Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Coronavirüs’ü bir Türk mü yok edecek?

9.5.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Sanırım Covid-19 salgın belasında artık sona geliniyor.

Beklenti, salgına karşı kullanılacak olan bir aşı.

Tıpkı tarih boyunca milyonlarca insanın ölümüne neden olan, verem, tifo, kolera ve diğer tüm ölümcül bulaşıcı salgınlarda“önleyici” olarak kullanılanlar gibi.

Covid-19 aşısını belki bilginiz var ya da yok; bir Türk bilim adamı buldu.

Almanya’da yaşayan Prof. Dr. Uğur Şahin’in, hem kurucu ortağı, hem de CEO’su olduğu biyo-teknoloji firması; BioNTech, Amerikan Pfizer ilaç şirketi ile geliştirdiği coronavirüs (Covid-19) aşı adayı, Almanya’dan sonra ABD'de de insanlar üzerinde test edilmeye başlandı.

Pfizer de "BNT162" adlı potansiyel aşının klinik denemelerin insanlar üzerinde test edilmeye başladığını doğruladı.

*

Testlerde aşı adayının bağışıklık sağlayacak olan uygun dozajın tespit edilme süreci başladı. Aşının, Maryland ve New York Üniversitelerinin tıp fakültelerindeki deneklere uygulandığı kaydedildi.

*

Aşı, ABD'de ilk aşamada 18-55 yaşları ile 65-85 yaşları olmak üzere iki kategoride 360 sağlıklı insana uygulanacak. Testler 18-55 yaşlarındaki deneklerde etkili ve güvenli olduğu tespit edilmesi halinde, 65-85 yaşlarındaki deneklere uygulanacak.

 

Şaşırmıyorum!..

Bir Türk profesörün Covid-19 virüsünün neden olduğu insan ölümlerini durduracak aşı adayını geliştirmesi benim için sürpriz değil.

Çünkü;  tıp alanında dünyanın gelmiş geçmiş en büyük “hoca”ları Türk’tür.

Bunu Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk 80-90 yıl önce söylemiştir.

Atatürk’ü muayene eden Türk doktor “hede” diye bir hastalık tespit eder. Yorgunluk, stres vb bazlı bir hastalıktır. Aynı doktor ‘Bir de gavur doktor getirelim, onlar bu işin ehli” der. Atatürk şiddetle karşı çıkar, o ünlü sözü söyler:

“Beni Türk hekimlerine emanet ediniz..”

*

Atatürk gibi bütün dünya da doktorlarımız ile ilgili bu gerçeği kabul ve takdir eder. Kıymetlerini bilmeyen bizleriz!!!

Onun içindir ki, bu çok değerli bilim insanları bilimsel araştırmalarını sürdürebilmek için zorunlu olarak kendilerini “baş tacı” yapan yabancı ülkelere yerleşmişlerdir.

*

Birkaç örnek;

Tüm dünyanın önünde saygıyla eğildiği beyin ve sinir cerrahı Prof. Gazi Yaşargil bir Türk’tür.

*

ALS Hastalığı üzerinde dünyada en önde olan isim Prof.Dr. Hande Özdinler’dir.

*

Ülkesinde yüz ve kol naklini gerçekleştirdikten sonra dünyada ilk rahim naklini gerçekleştiren de bir Türk bilim adamıdır.

Adı Prof. Dr. Ömer Özkan.

*

Dünyada ilk kez beyin hücrelerinin ölümünü engelleyen hocanın adı Prof. Dr. Murat Digiçaylıoğlu’dur.

O da bir Türk.

*

Robotla ilk kalp ameliyatını yapan, kalp krizini önceden haber veren Elektronik CİP’i bulan Prof. Dr. Tayfun Aybek de bir Türk’tür.

*

Behçet Hastalığını 1937 senesinde bulan, teşhis eden, tedavisini gerçekleştiren doktor da bir Türk.

Onun da adı Hulusi Behçet..

*

Çok gerilere gidersek;

Göktürklerde Hekim Biguta, Karluklarda Hekim Haruna MS 728 yılından bu güne unutulmaz Türk hekimler arasındadır.

*

Müzikle ilk tedaviyi gerçekleştiren Osmanlı’dır.

*

Dünyada ilk devasa Çadır Hastanelerini 10. yüzyılda Selçuklu Türkleri kurmuştur.

*

1037 senesinde vefat eden İbn-i Sina, “Hekimlerin Hükümdarı” olarak hala İtalyan okullarında ders olarak okutulmaktadır.

Karaciğer ve sarılık hastalığını bulan, mikrobu tanımlayan da İbn-i Sina’dır.

*

14. Asırda yaşamış Fatih’in manevi hocası Akşemsettin, dünyanın en önemli bulaşıcı hastalıklar hekimiydi. Mikrobun da mucididir.

Daha saymakla bitmeyecek kadar çoktur.

 

Minnettarız

Gecesini-gündüzüne katan, canları pahasına, çoluk-çocuklarından ayrı, 70 gündür aralıksız Covid-19 salgınıyla mücadele eden doktorlarımız, bu çabalarının sonuçlarını almaya başladı.

Vaka sayılarında ciddi azalma var ve ölüm oranlarımız da  dünya oranlarının çok altında..

*

Vaka sayısındaki baskılanmada şüphesiz izolasyon önlemlerinin de payı var.

Ama tedavideki başarının sırrı Türk doktorlarının kendi deneyimlerini devreye sokması, yani Covid-19 ile mücadelede kendi algoritmasını geliştirmesinden kaynaklanıyor.

Kimse bu başarıya ortak olmaya çalışmasın.

Başarı yüzde yüz Türk doktorlarınındır.

Türk sağlık personelinindir.

Hepimiz sizlere minnettarız.

 

Düzen değişikliği mi?

Görünen o ki; coronavirüs sonrası daha da belirginleşecek olan ekonomik kriz ortamında; işi olanların işini kaybetmemeleri, işsizlerin iş bulması, gıda ve barınma ihtiyaçlarının karşılanması büyük sorun olacak.

Deniyor ki, böyle bir ortamda belediyelerin yaratacağı alternatif ekonomiler, çoğunluğu oluşturan düşük gelir grupları için çözüm olacaktır.

Nitekim bugün CHP’li belediyelerin engellemelere rağmen yaptıkları, yeni bir düzen değişikliğini hayata geçirmenin ilk adımlarıdır.

*

İzmir bu konuda çok başarılı. Başkan Tunç Soyer, 1970’li yıllarda CHP’li belediyelerin yaygınlaştırdığı tanzim satış mağazalarının güncellenmiş bir modelini "Halkın Bakkalı" adıyla hayata geçirdi.

Soyer’e göre bu bakkal "büyük hikayenin küçük bir ilk adımı.”

Bana göre ise halkçı belediyeciliğin güzel bir örneği.

*

İzmir örneği, Tunç Soyer’in düzen değiştirici bu modeli; Halkın Bakkalı veya benzeri uygulamaların İstanbul, Ankara’nın yanı sıra, Adana, Mersin, Antalya gibi illerde de yaşama geçmesi, Türkiye’nin önemli bir bölümünde düşük gelir gruplarının sağlıklı ve ucuz şekilde temel ihtiyaçlarını karşılamalarını sağlayacaktır.

Büyükşehirleri yeni bir anlayışla geleceğe taşıyacaktır.

*

Siyasette yeni bir sayfa açan CHP’li 11 Belediye Başkanının izlediği yolu, Ecevit’in 1970’lerde kısmen hayata geçirebildiği “halkçı düzen değişikliğine” benzetiyorum.

Halkçı belediyecilik uygulamasının, ekonomik krizin yaratacağı gelir uçurumlarına karşı halkı koruyacak bir model olması en büyük temennimizdir.

Yaşayıp göreceğiz.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test