Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

İK’da SARS-coV-2 paradigması ve sağlık

12.6.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

CoVid19 Pandemisi, iş dünyasında kalıcı olması muhtemel değişiklikleri de beraberinde getirdi. İlk aşamada turizm, lokanta, hotel, eğlence ve kültür sektörü, yılın ilk iki çeyreğinde %90’a varan bir gelir azalması ile karşılaşırken sağlık, enerji ve telekomünikasyon sektörleri olumsuz etkilenmemiş görünüyor. Mobilya ve giyim de ise %40’a varan daralmalar mevcut. Elbette şirketler ve onların paydaşları da, gerek ürün gamlarında gerekse hizmet ve iş yapış şekillerinde, müşterilerinin ihtiyaç ve beklentilerine uygun olarak hızlı, sürdürülebilir ve bir ölçüde de esnek modelleri büyük bir hızla hayata geçirdiler. Dünyadaki tüm sektörler, özellikle son yıllarda 4.0 şeklinde dile getirilen endüstriyel yapının dijitalleşme desteğinde ‘yeni normal’ olarak bağımsız ve online bir yapıya evrilmesini, üç ay gibi bir kısa sürede şahit oldu. Her kurumun özelliklerine bağlı olarak değişiklikler olmakla birlikte dijitalleşmenin yanısıra, karar alma süreçlerinde kurumsal hiyerarşilerin de farklılaştığı, rol ve görev tanımlamaların güncellendiği, çalışan tipolojisi bağlamında unvanların değil kişisel yetkinliklerin, şirket hedeflerine odaklanılması bağlamında duygu ortak zeminine önem verildiği gözlendi. Parttime ya da esnek çalışma içinde, normal mesailer yok olurken geliştirilen aplikasyonlarla daha sıkı ilişki ağlarının kurgulandığı ironik bir sürece şahit olundu.

Liderlikte liyakat ve vizyoner kimlik, tüm çalışanları ortak hedefe kilitlerken tüm çalışanların aynı duygu ile bütünleşmesinin sağlanılmasını da vazgeçilmez kıldı. Negatif bir ayrımcılığa (!) tabii olan çok odaklı, keşif öncelikli ama ham projelerinde defaatle başarısız olmuş çalışan grubunun cesaretlendirildiği bir dönem de kayıtlara geçti. Dinamik, öğrenmeye açık, dijital platformlara hakim bir yetkinlikteki çalışanlardan oluşan bir ekibin, diğer aranan özellikler içinde ön plana geçtiğini gördük. Artık iş öncelik ve hedefleri sade, hizmet odaklı, dinamik, çalışan ve müşteri kitlesini can kulağı ile dinleyen, önceleri de vurgulanmakla birlikte daha da insan odaklı ama duygusallık ile dijital iletişimi yoğunlaştırmış bir yapı ile karşı karşıya kaldık, pandemi boyunca. Hep yanlış bir şekilde vurgulanan sosyal izolasyon kavramı, doğrusu olan fizik mesafe boyutlarına indirgenirken, çalışanları ile geliştirdikleri mobil applikasyonlar üzerinden hiç olmadığı kadar yoğun iletişim kuran bir yapı şekillendi.

İlginç bir şekilde, küresel boyutta ulaşım ya da ülkesel bazda sokağa çıkma kısıtlamaları şeklinde, salgına bağlı otoriter yasaklar ortaya çıkarken, şirketlerin iç yönetişimlerinde, demokrasinin arttığı ve iş süreçlerinin dikey hiyararşi yerine yatay karar alma yöntemlerine evrildiği bir model de bu dönemin artıları olarak kaydedildi.

İK süreçleri doğası gereği gelişim ve dönüşümü bünyesinde barındırır. Zaten hangi sektör, ürün ve hizmetlerinde hedef kitlesindeki bireylerin memnuniyetinden ayrıştırılarak ayakta kalabilir ki? Samimi geri bildirimler, çalışanlar ve müşteriler bağlamında hala şirketlere yön veren dinamikler.

Pandemi de, şirketler, çalışanlarının bireysel sağ kalma kaygısı ve kurum varlıklarının sürdürülebilirliği noktasına yoğunlaştılar. Ama her kriz kendi kurallarını da dikte ettirir! Biobusiness şeklinde ifade edilebilecek tıbbi terminolojinin her sektöre adapte edildiği dijital iş modellemeleri ortaya çıktı. Liderin ulaşılabilir olanı, hiyerarşinin yatayı ve işin antiviral ortamı istenilir oldu.

Görünen, başarılı şirketlerin pandemi ile ortaya çıkan değişikliklere hızla adapte olduğu, etik kurallardan ödün vermeden bilimsellikten yana tavırlarını olagelenden daha yoğun öne çıkardıkları, dayanışma ve kurumsal sosyal sorumluluklara odaklandıkları bir dönemden geçtiğimiz, dolaylı olarak da İK politikalarına yön verecek ana unsur standart gereklilikler dışında insan yaşam kalitesini arttıracak küresel sağlık sorunlarının çözümünde artı değer kazandıracak çalışan profiline ihtiyacın artacağı. Nitekim Küresel yatırım dünyasının duayenlerinden Warren Buffet de aradığı çalışan profilini değişimi algılayan, farklılaşan, risk alan, gelecek planlamasını yeni fırsatlar oluşturma beceri ile genişletenlerden yana kullanıyor!

Sağlık sektörü ise, verilerin anonimleştiği, yapay zeka ve makine öğrenmesi ile tanı ve takip sürecinin hızlandığı, tüm tetkik cihazlarının entegre edildiği, hasta hekim iletişiminin online realtime olduğu, uzaktan erişimli tıbbi sistemler ve teletıp uygulamaları ile mesafelerin ortadan kalktığı bir noktaya evrildi. Artıksektör, tıp doktorluğundan ziyade tıp mühendisliğine geçiş için geri sayım yapmakta!

Sonuçta, pandemi, hastalık ve ölümlerle küresel bir tahribatı geride bırakırken, tüm sektörleri etkileyecek şekilde bilime ilginin arttığı ve sağlık çalışanlarına yönelik saygının yükseldiği bir algı formasyonunu da yapılandırdı. Şirketlerin demokratikleştiği, ülkelerin otoriterleştiği, dijital platformda uzaktan çalışma ve yapay zeka kullanımının arttığı ancak küresel ölçekli ekonomik durgunluğun yaşandığı 2020’ler dünyasına hoş geldiniz!

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test