Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Pekin ile Washington arasında taraf olmaya zorlanabiliriz

9.5.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Amerika, düşmansız yaşayamıyor.

Kuruluşundan bu yana sadece 16 yıl barış dönemi yaşamış, kalan dönemde ya iç savaş ya da dünya ve bölgesel savaşları içinde ölmüş. İkinci Dünya Savaşı sonrasındaki yakın tarihimizde Kore Savaşı, dokuz yıl süren Vietnam savaşı, ardından yıkılana kadar Sovyetler Birliği ile Soğuk Savaş, sonra “yeşil tehdit” İslami teröre karşı savaş, şimdi de “sarı tehdit” Çin ile yeni Soğuk Savaş.

Elbette ki savaşların şekli ve kullandığı enstrümanlar değişti artık. Asimetrik savaşlar hem daha ucuz hem de daha etkili. Ticaret, teknoloji, kur, enerji, şu, biyolojik savaşlar öne çıkıyor.

*

İlk kez bir salgın, ülke ayırımı yapmadan, yaşam tarzına bakmadan, zengin-fakir, gelişmiş-geri kalmış ekonomi ayırımı yapmadan hepimizi vurdu. Yakın tarihimizde şimdiye kadar ki hiç bir küresel krizde ekonomik ve sosyal bakımdan böylesine felç olmadık. Hem de bir kaç ay içinde evlerimize kapanıp ringe havlu atmak zorunda kalmadık.

Sürekli hazırlık ve teyakkuz içinde olmak zorundayız önümüzdeki dönemde. Sadece virüse değil, iklim değişikliğinden kaynaklanan doğal felaketlere, uzaydan düşecek göktaşlarına, depremlere de hazırlanmalıyız.

Bu krizden sonra ekonominin, hükümetlerin, toplumsal kurumların, uluslararası işbirliğinin tekrar ayağa kalkması en iyi senaryolarda bile yıllar sürüyor. Yani, o sıkça tekrarlanan “hiç bir şey eskisi gibi olmayacak” mantrası pek yanlış değil galiba.

*

14. yüzyıldaki “Kara Ölüm” Avrasya’da milyonlarca insanın telef olmasına yol açmış, dünyanın bilinen en büyük kara imparatorluğunu (Moğollar) çökertmişti. Bu salgının tetiklemesi ile Avrupa’da ekonomileri dönüştürdü, sömürgeciliğin kapısını açan geniş çaplı deniz seferlerine sebebiyet verdi.

Yaşadığımız krizin sonuçları ise, bu salgın sonrasındaki gibi yüzyıllara yayılmayacak, çok daha süratle meydana gelecek. Kötü senaryolara göre, mevcutun yerine daha iyi bir düzen getirmeden, küresel düzensizlik içinde, yeni umutlar yeşertmeden, teknoloji destekli çatışma ve gerilimler ile birlikte yaşamayı öğrenmemiz gerekiyor.

7,8 milyar insan olarak hepimizin aynı gemide olduğunu hatırlattı bize salgın ama ortak küresel eylemler, işbirliği yönünde cesaret verici adımlar atılamıyor henüz. Tarihi perspektiften baktığımızda ileride korona öncesi ve korona sonrası olarak anılacak gelişmeler var.

Her ülke kendi gıda stoklarını “yağmurlu günler” için saklamak istediğinden ihracatlarını şimdiden ciddi şekilde kısıtlıyor, hatta “gıda milliyetçiliği”nin yükselişinden söz ediliyor.

Sınır geçişleri gevşetildiğinde milyonlarca insanın yeterince sağlık bakımı sağlayamayan, salgının büyük zarar verdiği “kırmızı” bölgelerden nisbeten koşulların daha iyi olduğu “yeşil” coğrafyalara akın edeceğini söylemek için kahin olmaya gerek yok.

*

Bizim bildiğimiz küreselleşme başka bir kulvara doğru seyrediyor. Henüz son perdesi yazılmamış, şifrelerinin çözülmesi zor ikinci aşaması başlayacak. Yalnız, kimse fazla heveslenmesin bu defa zira bu süreç ilki kadar serbest, sınırların kaldırıldığı, değer ve zevklerin küreselleştiği, milliyetçiliğin kırpıldığı bir düzen getirmeyebilir bize.

Dünyamızın yorgunluk ve hastalık emarelerinin arttığı, krizlerin derinleşmekte olduğu, doğal kaynak, teknoloji, finansal akım, askeri güvenlik, terörizm, gezegenimizin sağlığı gibi önceliklerin öne fırladığı bir dönem.

İklim değişikliği, devletlerarası çatışmaların geri gelmesi, ittifakların sarsılması, yoksulluk ve eşitsizliklerin artmasıyla toplumsal istikrarın sona ermesi, protestoların, aşırı akımların daha da güç kazanması gibi muazzam sorunların da eli kulağında olduğu düşünülüyor.

Artan ölçüde insan, özellikle de yeni kuşak gençlik, demokrasinin fazileti ve etkinliğini sorguluyor, mevcut sorunları çözmede demokratik sistem, yapı ve prensiplere inançlarını kaybediyor. Otoriter yönetim anlayışı güç kazanıyor,  çok geç olmadan demokratik sistemlerin yeni beklenti ve meydan okumalara karşılık verecek şekilde ıslahı çağrısı geliyor birçok ülkeden.

*

Hiçbir ülke tek başına ne bu virüsün yol açtığı tahribatı tamir edebilir, ne de onunla ve sonrasında gelecek artçı depremlerle baş edebilir.

Sadece iyi kalibre edilmiş, muazzam bir çaba ile küresel ticaret ve yatırım sistemini etkili bir şekilde onarabilir, ekonomik ve politik olarak değişen güç dengesini yansıtan yeni dengeyi geri yükleyebiliriz, öncelikle küresel toplumun dezavantajlı kesimlerini destekleyebilir ve daha büyük uluslararası işbirliğini teşvik edebiliriz.

Herkesin beklediği yeni bir doğa dostu, sağlıklı, çatışmasız, hakkaniyete uygun küresel finans, enerji, ticaret, jeo-politik düzeni kurmak harika bir şey, ama öyle sanıldığı kadar kolay değil. Düzenin mevcut silahşörleri, rantını paylaşanlar, ideologları yerlerinden kımıldamak, yeni yükselen güçlere yer açmak, özveride bulunmak, büyük uzlaşıya yanaşmak istemiyor.

Tarihin bu kritik dönemecinde Trump, umut vermiyor. Amerika’nın büyümesini, zenginleşmesini sağlayan ve serbest ticareti esas alan liberal ekonomik düzenin uzun bir süredir Amerikan çıkarlarından çok Çin’in çıkarlarına hizmet ettiğini düşünüyor. İçe dönme taraftarı, Kasım 2020 seçimleri yaklaşırken. AB de kendi derdine düşmüş vaziyette, uzun zamandır kendisi liderlik sıkıntısı yaşıyor. Xi Jinping, en vizyoner, donanımlı ve karizmatik lider gibi gözüküyor ama Çin’in küresel liderliği için henüz erken, bu aşamada onun kabullenmesi oldukça zor.

*

Belki de hiçbir şey yapmamanın suçluluk hissini azaltmak için dünyadaki önemli beyinlerden bir düzine bağımsız insanı bir araya getirerek, geniş çaplı danışmaları da ihmal etmeden, (belki de G-20 veya BM tarafından görevlendirilecek) bir gruba dünyadaki siyasi ve iş dünyasının liderlerine sunulmak üzere cesur ama gerçekçi yeni bir küresel düzen senaryosu hazırlaması istenilmelidir.

En azından zamanı gelince elde hazır malzeme olur liderlerin tartışması, karar vermesi için.

Biz becerikli olalım ya da olmayalım, Türkiye her zaman dünya haritasında çok önemli bir ülke olmuştur. Orta büyüklükte bir bölgesel gücüz, küresel güç değiliz. Küresel sistemde yüzde 1’lik ülkeyiz, cürmümüz bu kadar ama bunun çok ötesinde etki yaratabiliriz.

Uluslararası iş birliği ve ortaklıklar, liderlik alanındaki boşlukları doldurmamız, yeni kurguya katkımız da küresel düzende yer sağlar bize.

Çin ile ABD arasındaki yeni Soğuk Savaş döneminde Pekin, Washington, Moskova ve Brüksel bizi taraf olmaya zorlayacak. Ekonomik ve güvenlik bakımından zor günlerden geçiyor olmamız bu ortamda ne yazık ki elimizi güçlendirmiyor.

Küresel rol peşinde koşarken aynı zamanda, hatta öncelikle, kendi evimizin içini düzene sokmalıyız. Dayanışmamızı, demokrasimizi, ekonomik rekabet gücümüzü, kaliteli eğitim sistemimizi, adaleti yerleştirmemiz lazım. İşte o zaman, Türkiye kurulmakta olan yenidünya düzeninde, etkili bir bölgesel güç olarak yönetim kurulu üyesi olabilir.

Bu düşünceyi yerleştirecek ve onu icra edecek taze vizyona, ehil kadrolara, akıllı liderliğe ihtiyaç var.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Yazarlar

Günlük Burç Yorumları Aşk 30 Eylül 2020 Çarşamba. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları Aşk 29 Eylül 2020 Salı. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları Aşk 28 Eylül 2020 Pazartesi. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Yazarlar
Website Security Test