Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Adalet birimiz değil, hepimiz için!

19.6.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

4 Mayıs tarihi, Meksika, Guadalajara yakınlarında bir kasabada polis, Giovanni Lopez adında 30 yaşlarında bir duvar ustasını tutuklamıştı. Neden tutuklandığı belirsizdi. Ertesi sabah ailesi Lopez’i ölü halde yakınlarda bir hastanede buldu. Lopez’in ismi tüm dünyada duyulmadı ve hiç bir siyasetçi ismini anmadı.

Christian Lopez, erkek kardeşinin tutuklanmasını video kamera ile çekmişti. Fakat önce sessiz kalmayı tercih etti. Sonradan ortaya çıktı ki meğer belediye başkanının adamları kendisini ailesini öldürmekle tehdit etmişlerdi. Fakat kısa süre sonra George Floyd’un ölümü ve beraberinde gelen ırkçılık ve polis karşıtı protestolar patlak verince, “Aynısı benim de kardeşimin başına geldi” diye düşünerek basın açıklaması yapmaya karar verdi. 1 Haziran’da tüm ülke kardeşinin başına gelenleri biliyordu.

Kısa süre sonra Giovanni’yi tutuklayan polis sorgu altına alındı. Basın açıklamasından hemen sonra başlayan protestolar 4 Haziran’da şiddetli bir hal aldı. Giovanni’nin ölümüyle ilişkili diğer 3 polis de çok geçmeden tutuklandı. Belediye başkanı hakkında da soruşturma açıldı. Protestolar kısa sürede Tijuana ve Veracruz şehirlerine yayıldı. Giovanni’nin isminin yanına polis şiddetine kurban giden başka isimlerde ekleniyordu.

George Floyd’un ölümü tüm dünyada birçok protestoyu alevlendirdi. Neden bir başka benzer olayın değil de Floyd’un ölümünün bu protestolara öncü olduğuna karar vermek zor. Elbet Floyd bir Amerikalı ve dünya Amerika’ya Meksika veya bir başka ülkeden daha fazla dikkat veriyor. Floyd’un ölümünün detaylı bir şekilde videoya alınmış olmasının da etkisi büyük elbet. Floyd’un öldürülmesi birçok insanın Coronavirüs sebebiyle evlerde karantinaya alındığı ve tedirgin oldukları bir zamana denk geldi. Karantinalar ayaklanmaların hızla yayılmasında oldukça etkili oldu.

Fakat burada dikkate almamız gereken önemli nokta, dünya genelinde artan polis şiddeti ve azınlıkların her yerde ötekileştirilmekten ve ırkçılığa maruz kalmaktan korkmaları. Floyd’un kaderinin birçok millet in vicdanında da yankı bulmasının en büyük sebebi bu. Nasıl farklı ülkelerden bir sürü kadın “Me Too (Ben de)” hareketine deneyimleri her ne kadar farklı boyutlarda olsa da katıldıysa ve cinsiyetçiliğe karşı bir oldularsa, “Black Lives Matter” (Siyahi hayatları önemlidir) hareketine de insanlar aynı şekilde destek verdi ve tek yürek oldular.

En basitinden bireyler, polislerin korumaya yemin ettikleri insanları öldürmelerine duydukları antipatiyi dile getirdi. Her on cinayetten dokuzunun cezasız kaldığı Meksika’da insanlar bu duygularla sokaklara döküldüler. Ülkenin en üzücü ve çözülememiş olayı olan 43 öğretmenin 2014 yılında Ayotzinapa’da öldürülmesinin sorumlularının da uyuşturucu çetelerinden para alan polisler olduğu düşünülüyor.

Protestolardaki öfkenin bir kısmı da ABD’ye yöneltiliyor. İspanya’dan Güney Afrika’ya ABD elçilikleri önünde protestolar devam ediyor. Ghana Devlet Başkanı Nana Akufo-Addo “Dünya genelindeki tüm siyahiler şoke ve perişan olmuş durumda” diye tweetledi. Güney Afrika Cumhurbaşkanı Cyril Ramaphosa da “George Floyd’un öldürülmesi hepimizde derin yaraları açtı” açıklaması yaptı.

Bu sözlere tüm protestocular katılacaktır. Fakat şunu unutmamalıyız, dünya genelinde neredeyse tüm liderler Minnesota’da yaşanan olayı kınasa da, kendi ülkelerinde benzer olaylara ses çıkarmıyorlar, hatta polisi savunanlar da var. ABD polisi bugün diğer tüm gelişmiş demokrasili ülkelerden daha fazla insan öldürüyor. Fakat gelişmekte olan ülkelerdeki polisler daha ölümcül. Bu tablo, protestoların aynı zamanda yerel polisi de hedef aldığına bir işaret.

Öte yandan, Avrupalılar ırkçılığa bazen ses çıkarırken kimi zaman sessiz kalmayı tercih ediyor. Her ne kadar Avrupalı polisler Amerikalı polislere kıyasla çok daha az insan öldürseler de, istatistikler kendilerinin ölme şansının da daha düşük olduğunu göstermekte. Geçen yıl Amerika’da, çoğu vurularak, 48 polis öldü, İngiltere’de ise yalnızca bir.

Anketler Avrupalıların her ne kadar kendilerini ırkçı görmeseler de, Amerikalılara kıyasla daha milliyetçi olduklarını gösteriyor. “Başka ırktan komşu istemem” diyenlerin sayısı Almanya’da Amerika’da olduğundan çok daha fazla.

Etnik kimlik sorgulama, çoğu ülkede yasa dışı olsa da oldukça sık rastlanan bir durum. Azınlık grupların üyeleri yolda sıklıkla durdurulup kimlik sorgusuna tabi tutuluyor. Çoğu polis, bir vatandaşı durdururken ırkına dikkat ettiğini itiraf ediyor. Etnik profilleme çoğu insanı dezavantajlı bir konuma sokarak haksız yere mimlenmelerine yol açıyor.

En acısı, çoğu insanın bu tabloyu umursamıyor olması. 2017’de yapılan bir ankete göre Almanların üçte ikisi etnik kimliğe bakılmasında sakınca görmüyor. Norveç’te yaşayan Hindistan doğumlu İngiliz vatandaşı Sony Kapoor’a göre ise bu durumun en kötü yanı “Avrupalıların Amerikalılar kadar ırkçı olmadığını iddia edip sorumluluk üstlenmemesi.”

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test