Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Yaşadığım 27 Mayıs… (2)

12.6.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

ÖNCEKİ YAZI İÇİN TIKLAYIN

4- Şüphesiz 27 Mayıs darbesi, bu hatalar yüzünden yapılmadı. ABD kredi vermeyince, Rusya ile ilişki kurulmak istendi. Menderes’in Moskova seyahati planlandı. Ve ABD “bizim çocuklar” dediği cunta grubuna talimatı verdi.

a) Bu darbe emir komuta zincirinde olmamıştır. Üst rütbeliler yoktur. Nitekim bunlar ABD’nin talimatı ile bir Emin-Su (Emekli İnkılap Subayları) faciası yaşatmış, çok değerli çok sayıda vatanperver subayı emekli etmiştir. (gereken tazminatları da ABD sağlamıştır.) Ordumuzu tam anlamı ile ABD’nin/NATO’nun emrine sokmuşlardır. Ordunun hafızası yok edilmiş, Atatürk dönemi ile bağlantısı koparılmıştır. Bu arada cunta kendi içinde de bölünmüş, 14’ler olayı yaşanmıştır. Saygısızlık ve disiplinsizlik artmıştır. (Bir harbiye öğrencisinin, Genelkurmay Başkanı Rüştü Erdelhun’a tokat atması, İçişleri Bakanı Namık Gedik’in pencereden atılarak öldürülmesi tasvip edilemez. Cemal Gürsel’in yaralanması da ayrı bir vaka’dır.)

Ancak hiçbir darbe 15 Temmuz kadar alçakça olmamıştır. Böyle bir sivil katliamı yapılmamıştır. Ruhunu ve beynini böylesine ipotek etmiş/insanlıktan nasipsiz/hain tipler görülmemiştir.

b) Yassıada Mahkemesi tam bir hukuk rezaletidir. Tarihe kapkara bir leke olarak geçmiştir. Özellikle emir kulu Salim Başol, saygısız davranışları ile Ömer Altay Egesel, bir ölüm kampı komutanı havasındaki saygısız, küfürbaz, zalim Tarık Güryay, sanıklara ve lehte şahitlik yapanlara reva görülen baskılar, hakaretler, sanık ailelerine yapılan zulümler hep tiksinti ile hatırlanacaktır.

c) Bebek davası/köpek davası/alınan cımbızın bedeli vs. hep yüz karası konulardır. Devamlı tekrarlanan, sakıt/kuyruk gibi ifadeler de vicdanlarımızı kanatmıştır.

d) İdam cezaları tam anlamı ile cinayettir. Hiçbir savunulacak tarafı yoktur. (Celal Bayar için Papa ve Localar devreye girince cesaret edememişlerdir.) Türk tarihinin en acı ve yüz kızartıcı olaylarından biridir. Yalaka ve yalancı basın da, o dönemde aynı karaktersizlikleri sergilemiştir. “Kıyma makinelerinde kıyılan gençler”, “103 milyonluk yolsuzluklar” vs. hiç utanmamışlardır. Ama toplanan alyansların akıbetini hiç sormamışlardır.

e) Halkın zorla götürüldüğü ve her ilde/ilçede yapılan destek gösterileri ise, tam anlamı ile iğrençti. Darbe öncesi iktidara yalakalık yapan/çanak yalayıcı tiplerin dönekliğini gördük. Dalkavukluğun insanları nasıl şahsiyetsiz yaptığına şahit olduk. Utanmazlığın o derecesine pes dedik.

5- Peki,27 Mayıs'ta, CHP’nin hiç mi suçu yoktur? Aksine özellikle darbeden sonraki davranışları, başlattıkları cadı avı/ihbar ve hakaret furyaları unutulamaz. Üniversiteleri nasıl sokağa dökebildiklerini de Mülkiye’ye girdikten sonra daha iyi anladım. Hocaların çoğu CHP’liydi ve öğrenci temsilcileri devamlı olarak CHP ile temastaydı.

-Aynı şekilde başta AKİS Dergisi olmak üzere, muhalif medyanın,  özellikle ordu mensuplarını hedef alan tahrikleri etkili olmuştur.

6- SONUÇ: 27 Mayıs, Türkiye'de darbeleri ve muhtıralar dönemini başlatmış. Ülkemize çok büyük zararlar vermiştir. Ve bu yara halâ kanamaktadır. Görülmüştür ki darbe yapmak vatan hainliğidir.

a) Bu arada, birçok insanın, hayatı zindan olmuş, istikbali yok edilmiştir. Talat Aydemir, hırsı yüzünden hayatını kaybetmekle kalmamış, Harbiyeli öğrencilerin tümünün okuldan atılmasına sebep olmuştur.

b) Bu olaylar, politikacıların, kalabalıklara inanmamaları gerçeğini göstermiştir. 27 Mayıs’tan bir iki gün önce, Menderes' i İzmir’den, müthiş bir kalabalık yolculamıştı. Darbe sonrası, herkes ortadan yok oldu tek bir itiraz olmadı. (Aynı tablo,12 Eylül’de de görülmüştür.)

c) Akp’nin, Yassıada'daki inşaatlarını, tam bir çevre katliamı ve israf olarak görüyorum. (Tek bir yeşillik kalmamış.)

d) Rabbim(c.c.)hepimize feraset/basiret/fazilet/vatan sevgisi lütfetsin. ABD dâhil hiçbir yabancı güce kul etmesin. Demokrasiye/hukuk düzenine sahip çıkanlardan güçlünün değil/hakkın ve haklının yanında yer alanlardan/şahsi çıkarlarımızı değil, ülke çıkarlarını ön plânda tutanlardan, eylesin...

e )Milli Birlik Komitesi üyelerinin çoğu sık sık Mülkiye’ye gelir bize konuşmalar yaparlardı.(Sonradan kendilerini "tabii senatör" ilân ettiler. )Bilgi düzeyleri özellikle ekonomi, maliye ve dış politika, konularında fevkalâde yetersizdi. Ülkeyi yönetebilecek kapasiteden çok uzaktı.

f) Her şeye rağmen, ordumuza sahip çıkmak, dua etmek, güçlenmesini istemek, desteklemek şarttır. Zira iç ve dış düşmanlarımızın bu kadar çok olduğu bir dönemde ve ortamda en büyük güvencemiz ordumuzdur. Kaldı ki hepsi bizim evlatlarımızdır. Tırnaklarına taş bile değmesini istemeyiz. Ergenekon kumpas vb. tuzaklarla verilen zararların tamir edilmesini arzu ederiz...

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 1 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

AAbdurrahman Serdar

19.06.2020 - 09:54
İHtilaller ve Siyaset EN Büyük İHANETİ M.Kemal Atatürk'ün ve Başbakan N.ERBAKANIN üzerinde en çok TİTREDİĞİ, GELİR DAĞILIMINI en ADİL şekilde sağliyan ve sağlıyacak olan KİT (Kamu İktasadi Teşebbüs)leri YAĞMA ve YOK ETMELERİDİR. Çünkü Partililere ve Komitacılara Yönetimleri teslim ederek her türlü HIRSIZLİK ve yağmaya Ortak olma İhanetleridir. 27 Mayıs ihtilalini yapan aŞAĞı Rütbeli ÇAPULCU SUBAYLAR sözüm ona soyulmuş olan Hazineyi güçlendirmek bahanesi ile HALKTAN topladıkları BİLEZİK ve Alyanslarla İhtilali yapanlara ÖZEL LOJMAN Yaptilar. 12 EYLUL ve 28 Şubatcilar da KİTLERİ ve BaNKALARIN nerdeyse tamamını keirip yağma ve GASP etti ve ettirdiler.Bilhassa '( Şubat'ın, muhatap olduğum Orta RÜTBELİ GENERALLERİNE MİLLETİ zorla ORDUSUNUN DÜŞMANI Yapmayın diye hep İKAZ etti; NAFİLE. Çünkü, MiLETİN Emanet ettiği Silahlarla MİLLETİ ESİR telakki ediyorlardı, derebeyi (ABD uşaklığı) k
Yazarlar
Website Security Test