Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Türkiye’nin asıl sorunu ne?

22.5.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Bu hafta birçok açıdan Türkiye’nin acı gerçeklerine şahit oldum. Birçok konu başlığı altında, birçok çözülmesi gereken sorun üzerinde düşündüm. Sonra sordum kendime, “Peki bunlardan hangileri ile devletin ve kurumlarının mücadelesi var?”

Geçen hafta yazmıştım Diyanet’in eşcinselleri nasıl hedef aldığını. “Eşcinsellere yönetilen ağır sözler Diyanet’ten, desteği ise hükümetten” demiştim. Eşcinseller, bir başka deyişle LGBTQ topluluğu yıllardır Türkiye’de hedef tahtasında. Onur yürüyüşlerinde tomalar karşılıyor onları, şimdi ise “laik” Türkiye’nin en önemli din görevlilerinin dillerindeler.

Öbür tarafta ise yabancı basına bakıyorsunuz. Yabancı basına göre şu an Türkiye’nin en ciddi sorunu ekonomi… “Türkiye’nin Lirayı koruma yöntemi başarısız ve mantıksız” diye başlık atmış Economist. 6 Mayıs’ta Berat Albayrak’ın endişeli yabancı yatırımcılara, “Merak etmeyin Liranın değerini korumaya yetecek dolar rezervimiz bulunmakta” açıklamalarından yalnızca bir gün sonra, Türkiye 3 büyük bankanın, BNP Paribas, Citibank ve UBS’in, TL işlemlerine yasak getirdi. Dört gün sonra ise ülkedeki mod değişti ve yasak kalktı. Ekonominin geleceği ise meçhul. 140Journos’un yeni Ali Babacan ile yayınladığı belgeselde Babacan, “İşler düzelmeyecek, derhal müdahale edilmeli, giderek durum kötüye gidiyor” diyor. Babacan’a göre günümüzün bu durumu 1980 darbesi ve 2001 krizinden sonra Türkiye’nin başına gelmiş en korkunç ekonomik bunalım.

Geçen gün tekrar “Devrim Arabaları”nı izledim. İzlemeyenlere tavsiye ederim. Türkiye’nin önü kesilen hayallerinin, gerçekleşemeyen geleceğinin yalnızca bir örneğini ekranlara taşıyan müthiş bir film. Daha bu yılbaşı, 2020 yılında, büyük övgülerle sözde “ilk” Türk arabasının tanıtımı yapıldı. Oysa ta 1961’de Türk mühendisleri yalnızca 129 günde sıfırdan 4 Türk yapımı otomobil ve 10 motor üretmişti. Bunlara rağmen fabrika açılmadı, arabaların üçü ise hurdaya çıkarıldı. “Benzin bitti” diye daha bizim Türk basınımız onca mühendisin emeğini yerden yere vurdu. Ve Türkiye seri araba üretimine geçemedi.

Oysa Türkiye bundan 30 yıl önce uçak bile üretiyordu. Sunay Akın bu karantina günlerinde YouTube kanalından yayınladığı "Mahya Işıkları” serisinin bir bölümünde anlatıyor Türk yapımı uçakları. 1930’lu yıllarda nasıl uçak yaptığımızı. Cumhuriyetin ilk yıllarında, Birinci Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı döneminde uçak sanayisinin ve teknolojisinin gelişmemiş olması nedeniyle yaşanılan sıkıntılar unutulmamıştı. Atatürk, “İstikbal göklerdedir” derken çok önemli bir noktaya değinmişti. Mustafa Kemal’in yönlendirmesiyle askeri ve sivil havacılığa önem verilmeye başlandı ve 1925 yılında kurulan Türk Tayyare Cemiyeti, Tayyare Piyangosundan (bugünkü Milli Piyango) sağlanan gelirler ile orduya 1936 yılına kadar 300’ün üstünde uçak kazandırmıştır. Sonradan ismi Türk Hava Kurumu olarak değiştirilen cemiyetin kuruluş tüzüğünde ise kuruluş amacı olarak, “Türkiye’de havacılık sanayisini kurmak” bulunmaktadır.

Almanya’nın uçak üretimi 1919 yılında imzaladığı Versay Barış Antlaşmasına göre yasaklanmıştı. Almanya’nın uçak üreticisi Junkers, sahip olduğu teknoloji ve olanakları korumak adına yabancı ülkelere yatırım yapma çabasına girdi. Türk Hükümeti çok geçmeden Junkers ile bir sözleşme imzaladı. 3,5 milyon TL sermaye ile bir şirket kurulacak ve Türk Hava Kurumu ile Junkers eşit paydalara sahip olacaklardı. 1926 yılında Ankara’da TOMTAŞ (Tayyare Otomobil ve Motor) adlı fabrika üretime başladı. 1928 yılında Junkers ekonomik nedenlerden tüm hisselerini THK’ya devrederek projeden çekildi. Fabrika 1931 yılında Milli Savunma Bakanlığı’na devredilerek “Kayseri Tayyare Fabrikası” ismini aldı. Bu fabrika, daha önce üretilen Alman uçaklarının yanı sıra, bir çok anlaşma ile Alman, Polonya ve İngiliz uçakları da üretmişti. Bu sırada dönemin iş adamı Nuri Demirdağ’ın da katkısı ile bugün Deniz Müzesi’nin olduğu arazide özel sektöre ait ilk uçaklar üretildi. 1950’lerde sipariş alınamaması üzerine özel sektör uçak yapımı durmuş, Kayseri Uçak Fabrikası’nın üretimi ise başarısına rağmen 1940’lı yıllarda durdurulmuştur ve fabrika 10 yıl sonra Kayseri Hava İkmal ve Bakım Merkezine dönüştürülmüştür. Ve Türkiye’nin günümüzde üretim yapan bir uçak fabrikası yoktur.

 

Türkiye’nin sanayisi potansiyeline ulaşamadı. Destek görmedi.

Ama günümüz Türkiye’sinin tek sorunu gelişmemiş sanayi ve dışa bağımlılık mı? İşin bir de insani, hak, hukuk ve özgürlükler yanı var. Ülkemizde düzelmeyen, düzelemeyen insan, hayvan ve kadın hakları var. Başka konu başlıkları altında, hayatımızın gündeminde başka sorunlar bunlar. Hemen hemen her gün yeni bir köpek cinayeti, tecavüzü veya işkencesi haberi geziyor sosyal medyada. Aynı ülkeyi paylaştığımız insanları tanıyoruz birer birer. Onun yanında kadın hakları. Bizim ülkemiz kanunen eşit olmanın cinsiyet eşliğini tamı tamıyla sağlamamasının en güzel örneği. 14 yaşında sigara, alkol tüketmesi yasak, araba kullanması yasak olan “çocukların” evlenebileceği söz konusu ediliyor! Kadınların eşlerinden şiddet görmesi durumunda polise gitmemeleri, “onların hoşlarına gidecek şeyler yapması” öğütleniyor televizyonlarda. Eğitim görevlilerinin kız öğrencilere yaptığı yorumlar dolaşıyor internette ve kurumlar sadece “kınamakla” yetiniyor. Artık rutine binen bu haberlerin çoğuna toplum olarak gereken tepkiyi veremiyoruz bile.

Bunlara rağmen sormalıyız kendimize, “İnsanların özgürlükleri hedef gösterilirken neden tecavüzcüler, istismarcılar, hak yiyenler hedef tahtasında değil? Neden halen insanların kişisel tercihlerini gizlemek zorunda kalacakları, kızların geç saatte yollarda korkarak eve yürüyecekleri, tecavüze uğrayan kadınların kendilerinden utanacakları, hatta suçlanacakları bir toplum haline dönüştürülmeye çalışıyoruz? Bu ülkede nasıl kadınlarla ilgili bu kadar özgürce bu kadar ahlaksız açıklamalar yapılabiliniyor?

Neden odağımız ülkemizin kaybettiklerinde ve potansiyelinde değil. Elimizden alınan imkanlarda değil. Açlık sınırı altında yaşam mücadelesi veren, geçinemeyen vatandaşlarımızda değil. Ve bunca sorunun yanında neden uğraşılanlar muhalif ve kişisel tercihleriyle hayatlarını kendi özgürlük çerçevesinde yaşayanlar?

Hükümet sormalı kendine. Diyanet sormalı kendine. Kurumlar sormalı kendine. Biz sormalıyız kendimize; “Türkiye’nin asıl sorunu ne?”

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Yazarlar

Günlük Burç Yorumları Aşk 4 Haziran 2020 Perşembe. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Dezavantajlı şartlarda yemek pişirip Instagram fenomeni olan Taha Duymaz sosyal medyanın gündeminde. Taha Duymaz çektiği videolarla sosyal medyayı ikiye böldü.

Günlük Burç Yorumları Aşk 3 Haziran 2020 Çarşamba. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Simpsons çizgi filmi yine geçmişte yaptıkları bölümlerden kesitlerle gündemde. ABD Başkanı Donald Trump'ın öldüğü sahne ve polis binasının yakılması bugün tekrar payla...

Günlük Burç Yorumları Aşk 2 Haziran 2020 Salı. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

YouTube'da faaliyet gösteren Gerçek Hikayeler isimli kanal ''çocuk istismarı'' yaptığı gerekçesiyle Twitter'da gündem oldu. Kanal için birçok kullanıcı, kanalın şikaye...

Günlük Burç Yorumları Aşk 1 Haziran 2020 Pazartesi. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri. Haziran ayında burçların aşk hayatını neler bekliyor?

Yazarlar
Website Security Test