Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Bu dönem tarihimize 'Komplolar Dönemi' olarak geçebilir

22.5.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Deniz Kuvvetleri Kurmay Başkanı Tümamiral Cihat Yaycı’nın Genel Kurmay Başkanlığı emrine atanmasıyla, olayı yorumlayanların büyük bölümü kendisine haksızlık yapıldığı kanaatini dile getirmiştir. Bu kanaati destekleyen faktörler; Deniz Kuvvetleri içindeki FETÖ’cü yapılanmayı ortaya çıkardığı söylenen ve Fetömetre olarak adlandırılan bir analiz yöntemini uygulamaya koyması ve bu nedenle FETÖ’nün hedefinde olması, Mavi Vatan Projesinin ve Libya ile imzalanan Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılması Mutabakatının mimarı olarak tanıtılmasıdır. Atamanın zamanlaması ve yöntemi ile gerekçesinin “ihaleye fesat karıştırmak iddiası” olduğu da bu kanaatleri desteklemektedir.

Öyle ki; bugüne kadar Cumhurbaşkanı’nın her kararını sorgulamadan hararetle savunanlar bile haksızlık yapıldığını söylemektedir. Amiral Yaycı’nın istifasını açıklaması üzerine bazıları daha da ileri giderek böyle bir dehanın harcanmaması, devlet hizmetinde yararlanılması gerektiğini tavsiye etmektedirler. Amiral Yaycı da (kendisine “kardeşim” diye hitap eden) eski bir AKP milletvekiliyle görüşmesinde; "İstifam asla Cumhurbaşkanımıza tepki değildir. Ona olan sadakatim ömrüm boyunca devam edecektir" diyerek ve istifa dilekçesinde; “bir sivil olarak verilecek her göreve hazır” olduğunu ifade ederek yeni bir görev beklediği algısı yaratmıştır. Kendisini tanıyanlar; görevdeyken de kişisel yükselme hırsı olduğundan, Cumhurbaşkanıyla emir komuta zinciri dışında randevusuz görüştüğünden ve basınla çok fazla irtibatlı olduğundan, arkasına bu destekleri alarak önünü açmaya çalıştığından, Milli Savunma Bakanı’nın ve TSK Komuta kademesinin bu tavrı onaylamadıklarından söz etmektedirler. Son olarak AKP Tanıtım ve Medya Başkan Yardımcısı Şamil Tayyar; istifaya üzüldüğünü, Cumhurbaşkanı’nın konuya el atacağına inandığını söyleyerek Amiral Yaycı’ya yeni ve etkili bir görev verilebileceği algısını güçlendirmiştir.

Atamayı eleştiren her kesimden yorumcular; Amiral Yaycı’ya kumpas kurulduğunu, bunun bir FETÖ operasyonu olduğunu, görevden alınması ve istifa etmesinin Yunanistan ve FETÖ tarafından memnuniyetle karşılandığını söylemektedir. Ben böyle stratejik bir konuda Yunanistan’ın konuya intikam duygusuyla baktığını düşünmüyorum. Strateji, taktiğe yön veren bir kavramdır. Bence konuyu intikam üzerinden tartışmak stratejik aklı hafife almak demektir.

Şöyle ki;

MSB Eski Genel Sekreteri E.Kur. Albay Ümit Yalım; Mavi Vatan projesi ve Libya mutabakatı ile kıta sahanlığımızın binlerce kilometrekaresini kaybettiğimizi, Ege’de ülkemize ait adaların Yunanistan tarafından işgaline göz yumulduğunu, Amiral Yaycı’nın 2019 yılında Girne Amerikan Üniversitesi’nde düzenlenen Denizcilik ve Deniz Güvenliği Forumu’nda kendisine sorulması üzerine; “Yunanistan tarafından işgal edilen ada olmadığını” iddia ettiğini, Ege’de egemenliği antlaşmalarla Yunanistan’a devredilmeyen, sadece kullanma hakkı verilen adaların da Yunan adaları olarak gösterildiğini belgeleriyle ortaya koymakta, nedense bu iddialara tatmin edici bir yanıt alamamaktadır. Ümit Yalım, konu bu seviyeye getirilmişken mimarının saf dışı bırakılmayacağı, bir başka göreve getirileceği fikrine sahiptir. İddia edildiği gibi değil bu açıdan bakıldığında Yunanistan’ın memnuniyet duyması normaldir.

Fetömetre’nin Amiral Yaycı’nın dehasını ortaya koyan mükemmel bir analiz yöntemi olduğu söylenmektedir. Ama her nedense sadece Deniz Kuvvetlerimizle sınırlı tutulmuş, ülke çapında bütün kurum ve kuruluşlara ve siyasi kadrolara uygulanmamıştır. FETÖ bu nedenle amirali hedef almaktan nasıl bir yarar sağlamıştır? Deniz Kuvvetlerindeki örgütlenmesinin intikamını mı almıştır, yoksa bu analiz yönteminin yaygınlaşmasından mı korkmuştur?

Ülkemizde son yıllarda siyasette ve bürokraside başı sıkışan herkes maruz kaldığı olayda ya FETÖ’nün ya da PKK’nın rolü olduğunu iddia ederek toplumu ikna etmeye ve kendisini kurtarmaya çalışmakta, bunu yaparken Cumhurbaşkanı’na sadakatini ve bağlılığını vurgulamayı da ihmal etmemektedir. Bu durumda, Amiral Yaycı eğer bir komplonun mağduruysa, hakkında işlem yapan herkes sorumlu olacaktır. Eğer işlem yapanlar haklıysa bu sefer Amiral ve O’nu savunanlar, işlem yapanlara karşı bir başka komplonun sorumluları durumuna düşeceklerdir. Bu durumda iki taraftan da birilerinin Cumhurbaşkanı’nı aldatma gayreti içinde olduğu gibi bir sonuç ortaya çıkacaktır. Yani durum daha da karışacak, daha geniş bir tasfiyenin yolu açılacaktır. Bu arada ülkemizin huzur ve güvenliğini, birlik ve beraberliğini hedef alan terör örgütlerinin bunca mücadeleye rağmen hala ne kadar güçlü oldukları, devletimizin mücadelede başarılı olamadığı algısı yerleşecektir. Tam da bu noktada “kuruluş ilkelerimize bağlılık”, “hukukun üstünlüğü” ve “hukuk devleti” kavramlarına olan ihtiyaç kendisini göstermektedir. Bunlar sağlanamazsa bu dönem, tarihimize; “komplolar dönemi” olarak geçecektir.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Yazarlar

YouTuber Enes Batur, Instagram hesabı üzerinden bir çekiliş yapmıştı. Birçok pahalı hediyenin havada uçuştuğu çekilişte ödüllerden biri olan Audi A3 marka otomobilin s...

Ordu'nun Fatsa ilçesinde erkek arkadaşı olduğu söylenen kişi tarafından yakılarak öldürülen Merve Yeşiltaş, sosyal medyanın gündeminde.

Günlük Burç Yorumları Aşk 12 Ağustos 2020 Çarşamba. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları Aşk 11 Ağustos 2020 Salı. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları Aşk 10 Ağustos 2020 Pazartesi. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Yazarlar
Website Security Test