Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Murat Kışlalı: ''Bu süreç ‘böyle’ üç yıl daha devam edebilir mi?''

12.6.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Gazeteci / Yazar Murat Kışlalı, GÖZLEM’in ülke gündemiyle ilgili sorularını yanıtladı. İşte görüşleri…

GÖZLEM– GÖZLEM’in bu haftaki manşetinde “Pandemi gidiyor, Ekodemi geliyor” başlığı ile “ekonominin içinde olan çıkmazı ve açmazı anlatan” haber var. Ankara kulislerinde “83 milyonu doğrudan ilgilendiren bu büyük sorunun nasıl düzeltilebileceğine dair” umut verici haberler var mı?

K– Enflasyon oranı yüzde 11,39 olarak açıklandı. Mevduat faizleri net olarak yüzde 7’lere geliyor. Enflasyon rakamlarının gerçeği yansıttığını varsaysak bile ciddi bir negatif faiz var. Bu durumda tasarrufu olanlar en başta dövize yöneliyorlar. Türkiye’nin dış borcu ve yıl içindeki döviz yükümlülükleri çok yüksek. Bunun yarattığı baskının üzerine piyasalarda yukarıda izah ettiğim eşine az rastlanan bir “dövize hücum” durumu yaşandığı için, Türkiye’yi yakın zamanda dövize bağlı bir krizin beklediği tahmininde bulunmak çok da zor değil. Hele, iktidarın ekonomiyi canlandırmak için uyguladığı (Görevi bankaları denetlemek olan BDDK’nın bankaları kredi vermeye zorlaması, oyunun kurallarının oynanırken değiştirilerek tasarruflara ve yatırımlara dönük ek vergilerin konması, göreviyle hiçbir ilgisi olmayacak şekilde Merkez Bankası’nın 20 milyar liralık kredi vereceğinin açıklanması gibi) “zorlama” yöntemlerin, bu tarz krizleri bir anda başlatabileceği ihtimali tabloyu iyice “korkutucu” hâle getiriyor.

GÖZLEM– Türkiye İstatistik Kurumu’nun en tepelerindeki yöneticilerin değiştirilmesiyle başlayan gelişmeler, 26 bölge müdüründen 10’unun görevden alınmasına kadar geldi. Sizce sebebi ne olabilir?

K– TÜİK’in başına geçen 22 Mayıs’ta vekaleten Muhammed Cahit Şirin getirildi. Edindiğim bilgilere göre Şirin’den önceki başkanvekili Yinal Yağan, her ne kadar göreve atandığı dönemde âlâkasız bir kurum olan Enerji Bakanlığı’ndan geldiği ve Berat Albayrak’ın ekibinde yer aldığı için eleştirildiyse de, sonuçta bürokrasiden gelme, tam da “AKP’li partizan olmayan” bir yöneticiydi. Kurumda bilimsel bazı çalışmalar yürüttüğü ve “olabildiğince” bürokrat bir kimliğe sahip olduğu ifade ediliyor. Şirin ise, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın, aynı zamanda nikâh şahitliğini de yaptığı özel kalem müdürünün eşi olması itibarıyla, daha “partizan” olabilecek bir algı yaratıyor. Şimdi yeni atama sonrası gelen 10 bölge müdürünün görevden alınmasına dönük tasarruf da dolayısıyla tipik bir “ekip değişimi” görüntüsü veriyor. Öte yandan mevcut başkanın gitmesinde, TÜİK’in son dönemde çok daha yoğun bir şekilde kullanılan ve enflasyon rakamlarının aksine manipüle edilmesi çok daha zor olan işsizlik rakamlarındaki çarpıcı ve iktidar aleyhine gelişmelerin de rol almış olabileceği akla geliyor.

GÖZLEM– 41 ilin valisinin değişmesi, Ankara kulislerinde nasıl yorumlanıyor?

K– Birkaç tanesi Pandemiden gitti. Zonguldak, Diyarbakır valileri. Hatırlarsanız, Zonguldak valisi ildeki vakaların çok olmasında ilde özveriyle çalışan sağlık çalışanlarını hedef göstermiş ve çok eleştirmişti. Diyarbakır’da da son dönemde vaka sayısı patlamıştı. Rahmetli eşi Rize valisi olan Muğla Valisi ise başdanışman olarak atandı. Bu isimlerin dışında değiştirilen valiler arasında son dönemlerde gündeme gelen birisi yok. Sonuçta bu valilerin hepsinin göreve getirilmesinde, o ilin AKP il teşkilatlarının da çok etkisi oluyor. Dolayısıyla değişimlerin buralardan kaynaklı taleplerle olmuş olabileceği de belirtiliyor. Yoksa siyaseten hepsinin de AKP’ye angaje olmuş olmaları açısından pek bir farkları olmadığı ifade ediliyor.

GÖZLEM– AKP Sözcüsü Ömer Çelik, önceki hafta “Siyasi Partiler ve Seçim Kanunu'nda yapılacak değişiklikleri MYK'mız değerlendirmeye almıştır” demişti. Değişikliklerle ilgili Ankara kulislerinde konuşulan yeni gelişmeler var mı?

K– Evet. AKP Hayati Yazıcı’nın başkanlığında grup başkan vekilleri, seçim ile ilgili üst düzey yöneticilerin yer aldığı bir komisyon oluşturdu. Şu anda haftada bir toplanıyorlar. Meclis kapanınca haftada iki kez toplanacaklar. Amaçları seçim barajı ve milletvekili transferi konusunda yeni düzenlemeler getirmek. Cumhurbaşkanı Erdoğan, İyi Parti’nin CHP’den 15 milletvekili alarak grup oluşturup seçimlere katılmasında olduğu gibi bir olayın Deva ve Gelecek partileri için tekrar yaşanmasını istemiyor. Bir partinin seçime katılması için ya 20 kişilik bir Meclis Grubu oluşturması ya da genel kurulunu yapmış olması ve 41 ilde bu illerin en az üç ilçesinde örgütlenmiş olması gerekiyor. Şu an için Ali Babacan’ın Deva ve Ahmet Davutoğlu’nun Gelecek Partisi’nin grup çıkartacak milletvekilleri yok. Gelecek Partisi birkaç aya tamamlayacaklarını açıkladı ama örgütlenmeleri de henüz tam değil. Diyelim ki CHP, bu partilere grup oluşturmaları için gerekli milletvekilini verdi. AKP’nin komisyonunda üzerinde durulan bir formüle göre, CHP’den oraya gidenler geri dönemeyecek, ya da bağımsız kalacak veya bir partiden milletvekili seçilmiş olanlar başka bir oluşumun grup kurmasında tamamlayıcı rol alamayacaklar. Komisyonun üzerinde çalıştığı bir diğer formül ise şu: Bu yeni partiler Millet İttifakı’na girse bile, ittifaktakilerin milletvekili çıkarmaları için o partinin il genel meclisi seçimlerinde Türkiye genelinin en az yüzde 5’i oranında oy alması gerekecek. Böylece Türkiye genelinde yüzde 1-2 civarında oy potansiyeli olduğu görülen Deva ve Gelecek partileri yine meclis dışı kalacak. Tabii bu düzenlemelerin hep ortak sorunu Anayasa’ya aykırı olmaları. CHP’nin başvurusu durumunda geri dönebilir.

GÖZLEM– Kamuoyu araştırmalarında “AKP’nin tabanda büyük ölçüde oy kaybettiği” ortaya çıktıkça, muhalif belediyelerin, muhalif basının ve muhalif siyasetçilerin üzerine baskı artıyor. Görevden almalar, gözaltına almalar, tutuklamalar, milletvekilliğini düşürmeler neredeyse “günlük vakalar” hâline geldi. Sizce sonu nereye varacak?

K– Ekonomideki kötü “görüntü”ye paralel olarak siyasette de izleyenlere “sonun başlangıcı” dedirtecek görüntüler ortaya çıkmaya başladı. Adaletsizlikler, haksızlıklar “insanları çileden çıkaracak” boyutlara ulaşıyor. Üstelik iktidar, bu uygulamalarını gerekçelendirirken bile, hiçbir özen göstermeksizin, “kopyala yapıştır” yöntemleriyle, büyük bir vurdumduymazlıkla, “Ben yaptım, oldu” anlayışıyla yürütüyor. Ben, bizim yurttaşların sağduyusunun eninde sonunda devreye gireceğine ve seçmenlerin bu haksızlıklara seçimlerde tepki göstereceğine inanıyorum. Ama gidişatın ivmesine bakılırsa, bu süreç üç yıl daha böyle devam edebilir mi, emin değilim. Her ne kadar CHP, bilinçli olarak bu haksızlıklara karşı meydanlara, sokaklara inmemeye özen gösteren bir politika sürdürmek istese de, bunu daha ne kadar becerebilir bilemiyorum.

GÖZLEM– Demokratik bir hukuk devletinde, Cumhuriyetimiz bakımından gerçekten “beka sorunu hâline gelen” bir tablo var. Ekonomik olarak da “büyük zorluklar” ile karşı karıyayız; ne yapılmalı?

K– Türkiye’nin içinde bulunduğu ve daha da kötüleşeceği aşikâr olan ekonomik durumdan çıkması için özellikle belirlenecek (döviz getirecek veya döviz kaybını azaltacak) bazı sektörlerde üretime yönelmesi, elde olan kısıtlı kaynakların bu sektörlere yönlendirilmesi ve belli sektörlerde de kamu etkinliğinin ciddi biçimde arttırılması gerekli. Ancak başından beri liberal bir politika izleyen, özelleştirmeleri yürüten, kamu kaynaklarını sadece belli çevrelere aktaran, belirli rant politikalarını uygulayan bir hükümet için bu değişimi gerçekleştirmek oldukça zor. Onun için aslında ekonomik açıdan muhalefetin önünde, özellikle solun önünde çok büyük bir fırsat var. CHP’nin iktidara gelirse nasıl bir Türkiye kurgulayacağını hiç vakit kaybetmeden, bıkmadan ve tutarlılıkla, bu ekonomik çıkmazdan en çok etkilenen geniş halk kitlelerine anlatması lazım. Aslında ülkenin ihtiyacı olan maddi kaynaklar, ekonomi biraz olsun rayına girmeye başladığında, vergi politikalarında yapılacak bilinçli tercihlerle ortaya çıkarılabilir. CHP açısından bu tercihleri uygulamaya sokmak için hem uygun bir ekonomik ortam, hem de doğru bir genel başkan var.

GÖZLEM– Devlet Bahçeli ve partisi, sanki “siyasi gerginliğin artarak sürmesini ister” gibi. Meclis’teki tutumları, Bahçeli dahil üst yöneticilerin “hakaret dolu” açıklamaları “böyle düşünenleri” haklı çıkaracak cinsten. Bu konuda sizin görüşünüz; büyük sorunlarla karşı karşıya olan halkımız “huzur ararken” neden böyle yapıyorlar?

K– MHP’nin tabanının büyük kısmı “huzur”dan ziyade, kendilerine bir “yön” arayan; daha çok taşra kökenli, tezcanlı, tepkili, rant ve iktidar peşinde koşan görece genç bir seçmen kitlesinden oluşuyor. Bahçeli, birkaç yıl öncesine kadar çok ağır şekilde, şimdi söylediklerinin tam tersini söyleyerek eleştirdiği Erdoğan ile aynı ittifakta yer almak zorunda kalınca, o dönemdeki keskin eleştiri oklarını şimdi de kendi seçmenini bir arada tutmayı başaracağı söylemlere evirdi. Esas hedefi, en büyük rakibi olan İyi Parti’ye yönelenler ile AKP’den uzaklaşan seçmen kitlesi. Bunun için söylemlerinde çoğu zaman İyi Parti’nin Millet İttifakı’nın gölge ortağı olan HDP ile “birlikteliği”ni öne çıkarıyor veya kurmaylarını bu yönde konuşturuyor. Bir de AKP’nin söylemlerini de daha da aşırıya taşıyacak mesajlar vermeye çalışıyor. Bu çabasının altında, MHP’yi AKP için vazgeçilmez hale getirmeye ve zaman zaman hiç şüphesiz iktidarın da aklına gelen “Yüzde 50 + 1 açmazı”ndan geri dönmesini engellemeye dönük stratejik hamleler de yatıyor.

GÖZLEM– Doğu ve Güneydoğu’dan hemen her gün şehit haberleri geliyor. FETÖ Operasyonları “Türk Silahlı Kuvvetleri ağırlıklı” olmak üzere yoğunlaştı. “Kökleri kazınıyor, bitiyor” derken, ortaya çıkan bu tablonun sebepleri ne olabilir?

K– Terörün sadece askeri yöntemlerle “yok edilmesi” mümkün değil. Bunun altında yatan ortamın, bataklığın kurutulması, terörün kendi başına bir araç olmaktan çıkartılması lazım. Bunun için de atılması gereken ilk adım aslında Türkiye’nin Suriye politikasının ciddi biçimde değiştirilmesinden geçiyor. Irak’taki PKK varlığına, şimdi bir de Suriye’de ABD’nin desteklediği YPG/PYD ile İdlib’deki aşırı dinci terörist grupların faaliyetleri eklenince, Türkiye’ye dönük terör faaliyetlerinin sonlanmasını beklemek bir yana, daha da artmamasına şaşmak gerekiyor.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Yazarlar

Günlük Burç Yorumları Aşk 16 Temmuz 2020 Perşembe. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları Aşk 15 Temmuz 2020 Çarşamba. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları Aşk 14 Temmuz 2020 Salı. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları Aşk 13 Temmuz 2020 Pazartesi. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Yazarlar
Website Security Test