantığıyla.

Boris Johnson ve partisi, mecliste ezici çoğunluğu elde ettikten sonra ilk iş olan, “tereyağından kıl çeker gibi” Avrupa Birliği’nden kurtulma operasyonunu hayata geçiriyor. Brexit’in gerçekleşmesine bir kaç gün kala, İngiltere’de çalışan Avrupa Birliği vatandaşlarına “korkmayın, endişelenmeyin, aynı şekilde burada çalışmaya devam edeceksiniz, işlerinizden ayrılmayın, ülkeden ayrılmanıza gerek yok” şeklinde açıklamalarda bulunan İngiliz Hükümeti, aynı açıklamayı Avrupa Birliğinden göremedi. Aksine, ikili temaslar için İngiltere’ye gelen AB Yetkilileri yaptıkları basın toplantısında “31 Ocak’tan sonra İngiltere ve AB arasındaki hiçbir şey eskisi gibi olmayacak, böyle olacağını bekleyen varsa yanılıyor” diyerek çetin ceviz açıklamalarda bulundular. Bu açıklama karşısında da yine “sakin-sessiz” İngiliz Siyaseti devreye girdi ve misilleme açıklama yapılmadı, “kardeş kardeş” biz bu işi çözeriz şeklinde geri sayıma devam edildi.

Bu bir boşanma davası. Boşanmak isteyen tarafın, “tazminat” ödemesi gerekirken, sanki “tazminat ödemeden” boşanmak mümkünmüş havasını ve algısını yaratan Boris Johnson ve ekibi idi. Brexit’e karşı olanlar ise ellerinde borazan hükümete seslenip duruyorlardı” tazminat miktarını söyle, tazminattan kaçamayacağımızı söyle, halkı kandırıp durma” diye. Bu sesler o kadar yükseldi ki, sonunda Boris Johnson açıklama yapmak zorunda kaldı, tazminat bedeli 30 milyar pound.

Ama bunu öyle bir zamanlamayla söyledi ki, adeta medyadaki gündem karşısında bu bilgi eridi gitti ya da hükümetin PR ajansları tarafından “erittirildi”....

Pazarlama Deha’ları sürekli “algı operasyonu” ile “stratejik taktiklerle”, “taksitsel zaman ve süreç yönetimi” ile halkı ürkütmeden, korkutmadan, zıplatmadan bugüne kadar geldiler. Brexit bu kadar gündemdeyken, TV Program Yapımcıları da boş durmadı, bu konunun ekmeğini nasıl yeriz, reytinglerimizi nasıl yükseltiriz diyerek Brexit hakkında “belgesel” programlar hazırlayıp, ekranlarda döndürmeye başladılar bile. Özellikle partisinin adını “Brexit Partisi” olarak değiştiren Nigel Farage’ın başrolde oynadığı “Brexit’i Yapan Adam”  filmi yayına girdi. Bazı çevreler tarafından ülkenin ocağına dinamit atan adam olarak da tanımlanan Nigel Farage ise popülerliği artıyor diye gülümsemekten geri kalmazken, Brexit’in ekmeğini daha ne kadar yiyeceğinin hesaplarını yaptığını da kamuoyundan saklayamadı. Avrupa Birliği Parlamentosunda İngiliz Vekillerin odalarını topladıkları şu günlerde, Boris Johnson’un “iletişim takımı” ise yeni bir “sosyal medya” kampanyası başlattı. Boris Johnson’ın “sevimli anaokulu öğretmeni” rolünde oynadığı kısa filmlerde “Brexit’ten sonra nelerolacak” konularına yer veriliyor. Bu role çok yakışan Boris Johnson, filmde, tam da 0-6 yaş çocuklarının anlayacağı şekilde “başımıza harika şeyler gelecek” şeklinde anlatıyor da anlatıyor. Pazarlama Dehalarının, İletişim Dehaları ile kol kola çalışmasının sonucu ortaya çıkan filmde Johnson ayrıca yepyeni British Pasaportlarını da duyuruyor, “bekleyin mavi pasaportları geliyor” diyor.

Uzun lafın kısası, İngiltere’de tempo yükselmeye, vites büyümeye devam ediyor. Bize de daha neler olacak bakalım diye izlemek düşüyor.

Birmingham’dan sevgiler...

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test