Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Bıktırdın, Muharrem İnce!..

5.6.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Bak, Cumhurbaşkanlığı seçiminde CHP – MHP’nin ortak adayı olarak Recep Tayyip Erdoğan’a rakip olan Ekmeleddin İhsanoğlu, “tek meydan mitingi yapmadan” girdiği sandıktan yüzde 38.44 oy alarak çıkmıştı.

Sonra, Sen çıktın, Erdoğan’ın karşısına “ittifak adayı” olarak ve de yurdun 4 bir yanında 100’den fazla miting yaptın. O meydanlarda Seni dinlemek için milyonlarca kişi koştu; sandıktan “yüzde 30.6 oy oranı” ile çıkabildin!..

Hâlâ gazetelerde, TV’lerde, CHP’de “kahraman olmak” için dönüp duruyorsun ve hâlâ “Bor’un Pazarının geçtiğini” anlamak istemiyorsun!..

Zira, “CHP içinde Kemal Kılıçdaroğlu’nu göndermek isteyen küçük bir grup” var ki, hâlâ “Senden medet umuyor”; vah ki, ne vah!..

Neymiş; bir TV’ye davet edilmiş, “program başlayacakken” o sırada “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Fetih konuşması başlamış” ve Kanal “Cumhurbaşkanı’nın konuşmasını” canlı yayın olarak ekrana getirmiş… Ve de stüdyoda kıyamet kopmuş; “Vay efendim, neden kendisi konuşturulmamış da, Cumhurbaşkanı’nın konuşması verilmiş…miş, olur muymuş? Onca kanal zaten Cumhurbaşkanı’nın konuşmasını veriyormuş, bir tanesi eksik olsa ne olurmuş?.. vs…vs..”

Dahası, “Programcının bütün ricalarına rağmen” stüdyo terkedilmiş, gazetelere, TV’lere açıklama üzerine açıklama yapılmış!...

Tablo tamamlanmış; muhalif gazetelere ve TV’lere malzeme…Sayfalarda ve ekranlarda “Muharrem İnce ve tepkisi!..”

Ama sonradan ortaya çıkan bir başka gerçek var; meğer Kanal yetkilileri Muharrem İnce’ye “böyle bir kesintinin olacağını” önceden söylemişlermiş. Ve o da “Bu durum olursa ben de eleştiririm, bilin” dememiş mi?..  Demiş ama, “eleştireceği ekrana çıkmadan” stüdyoyu terk edivermiş; bravooo!..

El insaf, “senin bu tepkini ballandıra ballandıra anlattığın” TV kanalları da “benzerini” yapmıyorlar mı; hem de “Parti Genel Başkanı” da değil, mesela “CHP Merkez Yürütme Kurulu veya Parti Meclisi toplantılarından sonra parti sözcüsü Faik Öztrak’ın açıklamaları” bile başlarken, “devam eden programların yayınlarını keserek” o kürsüye bağlanıp açıklamayı “canlı” olarak aktarmıyorlar mı; aslında “gazetecilik” bu değil mi?..

Sen, aklınca, “bu hareketinle Cumhurbaşkanı’nı küçümsediğini ve Kanal’ı fırçaladığını” zannediyorsun…

“O kadar büyük bir egonun esiri olmuşsun” ki; stüdyoyu terk edişinin “Seni dinlemek için o kanalı tıklamış olan CHP’lileri şaşkın şaşkın ortada bıraktığının ve de böylece onları cezalandırdığının” bile farkında değilsin!..

 

Bence, bir sabah tıraş olurken aynaya bak ve kendi kendine şu soruyu sor; “Acaba, ‘Egosundan arınınca geriye hiçbir şey kalmayacak olan’ insanlardan mıyım?..”

 

Okuyucunun Soruları

Şeyhlere, şıhlara gerek var mı?

Bir okuyucumun maili; Kuran’ın Kâf Suresi’nin 16’ncı ayeti diyor ki; “Andolsun, insanı biz yarattık ve nefsinin ona verdiği vesveseyi de biz biliriz. Çünkü biz, ona şah damarından daha yakınız. Diyanet İşleri Başkanlığı meali”

Peki, Ayet o kadar açık ki, “Allah şah damarımızdan bile daha yakınken”, bunca tarikata, cemaate, onların şıhlarına, şeyhlerine ihtiyaç var mı?

CEVABIMDIR; Elbette yok. Zaten “İslam’da ruhban sınıfı yoktur.” Peygamberimiz Hazreti Muhammed bile nakledicidir. Vahiy olunan Allah’ın sözlerini (Kur’an - ı Kerim / Sureler / Ayetler) insanlara tebliğ etmiştir. Kur’an varken, “Fetvacı” diye ortaya çıkanlara inanmak ne derece doğrudur?

 

İnternet’ten “esen” rüzgârlar!..

 

Ciddiye almayanlar, aldanacak!..

“65 +” olduğumuzdan, “evde çile doldurduğumuzdan” ve de “iş göremez tayfası” sayılarak “Otursunlar, oturdukları yerde, trafikte, otobüslerde, metrolarda, AVM’lerde, kafelerde kalabalık etmesinler” diye düşünüldüğü için” olsa gerek, ülke nüfusunun yüzde 10’nundan fazla olan bizleri “ev nöbetinde” unuttular!..

TV seyretmek, kitap okumakla zaman geçmiyor, al telefonu eline, dostları, arkadaşları ara, onlar seni arasın, onlarla sohbet et, o da tamam da…

Asıl “gazeteciyiz” ya, şeytan dürtüyor; ülkenin orasında burasında yaşayan “eski meslektaşları” arayarak, “Ne var, ne yokla başlayan” siyasi, ekonomik, sosyal istihbaratı da katıyoruz, mapusane hayatımıza. Bu arada “volta atmayı iyice öğrendiğimi” de ilave edeyim!..

“Gazetecilik istihbaratına” gelince, aldıklarımın “siyasi” özetini yazayım:

Özellikle “CHP’ye sempati besleyen TV kanallarındaki yorumcuların, “pek ciddiye almadıkları” DEVA ve GELECEK partileri hakkında “fena hâlde yanıldıklarını” söylemeliyim. Babacan da, Davutoğlu da “AKP’yi ve MHP’yi “çok terletecek” gibi görünüyorlar; ortada daha “Seçime katılacak teşkilat tamamlamasının bile” olmamasına rağmen!..

“Cumhur İttifakı’na karşı olan” ve de “Millet İttifakı’na ‘zorunlu olarak oy vermeyi’ düşünen bir vatandaş kitlesinin de, Babacan’ın ve Davutoğlu’nun partilerine yöneldiği anlaşılıyor. Yani, CHP de, İYİ Parti de, Saadet Partisi de “AKP ve MHP’den kayanlar” bakımından oy kaybındalar!..

AKP’den çıkan bu iki parti konusunda, daha dün gibi “yüzde 1 – 2’lerde dolaşan” tahminlerin, birdenbire yüzde 5 – 6’lara sıçrayacak hâle gelmesi, seçim sandıklarından çıkışlara göz dağı vermeye başladı.

Erdoğan’ın “gönül seferberliği” çağrısının sebebi de ortada… Anlaşılıyor ki, Cumhur ve Millet İttifakları’nın “yeni ortaklar araması”, hem de “zorunlu olarak” önümüzdeki süreçte “siyasi” gündeme girecek.

 

Sözün Özü

Bu hafta Sözün Özü, “21 yıllık hükümdarlığı zamanında” Osmanlı İmparatorluğu’nun “3 kıtada 19 milyon 902 bin kilometre kare ile en geniş topraklara sahip olduğu” 12. Osmanlı padişahı ve 91. İslam halifesi 3’üncü Murad’tan; “Bu dünya fanidir sakın aldanma, / Mağrur olup tac - u tahta dayanma, / ‘Yedi iklim benim’ diye güvenme, / Uyan ey gözlerim gafletten uyan, / Uyan uykusu çok gözlerim uyan.”

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test