Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Salgınlar ve açlık

17.4.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Anton Çehov hikâyelerine benzer hayatlarımız geçip giderken, ben evin kitaplığı ile mutfak raflarında yeni keşifler peşindeyim. Bu hafta Corona öncesi Dünya’nın hangi salgınlarla uğraştığını merak ettim. Araştırırken gördüm ki, tarih boyunca Dünya’nın değişmeyen gündemini hep aynı konular belirlemiş; açlık, salgınlar ve savaşlar. Antik zamanlardan günümüze, hemen her ülkede insanlığı hep bu üç temel konu meşgul etmiş.

Dünyanın dört bir tarafındaki insanlar kendi inandıkları tanrılarına, kendilerini ve sevdiklerini kıtlıktan, salgından ve savaşlardan korusun diye yalvarmışlar, dilekler adamışlar... Lakin insanlığın belası olan bu üç felaket, her gelişinde onbinlerce, yüzbinlerce insanı da beraberinde alıp götürmüş. İnsanlar kitleler halinde ölmeye devam etmişler.. Birçok düşünür, kâhin, din adamı kıtlık, salgın ve savaşların nedenini, ya doğanın muazzam planının bir parçası ya da insanların hatalı davranışlarının sonucu olduğu ve insanlar yaşadıkça bundan kurtulmanın mümkün olamayacağı sonucuna varmışlar.

Dünyanın sosyo-ekonomik yaşam şartları, ticaret, ziyaret gibi nedenlerle birbirine bağlanan şehirler, ülkeler her ne kadar medeniyetin gereği olsa da, aynı zamanda hastalıkların üremesi ve yayılması için de en uygun ortamı hazırlıyor. Dünyanın en doğusundaki bir ülkede yaşanan bir salgın hastalık, bir ay sonra en batıdaki ülkelere kadar, bütün dünyaya yayılabiliyor. Günümüzde salgın hastalıklar bütün dünyanın ortak düşmanı, aynı zamanda savaşmak zorunda kaldığı görünmez ordular haline dönüşmüş durumda.

Bilim adamlarının araştırmaları ve buluşları sayesinde,  son yıllarda her ne kadar açlık, savaş ve salgınlar kontrol altına alınmış görünse de, bugün yaşadığımız çaresizliğin de gösterdiği gibi tam önleyebilmiş de değiliz. Ne var ki onları ilerleyen bilim ve teknoloji sayesinde anlaşılamaz, önlenemez olmaktan çıkarabildik. Mücadele edilebilir unsurlara dönüştürebildik. Artık antik zamanların halkları gibi tapınaklara koşturup yakarmak zorunda değiliz. Bu felaketleri önlemenin yollarını biliyoruz. Yaşadığımız felaketlerde verdiğimiz kayıplar her geçen gün azalıyor. İnsanların açlıktan öldüğü o eski kıtlıklar artık yaşanmıyor. Sadece siyasi kıtlıklar var. Bugün Suriye, Somali, Sudan gibi ülkelerde insanlar açlıktan ölüyorsa, bu bazı siyasetçiler böyle istediği için oluyor. Savaşlar çıkıyorsa bu bazı siyasetçiler böyle istediği için çıkıyor. Salgınlar hâlâ yaşanıyorsa, biliyoruz ki akılcı siyaset yapan ülkelerin bilim araştırma merkezleri, sıtmaya, çiçek virüsüne, veba’ya çare buldukları gibi, yeni salgınlara da önleyici aşı ve ilacı bulacaklar...

Bu doğrultuda birçok ülkenin dönüşüm yaşadığını izlemekteyiz. Bunun en dikkat çekici örneği Çin olmuştur. Kıtlık, Kızıl Komünist yönetime dek bin yıl boyunca Çin'deki tüm yöneticilerin başının belası olmuştur. Çin yakın bir zamana kadar açlık ve uyuşturucu ile özdeşleşmiş bir ülkeydi. Uzmanlar, Çin'in milyarlarca insanını açlıktan kurtarmasının yolu olmadığını, büyük bir felakete sürükleneceğini söylüyordu. Oysa Çin,  tarihinin en büyük ekonomik mucizesine doğru ilerliyor, tarihinde ilk defa kıtlıktan kurtuluyordu. Bu gün Corona salgınının ilk yaşandığı ülke olarak bundan başarıyla kurtulmasını da başardı. Deneyimlerini bütün dünya ülkeleri ile paylaşıyor. Yakında virüse karşı ilk aşıyı bulan ülke de olabilir. Bu gün rekabet edilemeyen Çin malları bütün dünya piyasalarında boy gösterirken, Çin kargo uçakları batıya medikal araç taşıyor, hibe edebiliyor…

Bu gün insanlık, kıtlık ve salgınları önleyebilecek bilgiye ve yetkinliğe sahip olduğunu biliyor. Buna rağmen eğer bir salgın veya kıtlık kontrolden çıkarsa, bunun takdiri ilahiden çok insanların ya da yönetenlerin beceriksizliğinden kaynaklanan, kabul edilemez bir başarısızlık görüp, sorumlulardan hesap sorabiliyor.

Türkiye'ye dönersek , her şeyi kadere bırakma kolaycılığına alışmış halkımız, gözle görülmeyen cinlerin, perilerin   insanları çarpacağına, kötülük yapacağına inanıyor da, gözle görülmeyen bir virüs'un insanları kitleler halinde öldürebileceğine neden hala inanıp, gerekli tedbirleri alamıyor?!

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test