Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Fikret Mualla ve Ara Güler İzmir’de

6.3.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Türk resmi ile fotoğrafçılığının bu iki ünlü ismi “İzmir’de” derken, kendilerini değil eserlerini görme şansına kavuştuğumuzu ifade etmek istiyorum. İzmir’in iki önemli kültür merkezinde heyecanla izleyebileceğimiz iki sergi var: Türk resminin yurt dışında tanınan ilk isimlerden Fikret Muallâ’nın çalışmaları Folkart Galeri salonunda, Ara Güler’in yüz binlerce negatiflik arşivinden derlenen İzmir fotoğrafları Arkas Sanat Merkezinde izlenebilir.

Fahri Özdemir yönetimindeki FOLKART GALERİ, 5 yıl önce açıldığı günden bu yana, maskeden özel eşyalara, heykelden resme çok zengin koleksiyonları sanatseverlerin izleğine sundu. 2018-2019 döneminde açılan, büyük önderin özel eşyalarının görülebildiği “Büyük Dahi: Gazi Mustafa Kemal” sergisini 200binden fazla kişinin gezmiş olduğunu da anımsatmakta yarar var. FOLKART GALERİ hepsinin ötesinde, çeşitli okullardaki sanatsever öğretmenlerle ilişki kurarak binlerce öğrencinin sergileri gezmesini sağlıyor. Yaz aylarında da ücretsiz resim, heykel ve maske kursları var. İnternetteki çok dinamik sayfasından öğrendiğimize göre yalnızca geçtiğimiz yıl 150 öğrenciye katılım belgesi verilmiş.

Paris’teki Türk ressamlar

Fikret Muallâ Saygı, 30’lu yıllardan sonra, zamanında ‘sanatın Mekke’si olan Paris’e giden Türk ressamlarının başında geliyor. Son derece çalkantılı bir yaşamı var. İstanbul’da Saint Joseph lisesinde okuyor, Galatasaray’ı yarıda bırakıyor. Alkole bağımlılığı nedeniyle birçok kez akıl hastanesine giriyor. Ama sonunda, mühendislik okumak için gittiği Almanya ve İsviçre’de geçirdiği günlerin etkisi ile resim yapma tutkusu egemen oluyor. Kendisi gibi Paris’i mesken tutmuş Abidin Dino’nun teşvikiyle 1939 yılındaki New York EXPO’su için 30 resim hazırlıyor. 1967 yılında, 64 yaşında ölene dek sürekli resim yapıyor. Bir yoruma göre, yaşadıklarını aklından çıkarmak için zamanında geçerli olan sanat akımlarına saplanıp kalmadan kendini boyalara veriyor.

Tümü belgeli 55 özgün resminin izlenebildiği sergide, ressamın genelde guaj tekniğini kullandığı, ancak yağlıboya ve suluboyalarının da en az guajları kadar etkili olduğu gözleniyor.  Teknikler de çeşitli, kullandığı konular da… Kent yaşamına düşkün. Sokakları, sokaklardaki insanları, halkın yığıldığı ‘cafe’leri, sirkleri, düşkün kadınları vb. konu etmiş kendisine; geçirdiği tüm karmaşaya karşın yaşama yakın hissediyor kendisini.

Özgün resimlerin ötesinde, Hıfzı Topuz gibi yakın dostlarına yazdığı mektuplar da ilginç… İlk kez burada sergilenen Nazım Hikmet’in kitapları için yaptığı çizimler de…

Bu önemli sergi, birçok koleksiyoncudan adeta koparılarak düzenlenmiş. Çünkü yakın zamana dek bu resimler dağınık vaziyette bulunuyordu. Bir ara, Kadıköy’deki sokak sahaflarında bir kenara atılmış durumda bulunduğunu da duymuştum. Bu nedenle, Fahri Özdemir’i samanlıkta iğne toplar gibi yaptığı titiz çalışmayı kutlamak gerek.

“Yalnız ve Yaralı Bir Hayat: Fikret Mualla’’ sergisi 17 Mayıs 2020 tarihine kadar açık.

Kent belleği fotoğraflar

İki yıl önce 90 yaşında aramızdan ayrılan fotoğraf ustası Ara Güler’in en çok kullandığı sözcüğün “merhaba” olduğu söylenir. AGAVAM (Ara Güler Arşiv ve Araştırma Merkezi), İzmirli sanatseverlere, Arkas Sanat Merkezi salonlarındaki sergi ile “MERHABA İZMİR” diye sesleniyor. Bir milyon kadar fotoğraf içeren Ara Güler arşivinden, İzmir ve Ege’de Afrodisyas, Efes, Bergama, İzmir Agorası, Allianoi gibi antik yerleşimler dahil1950’den 1980 yılına dek yakaladığı görüntülerin yanı sıra, onun en çarpıcı fotoğraflarından seçkileri, dünya çapında 7 ünlünün ve Türk edebiyatının ünlü isimlerinin portrelerini izlemek mümkün.

Şöyle seslenmiş Ara Güler: “İnsanlar bakarak görerek yaşayarak bir şeyler öğreniyor değil mi? Ben de baktım, gördüm, yaşadım, öğrendim işte. Bir de çektim.”  Kendisini ‘fotoğraf sanatçısı” olarak değil de ‘foto muhabiri’ olarak kabul ediyor ama gerçekte bir “düşünür gezer” Ara Güler.

Hemen tamamı siyah beyaz olan fotoğraflarda acayip bir içsel titreşim var. İzleyenler de bunu hissediyor.  Sergiyi gezenlerin kaçırmaması gereken “Islık Çalan Adam” belgeselinde yazar Doğan Hızlan’ın dediği gibi “yalın ve basit” olan görüntüler son derece derin insani bir duyarlık içeriyor. Titreyen ışıklarla donanmış gece manzaralarından, zamanın ruhunu yansıtan insan manzaralarına dek bu duyarlığa damga vurmuş görüntüler bunlar.

Lucien Arkas’ın sergi açılışında dediği gibi, “fotoğraflar kent hafızalarıdır, bir şehrin gelişimini, değişimini gerçek manada gözler önüne sermek, net bir şekilde görmek ve geleceğe taşımak için önemli belgelerdir.”

AGAVAM Müdürü Umut Sülün de İzmirlilere şöyle bir çağrıda bulunuyor: “Gelen ziyaretçiler içinde fotoğrafta görülen yerin neresi olduğunu bilenler varsa, o notları bize iletecekler, biz de arşivimizi ona göre güncelleyeceğiz."Örneğin Asansör su ile çalışırken, sistemi harekete geçiren ‘parmaksız’ın ismini hatırlayan çıkacaktır eminim. Öyle değil mi İstemi Nalbantgil hocam?

Sergi kapsamında ayrıca, Ara Güler’in kullandığı fotoğraf makinaları, basın kartları, kontakt baskılar görülebilir. 26 Temmuzdaki kapanışa dek, İzmir Büyükşehir Belediyesi, UNESCO Edebiyat Ofisi ve 9 Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Fotoğraf Bölümü iş birliğiyle Ara Güler’in fotoğrafçılığı üzerine söyleşiler ve çocuklar için etkinlikler de gerçekleştirilecek. Arkas Sanat Merkezi, pazartesi günü dışında, salı-pazar 10.00 - 18.00, perşembe günleri ise 10.00-20.00 saatleri arasında ücretsiz olarak ziyaret edilebiliyor.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Yazarlar
Yazarlar
Website Security Test