Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

''Sokağa çıkma yasağını Erdoğan istemiyor!..''

3.4.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Gazeteci Murat Kışlalı, ''Ülkenin ve Ankara kulislerinin hemen hemen bütün gündemini kapsayan'' Coronavirüs salgınındaki yeni gelişmelerle ilgili GÖZLEM’in sorularını cevapladı. İşte görüşleri…

GÖZLEM– Pandemik salgınla ilgili “Gerçekler açıklanmıyor, verilen hastalıkla ve ölümlerle ilgili sayılar, gerçek sayıların çok altında” iddiaları yaygın. Bu iddialar gerçek olabilir mi? Muhalefet partilerinin bütün ülkede illerde, ilçelerde teşkilatları var, belediye başkanlıkları var, Türk Hekimler Birliği’nin her yerde üyeleri, hastanelerde adamları yok mu? Bunlar “il ve ilçelerdeki gerçek rakamları” öğrenemiyorlar mı?.. Sayılar “açıklananlardan çok fazla ise” nasıl saklanabilir?..

K– Tespitleriniz çok doğru. Türk Tabipler Birliği’nde (TTB) rakamlar vardı ancak sanırım bir süre Hükümet’in açıklamasını beklediler. Bu gerçekleşmeyince hafta içinde önce TTB rakamları iller bazında vaka ve ölü sayısı ile virüse yakalanan sağlık personeli sayısı olarak açıkladılar. Bunun üzerine Sağlık Bakanı Fahrettin Koca da iller bazında vaka ve ölü sayılarını televizyondan açıklamak zorunda kaldı.

GÖZLEM– Sizce, “bilim adamları ve uzmanlar istediği” hâlde, hiç olmazsa “bazı büyük ve hastalık vakalarının fazla olduğu” kentlerde sokacağa çıkma yasağı neden konulmuyor?..

K– Aslında açıklanan rakamlar, bahsettiğiniz gibi bir yasağın konması halinde, salgının ne kadar etkili bir şekilde kısıtlanabileceğini ortaya koyuyor. TTB ve Bakan Koca’nın açıkladığı rakamlara göre toplam vaka sayısının yarıdan fazlası ve ölü sayısının yarıya yakını İstanbul’da. Bu çok da mantıklı çünkü virüs yurt dışından, umre ve İran girişleri hariç, Türkiye’nin “hub”ı olan İstanbul aracılığıyla Türkiye’ye yayılmış gözüküyor. Amerika’da da örneğin New York’taki vakalar çok fazla. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu yine hafta içinde vakaların yurtiçine İstanbul’dan yayıldığını söylemişti. Demek o zaman o rakamlara kendisi hâkimdi. Eğer iktidar o noktada, İtalya’nın Lombardia bölgesinde yaptığı gibi, İstanbul’da bir sokağa çıkma yasağı ilan etmiş olsaydı, muhtemelen salgın bu kadar etkin bir şekilde yayılmayacaktı. Hatta Bilim Kurulu’nun önceki Cuma günü yaptığı toplantı sonrası bazı illerde sokağa çıkma yasağı önerisi getirdiği ve Sağlık Bakanı Koca’nın bunu ima ettiği ancak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu önlemi gerekli görmediği ifade ediliyor. Hiç şüphesiz Erdoğan’ın, bu şekilde alınacak bir önlemi istememesinin ardında ülkenin ekonomisiyle ilgili kaygılar yer alıyor. Ekonomi çok daha dibe vuracağına, belli kesimlerin hayati fedakârlıklarda bulunması olasılığı tercih edilmiş gözüküyor.

GÖZLEM– Dünya’nın titrediği ve ülkemizin de içinde bulunduğu bir ortamda, şimdi de “bağış ve destek kampanyaları” üzerine kavga başladı. CHP’nin başını çektiği muhalefet “Devletin kampanyasına karşı” sert bir muhalefete başlarken, AKP İktidarı da, İçişleri Bakanı vasıtasıyla, “CHP’li belediyelerin “bağış ve destek kampanyalarına ‘İzin almadınız’ diyerek” karşı çıktı ve bankada açılan hesaplara el koydu. Bu konuda Ankara kulislerindeki izlenimleriniz ve kavga konusundaki görüşünüz?

K– Aslında bu özetini yaptığınız görüntüye “kavga” demek pek mümkün değil, çünkü Erdoğan’ın emriyle muhalefet partilerinin belediyelerinin, yasada hakları bulunmasına karşın, bağış toplamaları engellendi. Süregelen bir çekişme yok. Buna karşın iktidar partilerinin belediyelerinin benzer faaliyetleri halen devam ediyor. Üstelik burada, “Benim bağışım – Senin bağışın” ayrımı yapan bir iktidarın bu bağışları dağıtırken “Benim seçmenim – Senin seçmenin” ayrımı yapmamasını beklemek de biraz iyimserlik olur. Kaldı ki bu zamana kadar toplanan mesela 72 milyar liralık deprem vergilerinin başta İstanbul olmak üzere ihtiyaç olan yerlerdeki apartmanların iyileştirmelerine veya yenileştirmelerine harcanmamış olması veya 15 Temmuz kalkışması sonrasında 310 milyon lira toplanmasına karşın bu paranın veya parayı toplayan derneğin ortaya çıkmaması; kimi kişilerin Cumhurbaşkanlığı’nın kampanyasına tereddütlü yaklaşmalarına neden oluyor.

GÖZLEM– AKP il ve ilçe başkanlıklarının öğretmenler başta devlet memurlarına, sivil toplum kuruluşlarına ve meslek örgütlerine “Devletin bağış kampanyası için” baskı yaptıkları, “yapacakları yardım miktarının kendilerine bildirilmesini istedikleri” yönündeki haberler yurt çapında yaygın hâle geldi; bu baskı, Devletin bağış kampanyasını yaralamadı mı?

K– Hiç şüphesiz. Zorla bağış olmaz. Üstelik bu tür dayatmalar, genel olarak Türk milletinde ters teper. Özellikle muhalefetin bağış kampanyaları engellenirken bu tür adımların atılması, devletin kampanyasına destek vermeyi düşünen muhalif yurttaşların da önünü keser. Ancak diğer pek çok konuda olduğu gibi, bu konuda da iktidar mantıktan ziyade içgüdüleriyle, var olma refleksiyle hareket ediyor.

GÖZLEM– “Açıkla bağlanan” 2020 bütçesinde “Coronavirüs salgını” konusunda alınacak ve alınması gereken tedbirlerin “yeterli olabilmesi için” anlaşılıyor ki, “yeterli kaynak” yok. Devlet bağış kampanyası bile açtı. Onun da yeterli olmayacağı ortada. “Ya IMF’ye gidilecek” ya da “Para basılacak”; Ankara’da bu konudaki hava nasıl; hangisine başvurulabilir?

K– Devlet, özellikle ilk etapta virüs salgınından çok olumsuz etkilenen ve bizzat kendisinin kapattığı lokanta, kahvehane gibi eğlence yerleri ile berberleri ve bu işletmelerin çalışanlarını desteklemeliydi. Bu kesimlere kısmen esnetilen “Kısa Çalışma Ödeneği” ile bir destek yapılacak. Ancak hem başvuruların sonuçlanmasının vakit alacağı, hem de yapılacak yardım için yeterli kaynak olmaması sıkıntı yaratıyor. Ankara’da konuşulan diğer önlemler arasında 131 milyar liralık İşsizlik Fonu’nun bu işe ayrılması var. Ancak İşsizlik Fonu’nda bu işe ayrılabilecek nakit miktarı, fon büyüklüğünün çok küçük bir kısmını oluşturuyor. Alternatif olarak devletin Hazine garantili otoyol, köprü, şehir hastaneleri ödemelerinin ötelenmesi öneriliyor. Ancak her ne kadar yasal olarak küresel bir salgın “mücbir sebep” olarak kabul edilip ödemeler ertelenebilecek olsa da, Erdoğan’ın kendi kurguladığı bu sistemi, yatırımcıları zorda bırakacak bir şekilde karar alarak kullanabileceğine dair bir işaret yok. Aksi olsaydı, herhalde devletin bağış kampanyasına sadece 7 maaş hibe ederek katılmazdı. Alınabilecek önlemler arasında son olarak para basma seçeneği de, başta ciddi ekonomistler tarafından olmak üzere geniş kesimlerce dillendiriyor. Bence para basılmaya zaten başlandı. Bankamatiklerden para çektiğinizde elinize geçen hiç kullanılmamış banknotlardan da bunu anlamak mümkün. Bunun ibareleri yakında Merkez Bankası rakamlarında da ortaya çıkmaya başlayacaktır.

GÖZLEM– İki kesimden bahsettiniz. Eğlence işletmeleri ile berberler. Bunların kapatma kararları sonrası durumları nasıl? Medyada bu konuda neredeyse hiç haber yapılmıyor?..

Türkiye Berberler, Kuaförler ve Güzellik Uzmanları Federasyonu’na bağlı 108 bin üye var. Çalışanlarıyla beraber 200 – 250 bin kişilik bir işgücü. 80 bin kahvehane kapandı, çalışanlarıyla 190 bin kişi. Sadece Ankara’da 750-800 lokanta var. Çalışanlarıyla 8 bin kişi. Tüm Türkiye genelinde birkaç yüz bin garson, aşçı demek. Tek başına çalışan bir berber içinde bulunduğu durumu bana “Henüz hiç bir destek yok. Bir tek Ankara Büyükşehir Belediyesi’nden ‘Size yardım edeceğiz’ diye bir cep telefonu mesajı geldi. Nasıl olacağını bilmiyoruz. Şu anda gelirimiz sıfıra düştü. Devlet en azından ‘Mukavelende gösterdiğin kirayı, elektriğini, suyunu; en azından bir bölümünü ödüyorum’ diyebilir. Sadece küçük esnafa 25 bin liralık bir kredi getirdiler ama onu da eninde sonunda geri ödeyeceksiniz” diye anlattı. Yanında 22 kişi çalıştıran bir lokanta sahibi ise “Biz çalışanımızın maaşlarını ödüyoruz ama kesen de var. Bizde bir de garsonların bahşişten dolayı kayıpları var. Ancak devletten henüz bir teşvik görmek bir yana, Mart ayı SSK primini bile doğrudan kesmişler ki martın yarısında kapalıydık. Üstelik bunu öteleseler bile sonuçta hiç çalışmadığımız için gelirimiz olmayan bu dönemin primlerini birikmiş şekilde ödeyeceğiz” diye konuştu. Devlet eğer bu kesimlere “İşyerlerinizi kapatacaksınız” dediyse, kaybettikleri geliri de bir şekilde tazmin etmek zorunda.

GÖZLEM– Meclis’e verilen 70 maddelik “İnfaz Yasası teklifi” konusunda görüşünüz? Teklifte “siyasi suçlar” ve “terör suçlarıyla ilgilendirilerek tutuklanan” gazeteciler hakkında bir madde yok, ne diyorsunuz?

K– İktidarın bu teklife bir iyi niyet gösterisi yaparak gazetecileri, hiç olmazsa bazılarını almasını beklemek zaten biraz iyimserlik olurdu. İktidarda bu şekilde bir “birleştirici” anlayış maalesef yok. Tabii teklifin Komisyon ve Genel Kurul aşamasında CHP ve İyi Parti, aftan “Barış”lar ve diğer bazı gazetecilerin yararlanması için muhalefet yapacaklardır. Önerge vereceklerdir. Ancak bu önergelerin AKP + MHP bloğuna takılması kesin gibi. Yine, muhtemelen bu kadar büyük bir beklentiye karşı çıkmamış olmak adına teklifin onaylanması yönünde oy kullanacaklardır. Teklife karşı çıkması muhtemel tek parti HDP grubu olur.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Yazarlar

Türkiye'de nereye meteor düştü? Meteor düşmesi nedir? Düşen meteor görüntüleri haberimizde. Türkiye'de birçok noktadan görülen meteor düşmesi haberi sosyal medyada hız...

Günlük Burç Yorumları Aşk 28 Mayıs 2020 Perşembe. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

AK Parti Rize İl Başkanı İshak Alim, bölgenin yerel televizyonu Çay TV'de gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Yayına bağlanan Rize Valisi Kemal Çeber ise Alim'...

Günlük Burç Yorumları Aşk 27 Mayıs 2020 Çarşamba. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, Twitter hesabından yapılan paylaşımla iktidarın gündemine oturdu. Soyer'in hesabından atılan tweet ve sonrasında yaşananl...

Günlük Burç Yorumları Aşk 26 Mayıs 2020 Salı. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Çilek sosyal medyada dolaşan bir video nedeniyle Twitter'da gündem oldu. Dolaşan videoda çileğin içinden kurtçuklara benzeyen böcekler çıktığı görülüyor. Sosyal medya ...

Yazarlar
Website Security Test