Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Birlik zamanı ve uyanma günü!..

28.2.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Gün, artık “birbirini suçlama, hakaretler yağdırma günü” değildir. “İdlib’te ne işimiz var?” sorusu üzerinde “söz kavgasını sürdürme günü” hiç değildir!..

İdlib faciası, bu hesaplaşmayı “yaraların sarılmasının sonrasına” bıraktırmıştır. Bugünler, “birlik / beraberlik içinde” yüreklerimizi yakan ve “birçok Türk ocağına ateş düşüren” bu sürecin sona ermesini sağlama günleridir!..

“Kuzey Suriye’de Fırat’ın batısındaki hava sahasını Türk uçaklarına açmayarak”, 27 Şubat’ta “İdlib’deki Türk Silahlı Kuvvetleri’nin kara birliklerine hava desteğini önleyen” Rusya, “bunca şehit ve yaralı verdiğimiz bu hava saldırısına belki uçaklarını vermemiştir” ama, “hava sahasını açmamakla, saldırıda ‘uçak vermekten çok daha fazla’ sorumluluk” yüklenmiştir. Ki, “Hava saldırısında Rus uçaklarının olmamasına inanmak” çok güçtür!..

Kuzey Suriye’de “Fırat’ın Doğusundaki gelişmeler de, Fırat’ın  batısındaki gelişmeler de göstermiştir” ki, “Süper güçlere inanmak ve güvenmek” mümkün değildir.

“Ne yapılacaksa” ABD’ye de, Rusya’ya da “güvenmeden” yapılmalıdır. 27 Şubat, “yapılmak” fiili, “eğer onlara güvenmeye bağlı ise”, işte sonunda Fırat’ın Doğusu’nda “PYD / YPG yapılanması” ve Fırat’ın Batısı’nda “Esat Rejimi Hava Saldırısı” gibi “acı gelişmelerin sürpriz olmayacağını” ortaya koymuştur.

Dış politikada “yön tayin ederken ve karar alırken”, rahmetli İsmet İnönü’nün şu sözü “hiç” ama hiç unutulmamalıdır; “Süper güçlerle ilişkiye girmek, ayıyla yatağa girmeye benzer!..”

Bugünden itibaren “siyasi parti liderleri” ve özellikle gazetelerimiz, televizyonlarımız “hassas bir çizgi üzerinde yürümeleri gerektiğini” anlamalı ve bundan böyle “öyle” davranmalıdırlar!..

Bu faciadan herkes “hissesine düşen dersi alırsa”, alabilirse, Türkiye, yarınlarda “benzerlerini” yaşamayacaktır!..

Bu arada şu da unutulmamalıdır; “Şehitlerimizin kanları yerde kalmayacak” ise, bu konu “Hainlerden, katillerden o kadar kişiyi etkisiz hâle getirdik, bu kadar hedefi vurduk” açıklamaları ile kapatılamaz.

“Kanların değeri, Türk Askeri’nin orada olmasındaki hedefin gerçekleştirilmesi ile” eşdeğerdir. “O hedef gerçekleşir” ise “şehidimizin akan kanı gerçekten yerde kalmamış” olur!.. Karşımızda “Rusya olsa” bile!..

Mesela, Fırat’ın Doğusu’nda “orada olmamızın sebebi olan hedef” tam olarak gerçekleşmemiş, PYD / YPG “dar bir koridor hariç” orada kalmıştır. Çünkü “orada” karşımıza “ABD” çıkmıştır.

Mekanları Cennet ve nurlar içinde yatacak olan Şehitlerimize Allah’tan rahmet, Ailelerine ve Milletimize “başsağlığı ve sabır” dilerim.

 

Okuyucu Soruları

“Deprem” ve “Yaşama” üzerine…

Bir okuyucumun mailindeki soru; “NG Araştırma şirketi İstanbul’da “Deprem” konusunda bir kamuoyu araştırması yapmış. 2160 kişiye sorular sormuş, bunlardan bir tanesi de, “Depremde yaşama olasılığınız neye bağlıdır?” imiş.

Bu soruya, 1296 kişi “Kader” demiş, sadece 864 kişi “Bina öldürür” başta başka sebepler söylemiş. Bu konularda sık sık yazıyorsunuz; 5’te 3’lük “kader” sonucu ile ilgili görüşünüz nedir?

 

CEVABIMDIR: Bu tabloya şaşırmadım, “Milli” Eğitim’in “Dini” Eğitim hâline dönüştürülmeye “yeşil ışık yakılan” bir ülkede, “başka bir sonucun çıkması” mümkün olabilir miydi?  Bilimin karşısına Diyanet İşleri’nin fetvalarını koyuyoruz; daha nasıl bir sonuç bekliyoruz?..

 

Sözün Özü

Ülkenin “asırlık” 3 büyük kulübünden birinin Başkanı bile “Protokol tribününden atlayıp, mağlubiyet sebebiyle kendisine tepki gösteren taraftarının “kavga için” peşinden koşuyorsa, “o ülkenin ne hâlde olduğunu, ‘bu olayı manşetlere çıkararak’ ortaya koyan” Avrupalı gazetecilere bakıyor ve utanıyorum.

 

 

Issız Sakız Adası sokaklarında Suriyeli göçmenler…

 

Yunan Adaları’nı Suriyeliler işgal edince…

Çeşme’den “Çeşme’den Aktüel Dergisi Sahibi” Fulya Omaç’tan haber var.

Fulya Hanım’ın haberini özetliyorum; Bakınız “bizim kardeşlerimiz(!) Yunan Adaları’nı ne hallere getirmiş:

Türkiye’nin karşısındaki Yunan Adaları “göçmen istilası” ile karşı karşıya ve Adalılar isyan ediyor.

Avrupa Birliği’nin Yunan Adaları’ndan, Chios (Sakız)’a 25 bin, Lesvos (Midilli)’ 50 bin ve Samos (Sisam)’a 25 bin toplam 100 bin kişilik 3 yeni göçmen kampı yapacak olması, yerli halkı ayaklandırdı… Geçiminin büyük bir bölümünü turizmle sağlayan adalarda rezervasyonlar peş peşe iptal edildi. Ada sakinleri ekonomik krize girmekten endişeli. İsyan eden esnaf kepenk indirerek kararı protesto etti. Üç adaya 1000 “özel” polis gönderildi; protestocular onlarla çatıştı. Polis biber gazı kullandı. Sakız’da ada halkı bir Suriyelinin evini bastı ve aile fertlerini “Gidin” diyerek dövdü.

Karara karşı, Pazartesi - Perşembe günleri arası ne fırınlar, ne restoranlar, ne kafeler, hiçbir esnaf dükkanlarını açmama kararı aldı. Satış yok, ekmek yok, et yok, hiçbir şey yok. Sabah açık olan büyük marketlerin de öğleden sonra kapatılacağı duyuruldu.

Sakızlı otel işletmecisi Ronald Arthurs “durumu” anlatıyor:

“Göçmenler her yerdeler. Yeni kamplar yapılırsa adalar da ada halkları da biter.. Göçmenler mallarımıza zarar veriyor, hırsızlık yapıyor, kadınlarımızı, kızlarımızı taciz ediyor, sürekli kavga çıkarıp, huzursuzluk yaratıyorlar. Can ve mal güvenliklerimiz tehdit altında. Mülteciler tavşan gibi doğuruyorlar. Şu an 12 bin civarında olan ancak kamp yapılacak olursa sayıları 25 bin olacak ve bu artış sürekli devam edecek. Bu kadar mülteci adanın imajını, temizliğini, hijyenini, en başta da ekonomisini etkiler. Birçoğu hasta, gelirken hastalıklarını da buraya taşıdılar. Devlet Hastanesi’ndeki hastaların yüzde 60-70’i mülteci. Sürekli kaçak gelmeler devam ediyor. Ya bunların arasında Coronavirüsü olan olsa, ne olacak? Sağlığımız da tehlikede.

“Gece sabahlara kadar kalabalık gruplar halinde dolaşıyorlar, kadınlar, kızlar yalnız sokağa çıkamaz oldu. Yabancı turistler kaçıyor ve rezervasyonlar iptal edilmeye başlandı.

“Kalabalık dolaştıklarından yanlarına da yaklaşamıyorsunuz. Öyle bir dolaşıyorlar ki sanki Suriye, sanki Şam, sanki kendi köyleri. Limanda yürürken dahi nargıle tüttürüyorlar, ellerinde biralar, yüksek sesle uzun uzun telefonla konuşuyorlar. İçki satan dükkanların en iyi müşterileri oldular. Güle oynaya yaşıyorlar yani, sanki ülkelerinde savaş yokmuş gibi. Çocuklarıyla da ilgilenmiyorlar. İki çocuk belediye otobüsünün altında kalıp öldü. Tabi kadının karnında bir tane, kucağında bir tane, arkasında 3-5 tane çocuk. Ama koca önde tek başına gidiyor. Kadın köle gibi o çocuklarla adamın arkasından koşuyor.

“Bu yıl Sakız meydanda noel bayramı bile kutlanamadı. Etrafta hep Suriyeliler, göçmenler vardı. Sakızlılar o bayrama gitmedi. Sürekli bir olay oluyor. Afganlı bir mülteci kendisi gibi Afganlı komşunun 3 yaşındaki kızına tecavüz etti. Onu apar topar Atina’ya gönderdiler. Aksi halde halk linç edecekti.”

İnternet’ten “esen” rüzgarlar!..

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Yazarlar

Günlük Burç Yorumları Aşk 31 Mart 2020 Salı. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları Aşk 30 Mart 2020 Pazartesi. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Gazeteci Murat Kışlalı, Ankara kulislerinde konuşulan ve tartışılan konularda GÖZLEM’in sorularını cevapladı. İşte görüşleri…

Yazarlar
Website Security Test