Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Enerji güvenliği ve jeopolitikte yeni bir anlayış gereği

19.6.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Önümüzdeki dönemde küresel ligde rekabet edebilmenin, süratli ve sürdürülebilir kalkınmayı sağlamanın enerji ikmalini kesintisiz, temiz, çeşitli kaynaklardan ve mümkün olduğunca uygun fiyatlarda temin etmekten geçtiğini hepimiz tartışmasız kabul ediyoruz.

Yaşadığımız temel güç kaymalarının doğrudan sonucu olarak küresel enerji dengeleri de kökünden sarsılıyor, yeni bir dünya enerji ve jeopolitik düzeninin yükselişine tanıklık ediyoruz.

*

Ekonomi, enerji, coğrafya ve politika, birbirinden ayrılmaz, yapışık ikiz kardeşler gibi. Enerjinin üretildiği, bol olduğu coğrafi mekandan tüketildiği, kit olduğu coğrafi mekana taşınması sürecinde ortaya çıkıyor, çoğu zaman gerginliklere, menfaat çatışmalarına sebep olarak.

Kömürde de öyle oldu, petrolde de, artan ölçüde doğal gazda ve şimdi de yenilenebilirde, şu ve gıda dahil diğer stratejik doğal kaynaklarda, teknolojide, finansmanda jeopolitika ülkelerin ekonomilerini, güvenliğini temelden etkiliyor, yeni bir jeopolitik anlayışı beliriyor.

*

Enerji güvenliğinin artık klasik ikmal güvenliği kaygısının ötesinde görülmesi, yeni boyutlarından dahil edilmesi, gerektiğini düşünüyorum. Bu çerçevede, bizim için de kritik bir milli güvenlik konusu olan dışa göbeğinden bağımlı enerjide şu temel saç ayaklarının hesaba katılması gerekiyor:

Mümkün olduğunca ülke içi enerji üretimini arttırmak temel hedef ama iç üretim maliyeti uluslararası piyasalardaki fiyattan çok yüksek ise dışarıdan ucuza almaya, depolamaya devam etmek;

Stratejik rezervleri kriz zamanları için tutmak, fiyatların düşük olduğu dönemde alım için hem ülke içi hem de ülke dışında kiralanacak depoları kullanmak;

Başta yenilenebilire ağırlık vermek olmak üzere yakıt türlerini ve kaynak ülkeleri çeşitlendirmek ki tüm yumurtalar aynı sepette olmasın;

İnşaatlarda, taşıtlarda, sanayi kuruluşlarında, tarımda hala geniş potansiyel olan enerji verimliliğini iyileştirmek, talep yönetimini güçlendirmek;

Hem yeni enerjilerde hem de verimlilik arttırmada teknolojiyi - özellikle de yapay zekayı, otomasyonu - yoğun şekilde kullanmak, siber güvenlikte olası saldırılara karşı hazırlanmak, gerçek anlamda ARGE faaliyetlerine kaynak ayırmak;

Yurtdışında petrol, doğal gaz sahalarına, elektrik santrallerine, iletişim hatlarına özel-kamu ortaklıkları şeklinde yatırım yapmak (tamamını almasanız da en azında iştirak yatırımı olarak pay sahibi olarak); aynı zamanda iç üretim için ülkedeki yatırımcıları da korumak, teşvik etmek;

Enerji ticaretinde sözleşmelerin akıllıca, esnek ve uzun vadeye bağlanmayacak, rekabet gücümüzü arttıracak şekilde müzakere etmek, “ticari sır” gerekçesinin arkasına sığınmadan mümkün olan en geniş şeffaflığı sağlamak, bölge enerji ticareti ve finansmanında da söz sahibi olmak;

Her zaman karşımıza çıkacak olan iklim değişikliği ve yerel çevre sorunlarını her kararda, politikada samimiyetle dikkate almak, bu alandaki teknolojilerde öncü rol oynamak;

Çevremizdeki coğrafyada dış politika ve güvenlik ile enerji politikaları arasında uyumu sağlamak, çelişkileri azaltmak, askeri kaslar kullanmayı en son seçenek olarak saklamak, büyük güç olmanın gereği olarak kimseye küsmeden her başkent ve güç odağı ile iletişim hatlarını açık tutmak, “kazan-kazan” çözümler üretmek;

Ülke içinde kamu ve özel enerji kuruluşları, farklı politika alanları arasındaki eşgüdümü, yönetimi iyileştirmek, insan sermayesinin zenginleştirilmesine, kurumsal yönetişimin iyileştirilmesine hız vermek;

*

Çevremizde bu prensiplerin tatbik edileceği son derece çetin enerji güvenliği ve jeeöpolitik meydan okumaları var.

En acil olarak bugün satranç tahtasında çok sayıda bölgesel ve bölge dışı ülkenin yer aldığı, önemli ölçüde yalnızlaştığımız Doğu Akdeniz gündemdeki yerini koruyor.

Libya’daki BM tarafından tanınan Sarraj hükümeti ile imzalanan deniz sınırı ve güvenlik işbirliği anlaşması önemli bir avantaj sağladı ama başka karşı hamleleri de tetikledi. Hafter kuvvetlerini destekleyen Rusya, Mısır, BAE, Suudi Arabistan ile gerginlik tırmanıyor. Yunanistan ile İtalya arasında münhasır ekonomik bölge anlaşması imzalandı. ABD’nin Ege’deki Yunanistan ile ortak donanma üsleri ve tatbikatları bir mesaj olarak algılanabilir.

*

Doğu Akdeniz’in yanısıra bizi yakından ilgilendiren şu başlıkları da stratejistlerimizin hiç gözden kaçırmaması, bizim The Bosphorus Energy Club’ta yapmaya çalıştığımız gibi üzerinde çalışıp hükümet ve işdünyası liderlerine seçenekli politika tavsiyeleri sunmaları gerekiyor:

- Rusya ile asimetrik olan, menfaat dengesinin iyi kurulamadığı ilişkinin geleceğinde enerjinin nasıl bir rol oynayacağının belirlenmesi, enerji ticaretinin “kazan-kazan” bir çerçeveye oturtulması, Hazar, Karadeniz ve Akdeniz’de işbirliğinin temellerinin yeniden şekillendirilmesi.

- Rus enerji devi Rosneft’in petrolden sonra doğal gazda da gücünü her geçen gün pekiştirdiği Irak Kürt Yönetim Bölgesi'nin enerjisinde neden geride kaldığımız, önümüzdeki dönemde ticari menfaatler, yeniden imar, Kürt sorunu ve terör dahil değişik öncelikler ile de doğrudan bağlantılı enerji alanında neler yapmamız gerektiği.

- Yaşanmakta olan talep ve fiyat düşmesi ortamında Orta Asya ve Hazar enerji görünümünün nasıl değişeceği, sosyal ve siyasi huzursuzlukların giderilmesine katkı sağlanması, Türkiye’ye yeni roller tanımlanıp tanımlanmayacağı, Karadeniz, Gürcistan, Ukrayna ve Hazar’daki jeopolitik sorunların nasıl aşılabileceği, bölgede yeni bir aktör olarak Çin ile Kuşak ve Yol girişimi çerçevesinde ortaklaşa neler yapılabileceği.

- Avrupa Birliği’nin “Green Deal”ının Türkiye ile işbirliği ve ortaklıklara yansıması, enerji ve iklim değişikliğinde daha yakın çalışılması gereği, yakın zamanda gerçekleşmesi mümkün olmayan tam üyelik hedefi ile pratik işbirliği alanlarının ayrıştırılması, Akdeniz, Karadeniz, Ege ve Hazar’da AB’nin daha nötr bir mecraya çekilmesi.

- ABD’nin “Küresel Enerji Hükümranlığı” stratejisi, LNG ticaretinin arka planı, bölgede Washington ile pozisyonların yakınlaştırılması için yeni yaklaşımlar geliştirilmesi.

- Ortadoğu ve Körfez'de halk ile rejimler arasındaki sosyal sözleşmenin sona ermekte olduğunun bilincinde enerji, ticaret ve inşaat sektörlerinde öneriler geliştirilmesi, Türkiye karşıtı Suudi Arabistan-Mısır-BAE cephesinin etkisiz kılınması için yeni adımlar atılması, İran ile enerji ortaklığının Hazar, Suriye ve Irak’taki bölgesel üstünlük çekişmesi ile bağlantılı olarak gözden geçirilmesi.

*

Şuna kuvvetle inanıyorum ki, Türkiye, hamasi söylemlerden uzaklaşıp menfaatlerini bu prensipler çerçevesinde gerçekçi bir şekilde yeniden tanımlayarak, akıllı bir strateji ve liderlik ile halen şekillenmekte olan yeni küresel enerji ve jeopolitik düzeninin bölgesel baş oyuncularından birisi olabilir.

Siyasi irade varsa gerisi hiç de zor değil.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Yazarlar

Günlük Burç Yorumları Aşk 15 Temmuz 2020 Çarşamba. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları Aşk 14 Temmuz 2020 Salı. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları Aşk 13 Temmuz 2020 Pazartesi. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Yazarlar
Website Security Test