Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Murat Kışlalı: ''Kılıçdaroğlu ‘Pasif Direnç’ stratejisinden vazgeçmeyecek!..''

9.5.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Gazeteci Murat Kışlalı, GÖZLEM’in gündemdeki ve Ankara kulislerindeki konularla ilgili sorularını cevapladı.

GÖZLEM– Barolar ve Türk Tabipler Birliği için “yapılması düşünülen statü değişiklikleri” konusundaki görüşleriniz?..

K– Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın en ufak bir eleştiriye tahammülü yok. Kabaca iki nedenden dolayı. Bir tanesi her çeşit eleştiriyi kendi etki alanına bir tehdit olarak görüyor. İkincisi daha temel bir sebep. Eleştirilere açık olmak, kendi deyimiyle ‘fıtratında yok’, elinde değil. Cumhurbaşkanı maalesef demokrasiyi gerçek anlamıyla özümsememiş bir yönetici. Demokrasiyi, yüzde 51’e karşı 49 olsa dahi, çoğunluğun azınlığa tahakkümü olarak görüyor. Azınlığın haklarının korunduğu bir sistem olarak değil. Barolar ve Türk Tabipler Birliği gibi meslek kuruluşları için getirmek istediği yeni değişiklik sisteminin özünde, muhalif olan Ankara, İstanbul, İzmir gibi illerin baro ve odalarının delege sayısını düşürüp, daha muhafazakar illerin baro ve odalarının genel olarak bu baro ve meslek örgütlerinin üst yapılarını ele geçirmelerini sağlamak yatıyor. Tabii bu istediği hedefe ulaşabilir, çünkü örgütçülük, kuralların hedefe göre eğilmesi bu siyasi anlayışın güçlü olduğu bir yöntem. Ancak Türk Barolar Birliği’nin (TBB) veya Türk Tabipler Birliği’nin (TTB) üst yönetimini ele geçirmekle bu alandaki bilimsel muhalefetin önünün kesilebileceğine inanmıyorum. TBB, TTB gider, yerine Türk Avukatlar Birliği ya da Türk Doktorlar Birliği gelir. Sonuçta kendi alanlarında gündemdeki konulara bilimsel olarak yaklaşıp uzman görüşlerini sunacak oluşumlar her zaman var olacaktır.

GÖZLEM– Barolar ve Türk Tabipler Birliği ile ilgili “yasa operasyonlarının” yavaş yavaş diğer meslek ve sivil toplum kuruluşları için de yapılacağına dair iddialar var;” bu  gidişin, ‘demokrasinin aldığı bütün nefes yollarının kesilmesi’ anlamına geleceği” konuşuluyor; görüşünüz?

K– Bu iktidarın uzun dönemdir gündeminde olan, ancak zaman zaman gündemden geri çektiği bir konu. İktidar bu yöntemi 2008 yılında Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği (TÜRMOB) için getirmişti ve o dönemde bu yöntemin diğer meslek örgütleri için de uygulanacağı ifade edilmişti. Ancak o zamandan bu yana uygulamaya sokulmayan bu yöntem şimdi yeniden gündeme alındı. Yapılan şu; radikal bir paket gündeme çıkarılıyor. Tepkilere göre kısmen geri adım atılırmış gibi yapılıyor ancak esas değiştirilmek istenilen konular belli bir zamana yayılarak değiştiriliyor. TTB ve TBB’yi Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) gibi diğer meslek kuruluşlarına yapılmak istenen düzenlemeler izleyebilir. TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Emin Koramaz, iktidarın amacını hafta içinde çok güzel izah etti: “Demokratik seçimlerle kazanamadığı kurumları işleyemez hale getirmek, gerekirse kayyumlar eliyle o makamları işgal etmek, AKP’nin yönetme biçimi haline gelmiştir. Cumhurbaşkanı baskı ve zor yoluyla sindiremediği meslek örgütlerini ‘yasal düzenleme’ yoluyla işlevsizleştirmek ve kontrol etmek istemektedir.” Ancak sonuçta esası bilimsel yaklaşıma dayalı bu örgütlenmelerde iktidarın ne kadar etkili olabileceği bir yana, bu örgütlenmeleri değiştirse bile bunların alternatiflerinin ortaya çıkacağını düşündüğümden bu çabaları nafile olarak değerlendiriyorum. Sizin deyiminizle ‘demokrasi illa ki nefes alacak yolları bulacaktır’ ve bu yollar ne kadar zorlu şartlarda olursa, bulunacak yolların etkisi ve bu zorlamanın tepkisi de o kadar güçlü olacaktır.

GÖZLEM– RTÜK “muhalif kanalları susturmak ve etkili programları yaptırmamak” gibi yaygın bir iddia ile karşı karşıya. “Ağır para cezaları ve programları durdurma” kararları, mahkemelerin “yürütmeyi durdurma” kararlarına rağmen, “tebligat oyunları” ile uygulanıyor. Görüşünüz?

K– CHP Genel Başkanı bu durumu hafta içinde çok güzel özetledi: Sarayın beklentileri karşısında, yazılı basın Basın İlan Kurumu’nun verdiği ilan cezalarıyla, görsel basın ise RTÜK’ün verdiği para ve yayın kesme cezalarıyla ayrıca her ikisi de yargı aracılığıyla dizayn edilmeye çalışılıyor. Sivil meslek örgütlerinin yapılarında yapılmak istenilen değişikliklerin aksine, medyanın dizaynı için yapılan bu tür uygulamaların ciddi etkisi olacağına inanıyorum. Sonuçta OdaTV örneğinden de belli olduğu üzere, ‘küçük’ten başlayarak yazılı basında Cumhuriyet, Sözcü, Yeniçağ gibi gazetelerin, görsel basında da Halk TV, Tele 1, hatta Fox TV gibi televizyonların yayın ve yayımlarının gittikçe artacak bir şekilde karartılmaya gittiği bir döneme girmiş bulunuyoruz. Bunu, görsel basın için hafta içinde RTÜK’ün CHP’li üyesi İlhan Taşcı özetle “Erdoğan ‘Medyadaki virüsleri temizleyeceğiz’ dedi, hemen ardından RTÜK en ağır cezaları vermeye başladı... Verilen ceza maddeleri en ağır olanlar lisans iptaliyle, yani televizyonların kapatılmasıyla sonuçlanacak türden. Sesini kısamadıkları kanalları kapatacaklar” ifadeleriyle açıkladı. Aynı durumun yazılı basın için de geçerli olduğunu düşünüyorum. Sözcü gazetesinin 22 günlük basın ilan kurumu cezası bunun bir örneği. Gazetelerin ve görsel basının B planlarını oluşturmaları gerek.

GÖZLEM– Coronavirüs pandemisi konusunda art arda kararlar alınıyor ve birkaç gün sonra başka kararlar alınıyor, Sağlık Bakanı, “başlayacak futbol maçları” konusunda “Benimle ve Bilim Kuruluyla konuşmadılar, sorumluluk Federasyon’undur” diyor, “maske” olayı değiştirile değiştirile “Satılmayacak” talimatından “Satılacak” kararına kadar geldi. 65 yaş ve üstü için hâlâ “kalıcı ve rahatlatıcı” bir karar alınamadı. Sizce bu karmaşa daha ne kadar devam edecektir?

K– Buradaki en büyük sorun iktidarın salgın ile ilgili açıklamalarının çok büyük bir kesimi hâlâ tatmin etmemesi. Bu açıklamalara inanılmaması. Bunun da nedeni resmi rakamların gerçeği yansıtmadığına dair çok ciddi göstergelerin bulunması. Örneğin, 4 Nisan’dan 1 Mayıs’a geçen sürede resmi rakamlara göre Coronavirüsten Türkiye’deki toplam vefat sayısının yapılan toplam testlere oranı onbinde 28 ila 30 arasına sabitlenmiş durumda. Hiç değişmiyor! Yine aynı dönemde ortaya çıkan toplam vaka sayısı, yapılan testlerin yüzde 11’i ile 13’ü arasında. Neredeyse kımıldamıyor. Hiçbir gün mü farklı bir sonuç elde edilmez? Yine Sağlık Bakanlığı verilerine göre Coronavirüsten hayatını kaybedenlerin sayısı aynı dönemde 2 bin 818 kişi oldu. Ama e-devlet İstanbul Büyükşehir Belediyesi Vefat Bilgileri Sorgulama rakamlarına göre aynı dönemde 2019’a göre sadece İstanbul’da 2 bin 644 kişi hayatını kaybetmiş. Bu rakamlar, resmi açıklamaların ne derece gerçek olduğu şüphesini ortaya koyuyor. Ben bu karmaşanın salgın süresince devam edeceğini düşünüyorum, çünkü karmaşa bir anlayıştan ortaya çıkıyor. Amaç kamu sağlığının tekrar sağlanmasından ziyade, kamu sağlığının sağlandığına dönük bir algı oluşturulması gibi gözüküyor. Böyle olunca da, algıyı oluşturmak için duruma, anketlere göre karar değişiklikleri, bir başka deyişle gelgitler var olmaya devam edecektir.

GÖZLEM– Sizce, “Liglerin başlatılması” ve “AVM’lerin açılması” kararı doğru mu?..

K– Açıkçası liglerin, kalan maçlarının oynatılmayarak bugünkü haliyle tescil edilmesi benim içime sinmezdi. Ancak iktidarın ana hedefi sağlıktan ziyade ekonomik durum olunca, sıralamada bazı bozukluklar olduğu anlaşılıyor. Örneğin AVM’lerin açılmasından önce sokak aralarındaki dükkanların açılması daha makul bir yaklaşım olabilirdi. Çünkü AVM’lerde çok sayıda insan topluca bir arada olacaklar. Yine hafta sonu sokağa çıkma yasakları devam ederken, hatta büyük ihtimalle 19 Mayıs ve Ramazan Bayramı’nda 4’er günlük sokağa çıkma yasakları uygulanacakken, bunların hemen ardından AVM’lerin açılması ‘Bu nasıl perhiz, bu nasıl lahana turşusu’ deyişini anımsatıyor. Uzmanlar da AVM’leri ‘en riskli yerler’ kapsamında sayıyor.

GÖZLEM– Ekonomi konusunda “Pandemiden de daha riskli ve tehlikeli bir döneme giriliyor” görüş ve iddiaları yaygın, ne diyorsunuz?

K– Ekonomi bu salgın gündeme gelmeseydi de çok zor bir dönemece girmişti. Şimdi salgının da etkisiyle yurttaşlar ve özellikle dar gelirli kesim çok sıkıntılı bir süreçten geçecek. Bu kesim iki aylık gelirinin önemli bir bölümünden oldu. Onun da ötesinde özel sektör, turizm, restoran ve eğlence merkezlerinin başını çektiği hizmetler sektörü, döviz kurundaki artışa bağlı olarak otomotiv gibi sektörler yine büyük sıkıntıda. Her zaman konumu gereği ‘en iyimser’ tahminlerde bulunan Hazine Bakanı Berat Albayrak’ın bile, yabancı yatırımcılarla yaptığı video konferanstan basına yansıyan görüşlerine göre “Ekonomi ikinci yarıda normale dönecek” demesi, “Türkiye’de sermaye kontrolü olmayacağının” üzerinde durması, normalleşmenin yılsonundan önce beklenmediğini ortaya koyuyor.

GÖZLEM– Ülkedeki tablo ortada iken Ana Muhalefet Partisi Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, sizin geçen haftalarda GÖZLEM’e söylediğiniz “yarım Gandhi programının sürdürüleceğini” açıkladı. Bu program, ne kadar etkili olabilecek?

K– Sayın Kılıçdaroğlu, karakterinin ve yönetim anlayışının da bir sonucu olarak, her zamanki gibi riske girmeden, temkinli bir muhalefet anlayışı sürdürüyor. Hafta içi hem parti içinde hem de gazetecilerle yaptığı sohbette genel olarak iktidarın CHP ne derse desin suni gündem yaratmak için CHP ile uğraşacağına işaret ederek buna karşı dikkatli olunması gerektiğini ifade etti. Yöneticilerine “Gereksiz polemiğe girmeyin, eleştirilerinizi somut önerilere dayandırın, rakamları kullanın, olumsuz cümleler kurmayın” derken “Zaman savunmayla geçiyor ama AKP’ye mağduriyet yaratacak hareketlerden kaçınalım, tahrik etmeyelim” anlayışının altını da bir kere daha çizdi. Kılıçdaroğlu bu “Pasif direnç” stratejisinden vazgeçmeyecek. Bir “sabır” süreci içinde. Sonunda yavaş yavaş yurttaşları kendi safına çekebilecek mi? Bunu zaman gösterecek. Kimine göre özellikle belediyelerin gösterdiği icraatla bu süreç başladı. Kimine göre de “demeç siyasetine” dayanan bu politika başarısızlığa mahkum. Ben alınacak sonucun ne olacağını bildiğimi iddia edemem. Ancak Kılıçdaroğlu’nun kişiliği ve yönetim tarzı gereği başka türlü bir muhalefet yürütemeyeceğine inanıyorum.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test