Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Su savaşlarına hazırlanıyor muyuz?

17.4.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Çağlar boyunca, Mezopotamya’dan Nil’e, Ganj’dan Amazon’lara kadar dünyanın dört bir köşesinde insanların kurduğu uygarlıkların hemen hemen tamamının sulak alanlarda, nehir, gol ve deniz kıyılarında, ortaya çıkmış olması tabii ki bir tesadüf olamaz. 

Hem içecek, hem tarımsal sulama, hem endüstriyel üretim, hem de temizlik, kirli atıkların uzaklaştırılması gibi çok çeşitli alanlarda kullanılan suyu en fazla kıtlığı zamanında, musluk kesildiği zaman hatırlıyoruz.

Dünyada sudan bol bir şey yok, uzaydan bakınca “mavi” bir gezegen görünüyor ama içilebilir tatlı su kaynağının bütün dünyadaki su stokunun sadece yüzde 3’unu oluşturduğunu unutmayalım. Ve içilebilir suların üçte ikisi de buzullar arasında ya da daimi kar örtüsü altında sıkışıp kalmış durumda.

Bu nedenle, nüfus artışıyla birlikte - şayet yeni su kaynakları geliştirilemezse - ciddi bir darboğaz ve risk yaratması kaçınılmaz görünüyor. Giderek büyüyecek bu tehdidin ülkelerimizde sosyal ve siyasi gelişmeleri de tetiklemesi bekleniyor. Hatta kimi stratejistlere göre, İsrail’den Hindistan’a, Türkiye’den Botswana’ya dünyamızda su kaynakları üzerine savaşlara tanık olmamız ihtimali hiç yabana atılamaz.

Şimdiden bunun işaretleri belirgin şekilde görülüyor.

***

Kişi başına gereken su miktarı günde 50 litre civarında hesaplanıyor, ancak insanlar 30 litre ile de yaşayabiliyorlar. 5 litre yemek ve içmek, 25 litre ise hijyen amacıyla gerekiyor. Oysa bazı ülkelerde kişi başına su kullanımı 10 litrenin bile altında – Gambiya 4,5 litre, Somali 8.9 litre kullanıyor ortalama. Buna karşılık, bir Amerikalı günde 500 litre su tüketiyor. Batı’da diş fırçalamak için 8 litre, tuvalet sifonunu çekince 10-35 litre ve banyo almak için 100-200 litre su cömertçe kullanılıyor.

Su talebi sadece içmek ve temizlenmek için değil. Daha fazlası gelişmiş ülkelerde sanayi, gelişme yolundaki ülkelerde tarım için kullanılıyor. Bir kilo patates üretmek için 1,000 litre, bir kilo tavuk için ise 4,500 litre su gerekiyor.

Aynen enerji ve gıda kullanımında yaşanan hovardalığın bir benzeri ile karşı karşıyayız. Mevcut tüketim eğilimlerini göz önüne alındığında, 10 yıl içinde su kıtlığı yüzünden 700 milyondan fazla kişinin “su mültecisi” olarak göç riski altında kalabileceği söylenebilir. Birçok yerde su tüketimi yerel su kaynaklarının kapasitesini çoktan aşmaya başladı.

Dünya Meteoroloji Örgütü’nün tahminlerine göre, 2025’de dünya nüfusunun yüzde 66′sı su sıkıntısı çekebilir. Su kaynaklarının daha etkin ve adil yönetimi gerçekleşmezse bugünün “Petrol Savaşları”nın gelecekte “Su Savaşları”na dönüşmesi kaçınılmaz görünüyor.

***

Sadece ülke içindeki su politikaları değil sınır çizen ve sınır aşan sularımız da bizim için kritik önem taşıyor. Özellikle de Irak ve Suriye’ye akan Fırat ve Dicle geniş bir coğrafyanın can damarı ve ileride şimdiye kadar karşılaştığımızdan daha yoğun çatışma kaynağı olma ihtimali yüksek. Üstelik komşularımızın tutumundan dolayı (Suriye, Yunanistan, Bulgaristan, ileride Gürcistan) sınırlarımızdan giriş-çıkış yapan sular ihtilaf konusu olmaya devam edebilir.

Dünyada su kıtlığı ve paylaşımı yüzünden halen yaşanan, ileride daha da kızışacağı tahmin edilen çatışmalar şöyle sıralanıyor:

 

* Fırat ve Dicle için Türkiye, Suriye ve Irak

* Şeria Nehri için Ürdün, İsrail, Lübnan ve Filistin

* Nil Nehri için Mısır, Etiyopya ve Sudan

* Orta Asya'da Aral golü etrafında Kazakistan, Özbekistan, Türkmenistan, Tacikistan ve Kırgızistan

* Güney Asya'da Wular Barajı için Hindistan-Pakistan ve Farraka barajı için Hindistan ile Bangladeş

* Mahakali Irmağı için Nepal ile Hindistan

* Güneydoğu Asya'da Mekong Irmağı için Kamboçya, Çin, Laos, Myanmar, Tayland ve Vietnam

* Güney Afrika'da Botswana ve Namibya

* Kolorado Irmağı için ABD ve Meksika

* Güney Amerika’da La Plata için Uruguay, Arjantin, Brezilya ve Paraguay

* Bu liste benim tespit edebildiklerim, eminim henüz radara girmemiş daha nice su gerginliği vardır.

***

Dışarıdan bakınca sanki su bakımından kendimizi şanslı görüyoruz. Oysa biz de kaygı verici bir gerçek ile karşı karşıyayız. Yarı kurak iklim kuşağındayız ve kişi başına düşen kullanılabilir su miktarı halihazırda sadece 1.519 metreküp. Nüfusumuz bu hızla artar, tüketimimiz azalmaz, yeterince tasarrufa gitmez isek 20 yıl içerisinde “su fakiri” sınırının, yani 1.000 metreküpün, altına düşmemizin olası olduğunu düşünüyor uzmanlar.

Uluslararası ölçülere göre, bir ülkenin su açısından zengin sayılabilmesi için, kişi başına düşen su miktarının yıllık 10.000 m3/kişi olması gerekiyor.

Akarsuları ve golleri ile bölgesinde yeterli su kaynağına sahip nadir ülkelerden biriyiz, hatta sınır aşan sularımızla da komşu ülkelere su sağlıyoruz. Uzun deniz sınırımız da gerektiğinde arıtma teknolojisi kullanılarak “mavi vatan”dan yararlanmayı imkan dahilinde kılıyor.

Yeraltı potansiyeli ile birlikte toplam 198 milyar m3'u bulan su rezervimiz, normal koşullar altında, hepsinin kullanımı olanaksız olduğu için, kullanılabilir güvenli potansiyel yeraltı suyu dahil 107,2 milyar m3.

***

Suyu silah olarak hiçbir zaman kullanmadığımızı söylüyorsak da 1990’da Atatürk Barajı'nın yapımı için Fırat'ın sularının akışı engelledik bir süre, Suriye ve Irak bizi protesto etti, barajı bir savaş silahı olarak kullandığımızı iddia ettiler. Yine 1990'li yıllarda Turgut Özal, PKK'ya destek verdiği gerekçesiyle Suriye'yi uyardı, suyu kısıtlamakla tehdit etti. Ama suyun paylaşımı ve etkin kullanımı konusunda çok sayıda proje de ürettik. Özal'ın başbakanlığı döneminde Ortadoğu'ya su sağlamayı hedefleyen "Barış Suyu" projesinin hazırlandı, ama ülkeler birbirine güvenmediği için bu proje de kabul görmedi.

Bugün İŞİD, PKK ve YPG Suriye ve Irak’ta su ve petrol zengini bölgelere yoğunlaşıyorlar.

Sözün özü şu: Kısıtlı ve yenileyemediğimiz su kaynaklarımızı akılcı, planlı ve verimli kullanmak zorundayız. Zamanında başlattığımız, ama halen nerede olduğu anlaşılamayan su yönetiminde kurumsal altyapı ve yasal düzenleme çalışmalarını hızlandırmalı, iklim değişimi, kırsaldan kente göç ve kirlilik sorunlarını da vakit geçirmeksizin çözmeliyiz.

Yoksa enerji ve gıdada olduğu gibi su ikmal güvenliği de ciddi bir yük olarak ülkemizin sırtına binecek, komşularımız ile bu yüzden savaş riski bile doğabilecektir önümüzdeki on yıllarda.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Yazarlar

Gazeteci Levent Gültekin, Halk TV ekranlarında sosyal medyada gündem olan sözler söyledi. Gültekin, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yakınındaki kaynaklara dayandırdığı iddias...

Günlük Burç Yorumları Aşk 7 Temmuz 2020 Salı. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları Aşk 6 Temmuz 2020 Pazartesi. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Yazarlar
Website Security Test