Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Murat Kışlalı: ''Suçlayıcı, dışlayıcı, kutuplaştırıcı bir strateji izleniyor''

26.6.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Gazeteci - Yazar Murat Kışlalı, GÖZLEM’ in gündemdeki sorularını cevapladı.

GÖZLEM– Anketler, Ali Babacan’ın ve Ahmet Davutoğlu’nun kurduğu partilerin AKP tabanından “önemli bir pay almaya başladığını” gösteriyor. İki parti de “seçime katılacak teşkilatlanmayı” tamamlamak üzereler. Daha teşkilatlarını tamamlamamış ve medyada “pek yer bulamamış” iki parti yüzde 2’lerin üzerindeyse, AKP için “endişe verici bir durum” yok mu ortada?

K– MAK Araştırma’nın 12-17 Haziran tarihlerinde ülke genelinde yaptığı araştırma da söylediklerinizi doğrular nitelikte. Kararsızlar dağıtıldıktan sonra AKP’nin oyu yüzde 35,5, CHP’nin oyu yüzde 25,3, İyi Parti yüzde 11, MHP yüzde 10,8, HDP 9,3. Yeni partilerden Ahmet Davutoğlu’nun Gelecek Partisi yüzde 2,9, Ali Babacan’ın Deva Partisi ise yüzde 2,8. Yine Saadet Partisi yüzde 1,2, diğerleri de yüzde 1,2. Burada daha da ilginç bir sonuç var: Ankette “Son yapılan (24 Haziran) genel seçimde oy verdiğiniz siyasi partiye yarın seçim olsa oy verme tercihiniz değişir mi?” sorusuna AKP’li seçmenlerin sadece yüzde 65’i “değişmez” yanıtını vermiş. Bir başka değişle her üç AKP’liden birinin oyu değişebilir. Bunun da en önemli nedenlerinden birinin siyaset arenasına yeni çıkan Gelecek ve Deva partileri olduğu anlaşılıyor. Aynı soruya “değişmez” yanıtı veren HDP’lilerin oranı yüzde 85, CHP ve İyi Partililerin oranı yüzde 80, MHP’lilerin oranı ise yüzde 75. Buna göre en kararsız seçmen AKP’de.

GÖZLEM– Baro başkanları yürüyüşünün Ankara kulislerinde bıraktığı izler üzerine görüşleriniz... AKP – MHP ittifakı etkilendi mi? Meclis’te yasaya ilişkin uzlaşma sağlayacak bir geri adım atabilirler mi?

K– Aslında baroların yürüyüşü “göstermelik” olacaktı. İkiyüz metre yürüyüp otobüslerle Anıtkabir’e gideceklerdi. İçişleri Bakanlığı gereksiz bir engellemeyle olayın büyümesine ve tepkilerin çok daha fazla “dikkat çekmesi”ne neden oldu. Yapılan engellemeler ve eziyetler tepki toplayınca İçişleri Bakanı’nın “daha yukarı bir merciye danışarak” yürüyüşe izin verdiği anlaşılıyor. Sorularınızın cevabına gelince. İlkine yanıtım “Evet”, ikincisine ise “Hayır”. Sadece baroların yürüyüşüyle ilgili ortaya çıkan görüntüye değil, son dönemdeki artan baskılara, yargılamalar ve tepkilere ilişkin Cumhur İttifakı içinde çok ciddi özeleştiri ve kaygılar var. Ancak bunların iktidarın baroların yapısına ilişkin geçirmek istediği değişiklikleri geri çekmesinde bir etkisi olacağını sanmıyorum. İktidarın genel olarak uyguladığı yöntem halkın “Ölümü gösterip sıtmaya razı etmek” diye deyimleştirdiği yöntemdir. Getirilen yasa önerisinde geri çekildiğinde ortamı yumuşatmaya yönelik bazı maddeler olabilir ancak sonuçta yasalaşacak metin, en azından başlangıçta istenilen “asgari” düzenlemeleri içerir. İktidar Pazartesi Meclis’e getireceği öneriyle, şehirlerde en az 2 bin avukatın katılımıyla alternatif baro oluşturulmasına ve Türkiye Barolar Birliği seçimlerinde büyük şehirlerden gelecek delege sayısının, küçük şehirlere oranla azaltılmasına yol açacak düzenlemeleri yasalaştırmak istiyor. Her iki düzenleme de daha “muhalif” olduklarını düşündükleri büyük şehir barolarının etkilerini azaltmaya yönelik. Eğer metni Meclis’e getirirlerse, çok büyük bir geri adım beklememek gerekir. Öte yandan baroların direnci dikkate alındığında, Meclis’te de benzer bir direnç gösterilebilirse, çok küçük bir ihtimalle düzenlemenin ileri atlıması gündeme gelebilir. Ama ben bu noktadan sonra buna pek de ihtimal vermiyorum. 

GÖZLEM– İnatlaşma devam ederse, Millet İttifakı ile Barolar Birliği gibi “bölünmesi düşünülen” başta Türk Tabipler Birliği gibi meslek kuruluşları ne yapabilir?

K– Şu an için Meclis’e sadece Barolar Birliği’ne ilişkin düzenleme geliyor. Ancak sırada Tabipler Birliği, TMMOB ile ilgili benzer düzenlemeler var. Barolardan sonra onların da gündeme gelmesi bekleniyor. Sivil toplum örgütleri aslında kendileriyle ilgili düzenlemeler olduğunda ciddi bir direniş içine giriyorlar. Hükümet, sendikalar hariç şu ana kadar, bahsettiğiniz belli başlı sivil toplum örgütlerine alternatif oluşturma çabalarında başarı sağlayamadı. Ancak bu, dönem dönem bu çabalarına devam etmeyeceklerini göstermez.

GÖZLEM– Ankara ve İstanbul bölge istinat mahkemelerinde aralarında Çevik Bir, Çetin Doğan, Ahmet Çörekçi ve Kemal Gürüz’ün de bulunduğu 28 Şubat davasında “ağırlaştırılmış müebbet hapis cezalarını iyi halden müebbet hapse çevirerek” ve “eski yıllardaki tıvitleri” davasında da CHP istanbul il başkanı Canan Kaptancıoğlu’nun 9 yıl 8 ay 20 günlük ağır hapis cezalarının onanmasının “İstanbul seçimlerinin birinci yıldönümüne rastlatılması” çeşitli yorumlara yol açtı. Daha Yargıtay safhası var; Siyasette ve ülkede gerilimin arttırılması mı hedefleniyor?

K– Aslında bu davalara, hafta içinde ilk duruşması gerçekleşen Barış Pehlivan, Barış Terkoğlu, Hülya Kılınç, Murat Ağırel, Ferhat Çelik ve Aydın Keser’e yönelik “MİT mensubunu ifşa” davası ile Oda TV’den Müyesser Yıldız’a açılan davaları da eklemek mümkün. Bunun da ötesinde CHP’ye karşı Enis Berberoğlu’nun milletvekilliğinin düşürülmesinden Adana Yüreğir Gençlik Kolları Başkanı Eren Yıldırım’ın tutuklanmasına kadar bir dizi yargısal kararı; ve hatta İçişleri Bakanlığınca CHP’li belediyelere karşı, RTÜK ve Basın İlan Kurumu eliyle basına karşı, polis zoruyla barolara karşı uygulamaya sokulan baskıları da dikkate almak gerekiyor. İktidarda kalmak iktidar için bir beka sorunu haline geldi. Eğer iktidardan düşerse hem elindeki devlet gücünü ve rant yaratma kapasitesini kaybedecek, hem de daha önce yapılan hukuksuzluklar için yargıda hesap sorma süreci başlayabilecek. İktidarın muhalefete, basına ve barolar gibi seslerini çıkaran sivil toplum örgütlerine ilişkin baskısının temelinde bu kaygı yatıyor. Ancak tarihde de bir yığın benzer örneği var; otoriter eğilimli iktidarlar destek kaybettikçe baskıyı arttırıyor, baskı arttıkça desteği kaybediyor. Siyaseti ve beraberinde muhalifleri de demokrasi dışına çekmeye çalışıyor. Suçlayıcı, dışlayıcı, kutuplaştırıcı bir strateji izliyor. İletişimi, polisi, yargıyı kendi emrine almaya çalışıyor. Ancak sonuçta doğa kanunu gibi, batının “Güç çöker” şeklinde tanımladığı, iktidarının çökmesine neden olacak zemini hazırlamış oluyor.

GÖZLEM– İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in “turizm kuruluşlarıyla yaptığı bir toplantıdaki konuşması bahane edilerek” AKP yanlısı medya tarafından aleyhte yoğun bir kampanya başlatıldı. AKP’li yönetici ve milletvekilleri de bu kampanyaya katıldı. Soyer’in “Montaj hileleriyle sözlerim çarpıtılarak bu tartışmaya zemin hazırlanmıştır” dediği olayla ilgili görüşleriniz; ne yapılmak isteniyor?

K– Soyer’in konuşması üzerine hükümete yakın medyada kendisinin “ayrı bir İzmir bayrağı ve İzmir parası” ile beraber bir “eyalet sistemi” istediği iddia edildi. AKP Sözcüsü Ömer Çelik de Soyer’i, “bağımsızlığımızın ve vatanımızın kurtuluşunun sembol isimlerinden olan İzmirimizi sürekli zararlı gündemlerin içine çektiği, ... gerçek gündemi sabote ettiği” iddiasıyla suçladı. İlk bakışta bu açıklamalar, Soyer’in turizme katkı için “pazarlama” faaliyeti kapsamında gündeme getirdiği anlaşılan bu sözlerinin, AKP tarafından “İzmir’deki Cumhuriyetçi, Atatürkçü kesimin oylarını AKP’ye devşirme fırsatı” olarak kullanıldığı algısını doğuruyor. Tabii İzmir’e “gavur İzmir” diye hitap eden, “TC” ibaresini silmek isteyen, “açılım” adı altında Türkiye’ye “hendek siyaseti” dönemini yaşatan bir partinin, İzmir gibi bir şehirde CHP’li bir başkan ile ilgili söylediklerinin karşılık bulamayacağını tahmin etmesi gerekir. O zaman bu tepkilerin nedeni ne? Acaba, diğer bazı illerde başka gerekçelerle yapıldığı gibi, İzmir’de de yönetimi değiştirmeye dönük bir çalışma mı var? Dikkat ederseniz, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da hafta içinde belediyelere dönük bir “kumpas” tehlikesine dikkat çekmişti. İktidar, tehlikeli bir şekilde“zemin yokluyor” olabilir mi?

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Yazarlar
Yazarlar
Website Security Test