Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Bu yaz turizm beklemeyin, hedef 2021

29.5.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Corona salgını bütün dünyanın ve tabi Türkiye insanının da hayatını altüst etti. Yaşam tarzımızın alışılagelmiş halini tam anlamıyla terk ettik. İşin nereye gideceği ve sonucun ne olacağı da henüz belli değil.

Hepimiz tedirginlik içindeyiz; sağlığımıza ilişkin endişelerimizin yanında salgın sürecinin psikolojik etkilerini de göğüslemeye çalışıyoruz. Kolay değil, her yaştan insanımızın sokağa çıkabildiği saatler, belirli bir program içinde belirleniyor.

Özellikle 65 yaş üstü ise nedense tam bir mahkumiyet hayatı yaşamaktadır.

Evet, buna mecburuz. Ancak yaşın verdiği endişe ve bununla birlikte tahammül sınırları da psikolojik bunalımı davet ediyor.

Bir yandan zaten sağlık sorunları bulunun biz 65+ grubu insanlar, karantina ile bir de hareketsizlik ve kapalı yaşamanın sıkıntıları ile baş başa kalmış durumdayız. Bu durum nereye kadar sürecek? İşte bütün mesele, bu sorunun cevabında düğümleniyor.

Umarım bazı serbestiler artık tedbirli olarak tanınır ve biraz ferahlarız.

Herkes soruyor; bu yaz Türk turizminin hal-i pür meali ne olacak?

Ne mi olacak? Her şey, ancak olabildiği kadar olacak. Olabildiğinin ne olacağını ise şu anda hiç kimse bilemez.

Özellikle insanların psikolojik sıkıntıları ve bunun yanında Türkiye ve dünya ekonomilerinin durumu da ortada. Mali sıkıntıların yaşanması çok tabi; ancak bunun anlamı, “öncelikle” turizmin ana motoru olan “para-gelir” durumu. Bu durum da pek parlak görünmüyor.

Bir başka husus ise yerli ve yabancı insan olarak turistin mevcut şartlar altında 2020 yazında tatil yapmak isteyip istemeyeceği. Bu da belli değil.

Bunların yanı sıra salgın ve yarattığı sağlık tehditleri içinde ne çeşit bir turizm tercih edilebilir? Alınacak tedbirler ne kadar tatmin edici ve güven verici olabilir? Bu tatmin ve güven seviyesi, turizmdeki talebi de doğrudan etkileyecektir. Ayrıca her ülke kendi kriterlerini dayatacak ve isteklerini ortaya koyacaktır; bunları ne oranda karşılayabileceğiz?

Bir de tabi; devletlerin kendi vatandaşları için gitmelerini önereceği ülkeler içinde Türkiye kaçıncı sırada yer alacak, veya yer alabilecek mi?

Bütün bu parametreler göz önüne alınarak tercihler yavaş yavaş oluşmaktadır. Ancak söz konusu parametrelerde de hala bulanık bir manzara söz konusudur.

 

Dünyadan gelen beyanata bakalım

Türkiye’nin turizm pazarının en önemli ülkeleri Almanya, Rusya, İran, İngiltere, İtalya ve AB ülkeleridir. Rusya Tur Operatörleri Birliği (ATOR) Başkanı Maya Lomitze işi kestirip attı ve Eylül 2020’den önce Rus turist beklemeyin dedi. Öte yandan Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu “Biz charter uçuşlar ile onları getirip götürürüz” deyince de kadıncağız “Bu iş olmaz, bizde de uçak var. Müsaade etmeyiz” dedi. Bu iş karşılıklı olur, ancak durum müsait değil. Buyurun düşünün bir daha.

Almanya’da “Turizm Temmuz ayında safha safha başlayacak” lafını bizzat Şansölye Merkel söyledi. İlk açılacak ülkeler listesini açıkladı. Tamı tamına 31 ülke var, içlerinde Türkiye yok.

Yine Rusya’nın Turizm Endüstrisi Birlik Sözcüsü İrina Tyurina ve Başbakan Mihail Mişustin, tekraren önce Rusya içinde turizm yapın diyor vatandaşlarına.

Ayrıca Avrupa Birliği ise, ülkelerinin vatandaşlarına tatil için yardım fonu kuruyor. Ancak bu fondan yararlanacak kişilerin AB sınırları içinde tatil yapmaları şartını koşuyor.

Bunların yanında, turistlerin tatil yapmak için hava yolu ulaşımı yapmaları şart. Ancak hiçbir hava yolunun ne zaman, hangi tedbir ve şartlar altında operasyonlarına başlayacağı belli değil. Lufthansa bile ancak devlet yardımı ile iflastan kurtuluyor.

Peki, hiç mi turist gelmez? Gelir tabi; ancak iyimser bir tahminle, en fazla geçen yılki turistin yüzde 30 kadarı gelebilecektir. Onlar da son dakikacılar, maceracılar ve zengin sınıf yatçılar olacaktır. Rent-A-Villa sektörüne bir talep olacaktır ve bir de Türk gurbetçiler ile AB’den gelen ve yıllardır her tatillerini Türkiye’ye de geçiren müdavimciler gelecektir.

Tahminimce pek çok konaklama tesisi, bu aralar açıp açmama kararının girdabı içinde sürükleniyor. Bunların birçoğunun bu yaz tesislerini açmayacağını tahmin ediyorum.

Zira açarlarsa katlı tesislerde asansör kontrolleri nasıl olacak? Kendi personellerini koğuşlarında nasıl koruyacaklar?

Bir tane bile corona vakası çıksa tesis karantinaya alınacak, o zaman ne olacak? Bütün bu unsurları göz önüne aldığımızda söyleyebiliriz ki 2020 sezonu, Türk turizmi için “gri ve fırtınalı” bir manzara sunmaktadır. Yatırımcılar ve sektörün tüm bileşenleri için iç turizmi mümkün olduğunca canlı tutabilmek, bu sene izlenecek en mantıklı yoldur.

Sonuç; hedef 2021 olmalıdır. Tesislerin bu senenin sonunda belirginleşecek tercihlere ve istikamete göre hazırlanması, en mantıklı yol olarak görülmelidir.

Haydi hayırlı olsun diyelim.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Yazarlar

Emekli maaşımız dolarla değil, Allaha şükür dolarla borcumuz, bankada-yastık altında bir sentimiz bile yok ama…

Gazeteci – Yazar Murat Kışlalı, GÖZLEM’in ülke gündeminin başında gelen konulardaki sorularını cevapladı. İşte görüşleri…

Yazarlar
Website Security Test