Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

''Katilim'' etrafımda dolaşıyor!..

26.6.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Evet, “bu haftaki yazımın başlığı” tam anlamıyla acı bir gerçeği anlatıyor!..

Pandemik Coronavirüs salgınının başında yapılan bir “büyük hata”, işte sonunda beni “böyle bir yazı yazmaya” mecbur etti!..

Neymiş efendim, bütün yurtta, “Bu virüs 65+’ları öldürürmüş, gençlerde ölüm oranı çok azmış, gençler ‘Eğer başka hastalıkları yoksa’ virüsü yenerlermiş” algısını yaratacak ve yayacak bir “sınıflama” ile “65+’lar eve, 18+’lar ile 65 yaş altılar sokağa” kararı uygulanınca, işte bugünkü noktaya geldik; “Gençler için” virüsün yapacağı; “grip kadar vııızzz!.”

Otomobilimi “muayene için” İzmir Sarnıç’taki muayene istasyonuna götürdük. Tam gişelere para yatırmak için, gişelerin bulunduğu salona girmiştik ki, ani bir yağmur adeta kovadan boşalırcasına indi ve dışarıda sıra bekleyenler” de içeriye doluştu; ana baba günü!..

Derken, “maskesi olmayan” bir GENÇ ADAM, bizleri yara yara kendine yol aradı. Ben de ona yol verirken “Kardeş maskeni takmamışsın, tak” dedim.

Döndü, “vücut dili” bana birkaç yumruk attı, “Ben, 24 saat burada çalışıyorum, Sen yılda bir defa geliyorsun” diye söylendi, ama maskesini takmaya başladı, lafının sonunu da getirdi; “Adama bak yahu!...”

O bir daha bana bakmadı ama, ben etrafa baktım; bir kişi de çıkıp “Ne diyorsun arkadaş, amca haklı” demedi.

Dahası; salonda “en az 5 – 6 tane, 65 yaş altı, 18 yaş üstü “MASKESİZ” vatandaş vardı.

Yağmur hafifledi, dışları çıktık. Birkaç sundurmanın altında ıslanmamaya gayret ediyoruz. Ellerinde telefon, “hem konuşan, hem aramızda dolaşan” aslan gibi genç yiğitler, “biz virüsü yeneriz” güveni içinde “maskesiz” gösteri yapmakta yarışıyorlardı!..

Farkında değillerdi ki, eğer “kolay yenecekleri Coronavirüs’ü taşıyorlarsa”, 84 yaşındaki Öcal amcalarının ağzını ve burnunu kapayan maskesi, “onu koruyamazdı”; zira “o maskeler, eğer Öcal Amcaları virüs taşıyorsa”, kendilerinin korunması içindi!..

“Benim maskem” onları koruyor, ama “onların maske takmaması”, çok açık ki, Onları “benim muhtemel katilim” yapıyordu. Zira benim bu yaşta yakalanırsam Coronavirüs’ü yenmem” için ancak ilahi bir müzice gerekiyordu!..

 

Okuyucunun soruları…

“KEKLİKLER öldürülsün, KENELER yaşasın” öyle mi?..

Bir okuyucum soruyor; “Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi hastalığı, bu hastalığın mikrobunu taşıyan KENELER ile beraber Ege kıyılarına kadar geldi. Yıl yıl bu hastalığın öldürdüğü vatandaş sayımız artıyor. Biz ne yapıyoruz?

Her gün onlarca, her yıl binlerce kene yiyen kuşları avlıyoruz. Bu kuşların başında da KEKLİK geliyor. Ülkemizde “keklik nesli” neredeyse kalmayacak. İşte size resmini yolluyorum, “Öldürücü keneleri yiyen bu kuş” nasıl öldürülür?

*******

CEVABIMDIR: Bu acı tabloyu ortadan kaldıracak olan Devlettir. Onun yurt çapında yapacağı kampanya ve denetimler ile “Anadolu’nun “asıl sahipleri arasında olan” KEKLİK de yok olmaktan kurtulacaktır.

Ama “biz” ne yapıyoruz; Devletin TV’si, “Sürek avları belgeselleri” ile gençlerimizi “öldürmeye özendiriyor”, çocuklarımıza “hayvanları öldürme aşısı” şırınga ediyor; yazıklar olsun!..

 

İnternet’ten “esen” rüzgarlar!..

 

Erdem ve Politika

Gerçek politika fikre dayanır. “Bu nedenle de lafa, kavgaya ve mugalataya, safsataya yer yoktur” diyoruz. Diyoruz ama yakamızı bir türlü bu ağız dalaşmalarından kurtaramıyoruz. Aslolan doğru fikirlerin yoğunlukla üretilmesidir. Kelimelerin kavgasıyla politikayı işgal etmek gerçek olmayan politikanın zaafıdır. Bilinen gerçektir ki, politika çirkinse, yaşam güzel olmaz.

 

                                                                                            Ali Naili Erdem

 

1600 yıl sonra!..

Bergama gibi Anadolu tarihinde “kültürüyle, sanatıyla, bilimiyle iz bırakan” bir ilçemizin TEPEKÖY’ünde “iki katlı bir binada” kurulmuştu, Kültür Merkezi.

Gazeteci / Yazar, emekli öğretmen ve de yurt içinde / yurt dışında 60’a yakın “aydınlık halkası” bulunan ve “annesi Rasime Hanım’ın adını verdiği” bir “Kütüphaneler / Anı Evleri zincirine önderlik eden” Recai Şeyhoğlu’nun çabaları, zamanın Kaymakamı, Belediye Başkanı, Muhtarı ve de tanınmış edebiyatçıların, sanatçıların da büyük destekleriyle 20 Haziran 2016’da açılmıştı, törenle ve şenlikle…

İster inanın, ister inanmayın; “yeni Muhtar” TC  Bergama Belediyesi / Rasime- Recai Şeyhoğlu Kütüphaneler Zinciri / Aziz Nesin Çocuk Kütüphanesi / Feyza Hepçilingirler - Rasime Şeyhoğlu Aydınlanma Evi / Öner Yağcı Edebiyat Tarihi Kütüphanesi’ni, böyle bir pırıl pırıl “Kültür ve Bilgi  evini” kapattı.

 

“Sözcüğün tek anlamıyla bir kültür merkeziydi burası.

Masası, sandalyeleri, halıları, çerçeveli fotoğrafları, rengârenk kitapları ve bulunmaz antik eşyaları, bulunmaz aydınlatıcı- uyarıcı- uyandırıcı objeleri ve sayısı 100’e yakın masa saati/ kol saati ve duvar saatleriyle,  değerli dolmakalemleriyle, ahşap kasa radyo, makaralı teyp, ses alma cihazı, faks ve benzeri etnoğrafik eşyalarıyla bulunmaz bir Etnoğrafya Müzesi oluşturduk özetle… Ya da Kütüphane Müzesi… Ya da Anı Evi…

Amsterdam’daki halk kütüphanesi güzelliğindeydi burası. Kitapların tamamı da sıfırdı. Her yerde bulunmayan kitaplar vardı. Ne umutlarla açmıştık. Neler düşlemiştik. Yüreğim sızlıyor” diye yazdı Recai Şeyhoğlu!..

Benim de içim sızlıyor, hem ülkem, hem Bergamam, hem Tepeköy’üm ve hem de çocuklarımız, gençlerimiz ve yarınlarımız adına!..

Antik Çağların “bilgi / kültür / bilim hazinesi” İskenderiye Kütüphanesi (Milattan önce 3’üncü yüzyılda 150 bin cilt el yazması kitap vardı)’nin Milattan sonra 391 yılında yakılmasından beri neredeyse 16 asır geçti; Tepeköy Muhtarı’nın yaptığına bakılırsa “o zihniyet” hâlâ varlığını sürdürüyor… Ve… Öğrendiğime göre “o bina” bomboş duruyor!..

 

Sözün Özü

Bu hafta “Sözün Özü” bir Fenerbahçeli’den:

“Keşke Ali Koç da, Beşiktaşlı Yıldırım Demirören gibi ‘Futbol Federasyonu Başkanı olsa’ idi, Fenerbahçem bu dururuma düşmezdi!..”

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 1 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Hamdi Topçuoğlu

27.06.2020 - 17:26
Sayın Öcal, ne yazık ki "zihniyet"sözcüğüne sıkıştırdığımız tutumlar, aymazlıkların, yobazlıkların, bencillikler insanlık var oldukça sürüp gidecektir. Çünkü insanın özünde "kölelik"in kolaycılığına sığınma vardır. Bu yüzden tarihin her döneminde insan en değerli özgürleşme yetisi aklı, rahatlıkla rafa kaldırmaktan çekinmez. Köle ruhlular, akılla donanmış kitapları,kitaplıkları, kütüphaneleri neylesin?
Yazarlar
Website Security Test