Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Libya’daki gelişmeler muhataplarımızı endişelendirdi

10.7.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Bilindiği gibi; haziran ayı ortalarında Dışişleri Bakanı, Hazine ve Maliye Bakanı, Cumhurbaşkanlığı sözcüsü ve MİT Müsteşarı, 3 Temmuz’da da Milli Savunma Bakanı ve Genelkurmay Başkanı Libya’yı ziyaret etmişlerdi. Ülkemiz; bu ziyaretlerle bütün muhataplarımıza siyasi, ekonomik, ticari ve askerî açıdan önemli mesajlar verdi. Ziyaretler öncesinde askeri destek verdiğimiz Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH), Hafter güçleri karşısında önemli askeri başarılar kazanmış, Libya’nın önemli stratejik bölgeleri olan Sirte ve Cufra’ya kadar ilerlemiş, bu bölgeleri ele geçirme aşamasına gelmişti. Ziyaretlerin ardından gelen tepkilere ve olaylara bakıldığında gelişmelerin Libya’yı hedefine koyan ülkelerde endişe yarattığı, safların daha da belirginleştiği görülmektedir.

İlk tepki; Dışişleri Bakanı ve beraberindeki heyetin ziyaretinden sonra Mısır ve Rusya’dan gelmişti. Bu iki ülke; UMH güçlerinin Sirte ve Cufra’ya harekâtını durdurmasını, bu bölgelerin kırmızı çizgileri olduğunu ifade etmişlerdi ve Mısır, ordusuna askeri harekata hazırlıklı olma emrini vermişti.

3 Temmuz’daki ziyarette; Vatiyye hava üssünün UMH tarafından Türkiye’nin kullanımına verildiği açıklanmış, Milli Savunma Bakanı ve Genelkurmay Başkanımız bu üssü ziyaret etmişlerdi. Sonrasında Misrata deniz üssünün de muhtemelen Türkiye’nin kullanımına verileceği basında yer almıştı. Bu ziyaretten iki gün sonra UMH kontrolündeki Vatiyye hava üssü kimliği belirsiz uçaklar tarafından bombalandı. Saldırının sorumlusu olarak Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Rusya, Fransa işaret edildi ancak bugüne kadar bu saldırıyı resmen üslenen ülke olmadı. Günümüzün askeri ve havacılık teknolojisiyle bir hava aracının nereden havalandığını tespit etmek bile mümkünken, savaş halindeki bir ülkede böyle bir hava saldırısının kimin tarafından düzenlendiğinin bilinememesi bana gerçekçi gelmemektedir. Aynı şekilde saldırıyı düzenleyen ülkenin kendisini gizlemesi de oldukça ilginçtir.

Bence son gelişmeler; safların belirginleştiğinin, tarafların birbirini pazarlığa zorladığının işaretidir. Libya’da Türkiye’nin askeri varlığından rahatsız olan ve UMH’nin Hafter güçlerine karşı ilerlemesini durdurmaya çalışan ülkeler bellidir. Rusya, Fransa, Mısır, BAE, Suudi Arabistan tavırlarını açıkça ortaya koyan ülkelerdir, bence bu saldırıyı hangisinin yaptığını hepsi bilmektedir. Türkiye’nin karşısında bir blok vardır. Önemli olan saldırıyı bu blokta yer alan ülkelerden hangisinin yaptığı değil, saldırıdan neyin amaçlandığıdır.

Vatiyye ve Misrata, ülkemizden binlerce kilometre uzakta askeri varlık gösteren Türk Silahlı Kuvvetlerimiz için iki önemli hava ve deniz üssüdür. Bizim için taktik ve stratejik öneme sahiptir. Bu saldırı; ülkemize verilmeye çalışılan bir mesaj niteliğindedir. Muhataplarımız, Türkiye’nin askeri desteğiyle elde edilen başarılardan oldukça rahatsızdır, Sirte ve Cufra gibi iki önemli stratejik bölgenin UMH tarafından ele geçirilmesi bütün planlarını bozacaktır. Bu nedenle bizi taciz etmektedirler.

Bunlar olurken bir taraftan da ateşkese gidilmesi konusunda yoğun baskılar vardır. Nitekim Rusya; Hafter güçlerini ateşkese ikna edeceğini, Türkiye’nin de UMH’yi ateşkese ikna etmesi gerektiğini ifade etmektedir. BM Genel Sekreteri, Libya’ya silah ambargosunu delen ülkeleri isim vermeden suçlamakta, “yabancı askeri güçlerin direkt müdahalesinin BM’nin silah ambargosuna aykırı olduğunu” ifade etmektedir. Libya’da; Türkiye’nin kendi başına Rusya ile anlaşarak ortaya koyacağı bir çözüm ABD’nin dışlanmasına yol açacaktır. ABD bölgede Türkiye’yi kullanarak sonuca ulaşmaya çalışmaktadır. Türkiye’nin kendisinden bağımsız hareket etmesinden yana değildir. Bu nedenle ABD’nin bazı senatörleri Rusya’dan satın aldığımız S-400 hava savunma sistemini bahane ederek Türkiye’ye yaptırım kararı alınmasını tekrar gündeme getirmiş, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hesap vermesinin sağlanması gerektiği şeklinde açıklamalarda bulunmuşlardır.

Bu süreçte bir ateşkes kararı alınamaması, UMH’nin de Sirte ve Cufra’yı ele geçirmek için harekâtını geliştirmesi halinde çatışmaların genişlemesi kaçınılmaz görünmektedir. Müdahil ülkelerin, özellikle Rusya ve Türkiye’nin çatışmaların genişlemesini istemeyeceği kanaatindeyim. Bence ateşkes yakındır, pazarlıklar ateşkes sürecinde devam ettirilecektir. Ülkemiz için Libya, Akdeniz’deki hak ve menfaatlerimizin korunması açısından oldukça önemlidir. Bu nedenle tam bağımsızlık anlayışıyla hareket etmemiz gerekmektedir.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Yazarlar

Günlük Burç Yorumları Aşk 2 Ekim 2020 Cuma. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları Aşk 1 Ekim 2020 Perşembe. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri. Ekim ayında burçların aşk hayatı nasıl olacak? Burçları neler bekliyor?

Esra Erol'un programında yaşanan skandal bir olayla gündeme oturan Cengiz Koraltan'a Ülkücü oldukları anlaşılan bir grup meydan dayağı attı. Dayak görüntüleri sosyal m...

Günlük Burç Yorumları Aşk 30 Eylül 2020 Çarşamba. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları Aşk 29 Eylül 2020 Salı. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları Aşk 28 Eylül 2020 Pazartesi. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Yazarlar
Website Security Test