Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Polis şiddeti ve Türkiye

12.6.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

2020’de ABD’de siyahi George Floyd, polise “Nefes alamıyorum" diyerek can verdi. 2013’te Gezi Olayları sırasında 19 yaşındaki Ali İsmail Korkmaz’ın polise son sözleri "Vurmayın, ölüyorum"du. Tayyip Erdoğan, bugün George Floyd’un ailesine başsağlığı dilerken, Gezi Olayları içinse “Polisimiz destan yazdı” ifadelerinde bulunmuştu. Erdoğan, Ali İsmail Korkmaz’ın ismini anmamıştı bile. Polisle halkı karşı karşıya getiren Gezi Olaylarının bir benzeri günümüzde ABD’de yaşanıyor. Peki polis şiddetleri diğer ülkelere kıyasla Türkiye’de ne durumda?

Kuzey Amerika’da yaşanan polis şiddetleri hep gündem konusu. Günümüzde polisler Kanada’da yılda ortalama 20 kişinin ölümüne sebep olurken, Amerika Birleşik Devletleri’nde her yıl ortalama bin kişinin canına kast ediyor. ABD’de 2019 yılında polis tarafından öldürülen 1,099 kişinin %24’ü siyahi (Siyahiler bugün ABD popülasyonunun yalnızca %13’ü). Buna karşılık Simon Fraser Üniversitesi’nde yapılan araştırmalar siyahilerin polisler tarafından öldürülme olasılıklarının beyazlara oranla üç kat daha fazla olduğunu gösteriyor.

Türkiye’nin en çok polis şiddetine tanıklık ettiği yıllardan biri ise kuşkusuz 2013. Polisler tarafından 2013 yılında 27 kişi yaşamını yitirdi ve bu olayların hemen hemen hepsi Gezi Olayları sırasında gerçekleşti. 2013 yılında polislere yöneltilen eleştirilere karşın hükümet polislere destek çıkmıştı. Ethem Sarısülük’ü vuran polis, tüm kanıtlar ve görüntülere rağmen tutuksuz yargılandıktan sonra yalnızca 15 bin 200 lira para cezası ile cezalandırılmıştı. İnsan canına kast etmenin bedeli bu mu olmalıydı?

İnsan Hakları İzleme Örgütü 12 yıl önce Türkiye’ye yönelik yayınladığı raporda “polisin vatandaşlara şiddet uygulamasında artış olduğunu” belirtmişti ve artan şiddet eğiliminin “Türk hükümetinin orantısız güce karşı hesap sormamasıyla bağlantılı olduğunu” vurgulamıştı. “Adalete Karşı Safları Sıkılaştırmak - Polis Şiddetiyle Mücadele Önündeki Engeller” adlı 80 sayfalık raporda, 2007 ve 2008 yılları arası yaşanan 28 polis şiddetinin gerçekleştiği olaylar belgelenmiş, soruşturulma süreçleri ele alınmıştı. Raporda, “ölümle veya yaralanmayla sonuçlanan silahlı saldırı, göstericilere kötü muamele, orantısız güç kullanımı ve kimlik kontrolleri sırasında gerçekleşen kötü muamelelerin gerçekleştiği” olaylar yer alıyordu. Polislere karşı suç duyurusunda bulunanlar ise sıklıklıkla “polise görevini yaptırmamak için direnme” suçuyla yargılanıyorlardı.

Bu rapor üzerine, İnsan Hakları İzleme Örgütü Başkanı Kenneth Roth, "Türkiye, polisin her an silahını çekebileceği ve şiddet kullanabileceğine dair algısıyla mücadele etmelidir" uyarısında bulunarak, bunun da "ancak ceza yargı sisteminin polisi bu tür ağır suçlar işlediğinde sorumlu tutmasıyla mümkün olabileceğini” söylemişti.

Günümüzde ABD’de yer alan ırkçılık karşıtı protestolarda gerçekleşen polis şiddeti görüntülerine sosyal medyada her gün bir yenisi eklenmekte. Geçtiğimiz günlerde Buffalo’da eylemler sırasında yaşlı bir adamı tartaklama görüntüleri ortaya çıkan iki polis görevden uzaklaştırma aldı. Yine Gezi Parkı protestoları sırasında, Antalya’da 25 yaşındaki Erdem Kara’ya uygulanan şiddetin ortaya çıkan video kaydı, bugün Buffalo’dan gelen görüntülerin bir benzeriydi. Erdem Kara’ya orantısız güç uygulayan 6 polisten biri olan B.A., "Görüntüleri izleyince ben bile kendi halime şaşırdım" ifadelerinde bulunmuştu. Peki o zamandan bu zamana Türkiye neleri değiştirdi?

Avrupa Birliği ülkelerinde geçtiğimiz 10 yılda polis ve jandarma sayısı düşerken, Türkiye’de polis sayısında %36 artış söz konusu. Türkiye’de 185 kişiye bir polis düşerken, Avrupa Birliğinde 314 kişiye bir polis düşmekte. Emniyet Genel Müdürlüğü'nün Aralık 2007 itibariyle “Emniyet Hizmetleri sınıfında” yer alan personel sayısı 187 bin 510 iken, 2018’de bu rakam 255 bin 974 olarak kaydedildi. Polislerin sayısı artarken, yargı önündeki duruşları karşısında bir değişim gözlenmemekte.

Türkiye’de bugün polislere karşı açılan davalar yavaş ilerliyor ve cezalar hafif kalarak caydırıcı olmaktan uzaklaşıyor. Hükümet kendi ülkesinde polis şiddetine destek çıkarken, yabancı ülkelerde meydana gelen benzeri olayları ise kınıyor. Daha geçtiğimiz ay bir genç, sokağa çıkma yasağı esnasında sokağa çıktığı gerekçesiyle polis kurşunuyla can vermedi mi? On yılı aşkın süredir yapılan uyarılara karşı kayıtsız kalan Türkiye, bir adım atmazsa bu haberlerin ardı sırasının kesilmeyeceğini ve “üniformanın” cinayeti meşru kılmadığını fark etmeli.

Tablo bu iken, şimdi de devreye “Bekçiler sokuldu” ve “silah kullanma dahil” polisin bir çok yetkisi de onlara verildi.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 1 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Ruhi ÖZCAN

14.06.2020 - 00:38
Olayları irdeleyişin ve ilişkilendirişin harika .
Diğer Yazarlar

Günlük Burç Yorumları Aşk 15 Temmuz 2020 Çarşamba. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları Aşk 14 Temmuz 2020 Salı. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları Aşk 13 Temmuz 2020 Pazartesi. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Yazarlar
Website Security Test