Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Milletimizin dikkati başka konulara mı çekiliyor?

1.5.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Son on yıldır dış cephede ulusal güvenliğimiz için ciddi tehditler içeren gelişmelerle karşı karşıyayız. Suriye’de ülkemize karşı yeni aktörler devreye girerken (geçen haftaki yazımızda değinmiştik), 30 Nisan’da Washington merkezli Atlantic Council’in düzenlediği “İdlib’in ve Suriye’de Yerinden Edilmiş Kişilerin Geleceği” başlıklı panelde; Türkiye ile ABD arasında yeni bir iş birliği sürecinin geliştirilmekte olduğunu, ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey’nin İdlib’e insani yardım için Türkiye’den koridor açılabileceğinden bahsettiğini basından öğrendik. 2003’deki Irak tezkeresi süreci, ABD’nin PKK uzantısı PYD/YPG ile ilişkileri ve hedefindeki ülkelere yerleşmek için kullandığı gerekçeler hatırlandığında bunun ne anlama geldiği ve sonuçlarının neler olabileceği tahmin edilecektir.

Suriye’de bunlar olurken son yıllarda Ege’de ülkemize ait ada, adacık ve kayalıkları işgal eden Yunanistan’ın; bu defa Nisan ayı boyunca ve özellikle Ulusal Egemenliğimizi kutladığımız 23 Nisan günü bu adalarımızın üzerinde uçan savaş uçaklarımıza hava kuvvetleriyle önleme yaptığını, Yunan Genelkurmayı’nın bunu “ Yunan hava sahasını ihlal eden Türk savaş uçaklarının bölgeden çıkarıldığı” şeklinde basına servis ettiğini MSB eski Genel Sekreteri E.Kur.Alb. Ümit Yalım’dan ve duyarlı köşe yazarlarımızdan öğrendik. Bugün önemsemediğimiz ve kendi haline bıraktığımız Ege adaları sorununun gelecekte ya toprak kaybımızın tesciline ya da Yunanistan’la savaşa neden olabileceğini de tahmin etmek zor olmasa gerek.

Son olarak; Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada “Birleşik Arap Emirlikleri yönetimini ülkemize karşı düşmanca tavır takınmaktan vazgeçmeye ve haddini bilmeye davet ediyoruz” denildiği, böylece bölgede yeni bir hasmımızın daha olduğu öğrenilmiştir. Ayrıca Libya’da Suriye’dekine benzer cepheleşmeler dikkat çekmektedir. Doğu Akdeniz’de Münhasır Ekonomik Bölge krizi henüz aşılabilmiş değildir, diğer gelişmelerle birlikte düşünüldüğünde barış içinde çözümü mümkün görünmemektedir.

Çevremizde, ulusal güvenliğimizi etkileyen bu gelişmeler yaşanırken neredeyse iki aydır korona virüsü salgınıyla uğraşmaktayız. Bunun toplum sağlığımıza, sosyal yaşamımıza, ekonomimize, tarımımıza, ticaretimize, üretimimize etkisi konunun uzmanları tarafından her gün gündeme getirilmektedir.  Salgının tahmin edilenden uzun sürmesi halinde daha nelerle karşılaşabileceğimizi düşünmek bile son derece endişe vericidir.

Bütün bunlar olurken sanki hiçbir sorunumuz yokmuş gibi; salgından etkilenen vatandaşlarımıza kimlerin yardım yapacağı tartışması başlatılmış, bu yardımları organize eden belediyelerin terör örgütleriyle iş birliği yaptığı iddiaları ortaya atılmış, hatta bazı gazetelerde bir belediyenin bu yardımları Kandil’in talimatıyla yaptığı dahi iddia edilmiştir. Bu yetmezmiş gibi Diyanet İşleri Başkanlığı insanın var olduğu zamandan bu yana süregelen bir konuyu gündeme getirmiş, konu tartışmaya dönüştürülmüş, tartışmaya; devlet adamları, barolar, STK’lar, siyasi partiler, basın dahil olmuş, siyasetçiler arasında karşılıklı hakaret ve tehditlere varan boyutlara ulaşmıştır. Bu konular gündeme gelir gelmez sosyal medyada halkımızı birbirine düşman edecek derecede algı yönetimi başlatılmıştır. Bazılarımız bu sosyal medya atağının, savunduğu ideolojiye duyarlı vatandaşlarımız tarafından yapıldığını düşünmekteyiz ancak; konuya psikolojik harekât açısından bakıldığında ve kullanılan tekniklere dikkat edildiğinde pek çoğunun profesyonelce yapıldığı, özel çaba harcandığı dikkat çekmektedir. Bu da akla işin içinde huzur ve güvenliğimizi hedef alan odakların olabileceğini, hatta karşıt görüşlerin bile aynı kaynaktan çıkmış olabileceğini getirmektedir.

Anayasamıza göre Türkiye Cumhuriyeti Devleti “Demokratik, Laik, Sosyal bir Hukuk Devletidir”. Bütün sorunlara bu çerçevede yaklaşılmalı, böyle zor zamanlarda devleti yönetenler; belediyeler dahil bütün kurumları eşgüdüm içinde çalıştırmalı, vatandaşın sorunlarına en hızlı ve en kısa yoldan çözüm üretmeye çalışmalıdır diye düşünüyorum. Özellikle böyle kriz dönemlerinde Türk Milleti’nin birlik, beraberlik ve dayanışmaya ihtiyacı vardır. Devlet ve siyasiler; halkı kutuplaştırmak, birbirine karşı kışkırtmak ve ulusal birliğimizi hedef alanlara fırsat yaratmak yerine “anayasal çerçevede, kıvançta, kederde ve tasada bir arada tutmak” için çaba göstermelidir.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Yazarlar

YouTuber Enes Batur, Instagram hesabı üzerinden bir çekiliş yapmıştı. Birçok pahalı hediyenin havada uçuştuğu çekilişte ödüllerden biri olan Audi A3 marka otomobilin s...

Ordu'nun Fatsa ilçesinde erkek arkadaşı olduğu söylenen kişi tarafından yakılarak öldürülen Merve Yeşiltaş, sosyal medyanın gündeminde.

Günlük Burç Yorumları Aşk 12 Ağustos 2020 Çarşamba. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları Aşk 11 Ağustos 2020 Salı. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları Aşk 10 Ağustos 2020 Pazartesi. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Yazarlar
Website Security Test