Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

İzmir’de vaka sayısı arttı; AMAN DİKKAT!.

12.6.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

TEKRAR SOKAĞA ÇIKMA YASAĞI GELEBİLİR

Pandemi sürecinde İstanbul’dan sonra ikinci konumda olan İzmir’de, Mayıs ortalarından sonra düşüşe geçen vaka sayısı yüz güldürmüştü.

Nitekim vaka, can kaybı, entübe ve yoğun bakım hasta sayısında büyük düşüşler yaşandı.

Örnek; 11 Mayıs’ta koskoca İzmir’de vaka sayısı 11’e kadar düştü.

1-5 Haziran arasında da bu sayı 2-3 arasında seyretti. Ölüm ise sıfırlandı.

Başta Ege Üniversitesi’nde olmak üzere pek çok hastanede Covid-19 tanısı konulan hasta kalmadı.

*

Ama havalar ısınınca, Bilim Kurulu’nun tesviyeleri doğrultusunda normal hayata dönüş önlem alınması koşuluyla serbest bırakılınca işin tadı kaçtı.

“Bize bir şey olmaz” rehaveti önce sokakları kalabalıklaştırdı. İzmirliler Birinci Kordon başta olmak üzere sahillere, deniz kenarlarına, çarşılara adeta akın etti.

Sosyal mesafe kuralı yok sayıldı. Maskeli dolaşım unutuldu.

Öpüşmeler, koklaşmalar, sarılmalar başladı;

Ve bu “laf dinlemezlik” huyumuz bizi tekrar tehlikeli günlerin eşiğine getirdi.

*

Sonuç mu?

İzmir’de uzun süredir 1-5’in üzerine çıkmayan vaka sayısı son üç gün içinde tekrar 15-20’li rakamlara fırladı.

Ölüm var mı bilmiyorum.

*

Açık hava, güneş ve güvenli şekilde sosyalleşmek elbette önemli ama bu ortamlarda bulunurken ya da bulunmamız gerekirken de, kendimizi yeterince güvende hissedebilmemiz için oradaki insanlar sosyal mesafelerini koruyorlar mı ve maskelerini takıyorlar mı diye mutlaka bakmamız gerekiyor.

Şunu hiç unutmayın ve riskli bulduğunuz ortamlara girdiğinizi düşündüğünüzde lütfen kendinize sık sık; “Burada bulunmak zorunda mıyım?” diye sorun.

*

Ve İzmir son durum.

1 Haziran sonrası başlayan gevşeme sürecinde, vak’a sayısının en çok arttığı semtler; Alsancak, Kemeraltı çevresi, Güzelyalı, Mustafa Kemal Sahil Bulvarı çevresi, Balçova, Alaybey, Bostanlı, Karşıyaka Anadolu Caddesi üstü ve çevresi, Basmane, Buca Uğur Mumcu Caddesi ve çevresi oldu.

*

Hatay Basın Sitesi, Yeşildere, Narlıdere Şehitlik ve çevresi, Bayraklı merkez, Aliağa İzmir Caddesi, Çeşme eski Kaymakamlık ile Anfi Tiyatro çevreleri, Urla Darüşşafaka Yaşam Huzur Evi çevresi, Balçova Yeşil Cami çevresi, Karşıyaka Latife Hanım çevresi ve Menemen Vali Kutlu Aktaş Caddesi ve çevresi de güvenli mesafe ve maske zorunluluğuna mutlak uyulması gereken riskli yerleşim merkezleri olarak kayıtlara geçti.

*

Dikili, Bornova, Bergama, Urla’nın yukarıda yazdığım bölgesi dışındaki yerleşim alanları, Gaziemir, Menderes Selçuk uzun süredir vak’a görülmeyen bölgelerimiz.

Örneğin sürecin başlangıcında İzmir’in en riskli ilçelerinden biri olan Çiğli’de çok ama çok uzun süredir tek bir vakaya rastlanmadı.

*

Ama;

Tedbir, tedbir, tedbir.

Önlem, önlem, önlem.

Kurallara sıkı sıkıya uymak.

Aksi halde “ikinci dalga” kapımızın eşiğinde bilmiş olun..

 

BU İŞ PAPATYA FALINA BENZEDİ…

İşsizlik azaldı mı, arttı mı?

İngiliz eski Başbakanı Benjamin Disraeli’nin “Yalan” kelimesi ile ilgili ünlü bir sözü vardır.

“Üç çeşit yalan vardır; der, ekler.

Yalan,

Kuyruklu Yalan

Ve İstatistik.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun Mart ayında (salgının Türkiye’yi vurduğu ay) işsizliğin azaldığını açıklaması insanın aklına, ister istemez Disraeli’nin bu ünlü sözünü getiriyor.

Yanlış anlamayın; Türkiye İstatistik Kurumu yalan söylüyor” gibi bir iddiam ya da kastım yok.

Ama verilerin yanlış değerlendirildiği ayan beyan ortada gibi.

Çünkü; istatistik bir rakam bilimidir. Elinizdeki verileri istediğiniz gibi kullanarak duyulmasını istediğiniz her sonuca ulaşabilirsiniz.

Mart’ta işsizliğin 0,9 puanlık azalarak yüzde 13,2’ye indiğinin açıklanması da bunun bir örneği diyebiliriz.

*

Coronavirüs’ün dünyayı vurduğu, Amerika’da, Avrupa’da milyonlarca insanın işsiz kaldığı, 1929 Buhranı’ndan beri görülmemiş işsiz oranlarının görüldüğü bir dönemde Türkiye’de işsizlik sizce de azalmış olabilir mi?

TUİK azaldı diyor.

Siz ne dersiniz bilemem.

*

İstatistik verileri kişinin verileri yorumlamasına göre değişir dedik ya; bir de TÜİK’in rakamlarından yola çıkarak aynı işsizlik verileri ile bir inceleme yapan CHP Sözcüsü, Hazine eski Müsteşarı Faik Öztrak’ın değerlendirmesine bakalım:

Son bir yılda 1 milyon 662 bin kişi işini kaybetti.

Sadece Mart ayında işini kaybedenlerin sayısı 1 milyon 35 bin kişi.

Son bir yılda çalışma çağında olduğu halde, çeşitli nedenlerle iş aramayan, işgücüne katılmayanların sayısı 3 milyon 274 bin kişi.

Son bir yılda çalışmaya hazır olduğu halde, iş bulma umudunu yitirenler ya da çeşitli nedenlerle iş aramaktan vazgeçenlerin sayısındaki artış 1 milyon 459 bin kişi.

Sonuçta bu etkileri dikkate alan geniş tanımlı işsiz sayısı, son bir yılda 9 milyon 418 bin kişiye yükselmiş.

Yani, geniş tanımlı işsizlik oranı yüzde 27.2’ye ulaşmış.

Ve Öztrak soruyor; Peki işsizlik oranı nasıl oluyor da Mart’ta bir yıl öncesine göre yüzde 0.9 azalmış olabiliyor?

……………???

*

Yine TUİK rakamlarında gidelim:

İşsizlik bu Mart’ta bir önceki yılın aynı ayına göre 1 milyon 662 bin kişi azalarak 26 milyon 133 bin kişi oldu dendi.

İşgücüne katılma oranı ise, 4,5 puanlık azalış ile yüzde 48,4 olarak gerçekleşti.

Güzel.

İşgücüne katılım oranı; çalışma çağında olup da çalışan veya iş arayanların aktif nüfusa oranını gösteren bir veridir.

Peki bir ülkede aynı anda hem işsizlik hem de işgücüne katılım oranı nasıl olur da azalır?

Böyle bir verinin doğruluğu için;

Çalışma çağında olanların bir kısmının iş aramaktan vazgeçmiş olması gerekir ki; mantık olarak eli ayağı tutan bir insanın iş aramaktan vazgeçmesi düşünülemez!

Bu ancak; kişi ya iş bulma umudunu yitirmiş veya "bu maaşa çalışmaya değmez" diyorsa mümkündür.

Sonuç; Neye inanıp, neye inanmayacağımızı şaşırdığımız bu günlerde neredeyse hepimiz galiba “şaşkın ördeklere” benzedik.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test