Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Murat Kışlalı; ''Anketler, sandık sonuçlarını yansıtmayabilir!..''

19.6.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Gazeteci Yazar Murat Kışlalı, GÖZLEM’in haftanın gündeminde olan konularla ilgili sorularını yanıtladı. İşte görüşleri…

GÖZLEM– Siz anket sonuçlarına “ihtiyatlı” yaklaşsanız da, art arda ve seçim sonuçlarını tahminde çok yanılmamış” şirketlerin kamuoyu yoklamaları “Erdoğan ve AKP için risk dolu rakamları” ortaya koyuyor. Avrazya Kamuoyu Araştırmaları Merkezi’nin yaptığı son yoklamada, * AKP yüzde 35 seviyelerinde, * CHP yüzde 28 civarında görünüyor. * İYİ Parti ilk kez 12'nin üstüne çıktı, * HDP ise yüzde 12. * MHP yüzde 7.5'in da altına inerek, yüzde 7 seviyelerine geriledi. * DEVA Partisi (Ali Babacan) yüzde 3, Gelecek Partisi (Ahmet Davutoğlu) de yüzde 2.5 düzeyinde. * Saadet Partisi de yüzde 0.2 seviyesinde. Görüşünüz?

K– Son dönemde kamuoyu yoklamalarında AKP’ye ilginin ciddi biçimde düşmesine neden olmuş olabilecek en önemli gelişme, salgında normalleşme sonrası artan vaka sayıları olabilir. Benim düşüncem “Coronavirüs salgınını nispeten başarılı yönetildiği algısının” en azından AKP’nin kendi tabanında oturmuş olmasıydı. Ama artan vakalarla beraber, salgının etkisiyle gelirlerinden olan vatandaşların çokluğu, özel sektörün üretim ve satışlarının ciddi biçimde düşmesi, döviz sorunu ve tüm bunların ekonomiyi daha da kötüye götüreceği beklentisi kamuoyu yoklamalarına yansımış gözüküyor. Deva ile Gelecek Partilerinin genel başkanlarının, biraz da siyaset sahnesine yeni girmiş olmaları itibarıyla çok ilgi görmesi, bu partilerin oy oranlarını açıklayabilir. Ancak olası bir seçimde, eğer CHP ve İyi Parti ile bir şekilde, kısmi de olsa bir ittifakın içinde olmazlarsa, bu partilere bu derecede yüksek ilgi olacağını sanmıyorum. CHP’deki artışı büyükşehir belediyelerindeki başarısına bağlamak mümkün. Bu çok önemli çünkü “CHP yönetemez” algısını değiştiriyor. HDP’nin oyu her şekilde yüzde 10-12 aralığında. Ancak İyi Parti ile MHP arasındaki farkın, özellikle MHP’nin iktidarın sağladığı ranttan iyice yararlanmaya başladığı bir dönemde bu kadar açılmış olabileceğine pek ikna olamıyorum.

GÖZLEM– Cumhurbaşkanlığı seçimi için daha “ilginç” bir tablo verdi, aynı şirket; “Çatı adayı olarak ‘Ekrem İmamoğlu ve Tayyip Erdoğan yarışsa, kime oy verirsiniz’ diye sorduk. İmamoğlu, Erdoğan'a 6.5 puan kadar fark attı. Bir de ‘Her parti kendi cumhurbaşkanı adayını çıkarsa ve ikinci tura kalsa’ diye sorduk. Bu kez de İmamoğlu, Erdoğan'ın 5.5 puan önünde. Mansur Yavaş ise, Erdoğan ile başa baş gidiyor. Erdoğan yalnızca 0.2 önde.” Ne diyorsunuz?..

K– Kamuoyu yoklamaları seçmenin sandığa gidip oy verdiği anda yaptığı tercihi her zaman yansıtmayabilir. Özellikle böyle olağanüstü zamanlardan geçerken. Ekrem İmamoğlu Anadolu’da daha ne kadar tanınıyor, şüpheliyim. İş Cumhurbaşkanı’nı seçmeye geldiğinde verilecek oylar bir anda değişebilir. Üstelik seçim dönemlerinde iktidarlar, hele bu iktidar, oyları lehine çevirmek için devletin bütün imkânlarını kullanacaktır. Ama tabii ki bu sonuçlar, uzun zamandır Tayyip Erdoğan’a karşı bir alternatif üretemeyen Türkiye için çok önemli gelişme. Ancak tablonun bu şekilde bir sonuç vermesi, bana göre yeni Cumhurbaşkanı’nın İmamoğlu olacağından çok, yakın dönemde bir seçime gidilmeyeceğini gösterir.

GÖZLEM– Birdenbire Kuzey Irak’a “hava harekatına kara harekatı” da eklendi. Libya iç savaşında, BM’nin tanıdığı hükümete “askeri destekten, önderliğe geçilmiş olduğunun işaretleri, açıklamaları” gündeme oturdu. Bu tabloyu, “kamuoyu nezdinde prestij kazanma ve bir erken seçime şanslı girme çabası” gibi yorumlayanlar da var; Siz ne düşünüyorsunuz?..

K– Kesinlikle bir nedeninin gündem değiştirmek olduğunu düşünüyorum. Ekonomi kötü gidiyor. Salgının etkileriyle düze çıkmak iyice vakit alacak. Dış siyasette de riskli, çetrefilli yollardan geçiliyor. Elle tutulur karşılık almayacak bir operasyon muhakkak gündemi değiştirir ve Erdoğan’ın puanını yükseltir. Ancak bu harekâtın ardında başka nedenlerin de olduğu anlaşılıyor. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan 8 Haziran’da ABD Başkanı Trump ile görüştü ve “Yaptığımız görüşmede bazı mutabakatlarımız oldu” dedi. Türkiye Libya’daki pozisyonunu ABD’yi yanına çekerek güçlendirmek istiyor, ABD de Türkiye’yi Rusya ile karşı karşıya bırakmak istiyor. Suriye ve Irak’ta ise ABD’nin Kürt tarafları konsolide edip destekleme politikası tam hızıyla devam ediyor. Durum böyleyken Türkiye’nin, ABD’nin haberi olmadan Pençe – Kaplan Operasyonu’na girişmesi düşünülemez. Acaba bunun karşılığında ABD’ye burada da bazı ödünler mi verilecek?

GÖZLEM– Operasyonun başarılı olması durumunda hükümet erken seçime gidebilir mi?

K– Erken seçimden kastınız yakın gelecek, örneğin önümüzdeki birkaç ay ise, buna olasılık vermiyorum. Sadece ekonomi kötü gitmiyor, Hükümet şimdi de ekonomik kaynak yaratmak için çalışanların kıdem tazminatını bir fonda toplamaya yönelik bir girişim başlattı. Hem işçi kesimleri, hem de özel sektör istemediği halde, Erdoğan geri adım atmadı. Dolayısıyla buradaki önceliğin olası oy kaybı pahasına ekonomiyi kurtarmak olduğu anlaşılıyor. Erdoğan’ın zamana ihtiyacı var. Ayrıca hafta içinde MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile yaptıkları görüşmede de, Deva ve Gelecek partilerinin seçime girememesi için yapmak istedikleri yasal düzenlemelerin sonbahara kalmış olabileceği izlenimi ortaya çıktı. Bu partilerin önünü kesmeden de seçime gitme olasılığını düşük buluyorum. Öte yandan, normal seçimler 2023 Haziran’ında olacak. Seçime 2021’de veya 2022’de gidilebilir mi? Böyle bir ihtimal tabii ki her zaman var. Erdoğan seçmenin durumunu iyi okuyan bir siyasetçi. Ortamı uygun görürse 2023’e kadar beklemeyebilir.

GÖZLEM– Durmadan TÜİK Bölge Müdürleri dahil üst düzey yöneticileri, valiler, emniyet müdürleri, son olarak da savcıların, hakimlerin yerleri  değiştiriliyor; nasıl yorumluyorsunuz, Sizce neden?..

K– Türkiye İstatistik Kurumu artık iktidarın propaganda aracı haline geldi. TÜİK’teki son değişikliklerin, bu propaganda kurumunun yeterince iyi çalışmadığını düşünen iktidarca bizzat organize edildiği ve kurumun bu “işlevini” daha iyi(!) yapmaya dönük bir kadrolaşma hareketi olduğu anlaşılıyor. Öte yandan, göreve getirilen son valiler arasında İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun en azından 9 bürokratının olması, yine Erdoğan’ın damadı Hazine Bakanı Berat Albayrak’a yakınlığıyla bilinen İstanbul Emniyet Müdürü’nün görevden alınıp yerine kendi istediği ismin atanması, Soylu’nun, müçadele içinde olduğu Albayrak’a karşı bir galibiyet aldığını gösteriyor. Bu önemli bir gelişme çünkü aynı başarıyı Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’ün yine hafta içinde yapılan son hâkim atamalarında gerçekleştiremedi ve kendisine karşı algı operasyonu düzenleyen FETÖ etkisindeki İstanbul grubunu dağıtamadı.

GÖZLEM– Gelecek Partisi Lideri Ahmet Davutoğlu “Başbakanken ihalelerde nelerin döndüğünü gördüm, müdahale edecektik, parti içi darbe oldu” dedi. Yani parti başkanlığından alındığını işaret etti. Davutoğlu daha önce de benzer cümleler söylemiş ama, “gerisini” getirmemişti. Ne yapmak istiyor Davutoğlu ve neden “ima ettiklerini” açık açık anlatmıyor?

K– Bir nedeni, kendisinin de sonuçta AKP iktidarında çok önemli görevlerde bulunmuş bir kişi olarak, “sorumlu” olmasındandır. Ayrıca elinde bildiklerini veya duyduklarını kanıtlayacak belgelerin bulunduğunu sanmıyorum. Öyle olsaydı, en azından başına büyük bir iş aşmayacak nitelikte olan “ihalelerden” bir, iki tanesini açığa çıkarabilir, puan toplayabilirdi.

GÖZLEM– Fenerbahçe’nin durumu, hem ekonomik, hem sportif, hem de idari bakımdan içler acısı. Büyük ümit ve vaatlerle iş başına gelen Ali Koç, hayal kırıklığıyla dolu bir tünelde ışık arıyor. Bu arada Ali Koç – Nihat Özdemir savaşı da çıktı ve kulübün “başkan vekilliği dahil” 17 yıl yöneticiliğini yapmış olan Fenerbahçelilerin “Nihat Abisi” Disiplin Kuruluna hem de “ihraç talebi ile verilince” istifa etti. Fenerbahçe bu ağır krizden nasıl kurtulabilir?

K– Ali Koç, çağdaş, bilgili ve lider bir yönetici kimliğiyle göreve geldiğinde, Türk futbolunun iyiliğini isteyen, Fenerbahçe’nin rakipleri de dahil pek çok kesim bu durumdan son derece memnun olmuştu. Ben de Fenerbahçe’ye farklı bir yönetim tarzı getireceğini düşünüyordum ama önceki başkan Aziz Yıldırım’dan çok da farklı olmayan bir üslupla karşılaştık. Beni Fenerbahçe’nin içinde bulunduğu kötü durumdan çok, Ali Koç’un kavgacı, kutuplaştırıcı yönetim tarzı düşündürüyor. Belki üstlendikleri görev, içinde bulundukları şartlar bir şekilde başkanları buna yönlendiriyordur, içinde olmadığım için bilemiyorum. Görevde kalıp aceleci olmadan, ama bilimsel bir şekilde, 5 yıl sonrasının Fenerbahçe’sini oluşturacak bir altyapı kurması gerekir. Bence Türk bir antrenör ile, zaman içinde çok kritik bölgeler hariç çoğunluğu Türklerden oluşan bir kadro, belli bir süre birlikte oynadıktan sonra başarıyı yakalayacaktır. Tabii başarının birkaç aylık vade ile ölçüldüğü Türk futbolunda bu size “saf” bir yaklaşım olarak gelebilir ama Türkiye’de de artık teknik kadronun başarılı ve uzun dönemde istikrarlı olması için kısa vadeli beklentilerin düşürülmesi ve taraftarın sabrının vadesinin uzatılması şart. Ali Koç bunu gerçekleştirebilir mi bilemiyorum, ama en iyi şansı bu.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Yazarlar

İstanbul'da yapıldığı belirtilen bir sokak röportajında konuşan Almancı çift sosyal medyada büyük paylaşım aldı. Ekşi Sözlük ve Twitter'da binlerce etkileşim alan vide...

Günlük Burç Yorumları Aşk 25 Eylül 2020 Cuma. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları Aşk 24 Eylül 2020 Perşembe. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları Aşk 23 Eylül 2020 Çarşamba. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları Aşk 22 Eylül 2020 Salı. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları Aşk 21 Eylül 2020 Pazartesi. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Yazarlar
Website Security Test