Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Murat Kışlalı: “CHP bu sefer oyuna gelmedi!..”

17.7.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Gazeteci / Yazar Murat Kışlalı, GÖZLEM’in başta “Ayasofya konusu” olmak üzere ülkenin gündeminde olan gelişmelerle ilgili sorularını cevapladı. İşte görüşleri…

GÖZLEM –Ayasofya operasyonu hakkında görüşünüz?..

K –Cumhurbaşkanı içte ve dışarıda çok büyük bir baskı altında. Ekonomi kötüye gidiyor. Erdoğan, sesini arttırdıkça muhalefete baskıyı arttırmak ihtiyacı hissediyor. Akdeniz’de tam Libya için ABD desteğini aldığını düşünürken, bu ülkenin Güney Kıbrıs Rum Kesimi ile askeri eğitim anlaşması imzalaması ve bunun açıklanmasından hemen önce ABD’den Ayasofya’nın konumunun değiştirilmemesiyle ilgili yapılan çağrı sanırım Ayasofya ile ilgili kararında 180 derece dönüş yapmasına neden oldu. Çok değil, daha 19 Mart 2019’da Erdoğan şöyle konuşmuştu: “Belli bir bölümünde şu anda namaz da kılınıyor. Bunları da açarız. Getirisi götürüsü nedir, bunu da burada açmam doğru olmaz. Ayasofya’yı açmanın bir götürüsü var. Bunun da faturası bizim için çok daha ağırdır. Ayasofya’nın açılmasını isteyenler, yurt dışındaki binlerce camilerimizin başına ne gelir, hiç düşünüyor mu? Bunları düşünmeden söylüyorlar, bunlar dünyayı tanımıyorlar, muhataplarını bilmiyorlar. Ben bir siyasi lider olarak bu oyuna gelecek kadar istikametimi kaybetmedim.” Bu sözlerin tam tersini yaparak hem gündemi değiştirmek, hem muhalefeti zor duruma sokmak istedi. Gündem yine sorunlardan biraz uzaklaştı ama CHP bu sefer bu oyuna gelmedi. Bence doğru da yaptı. En ufak bir itiraz yine kararsızların oyunu CHP ve muhalefetten uzaklaştıracaktı. Öte yandan AKP’ye yakın yargıçların oluşturduğu Danıştay 10. Dairesi’nin verdiği karar, hem idari işleme itirazların 60 gün içinde yapılmamış olması (Atatürk’ün altında imzasının olduğu Ayasofya’nın müze yapılmasına ilişkin Bakanlar Kurulu kararının alınmasının üzerinden 86 yıl geçmiş), hem de itiraz eden derneğin konunun tarafı olmaması açısından zaten hukukla yakından uzaktan âlâkası olmayan bir karar oldu.

GÖZLEM –Başta Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk, Başbakan İsmet İnönü ve bakan olarak Celal Bayar’ın da olduğu 1934’teki hükümet kararnamesini imzalayanların “tarihe ihanet etmek” ile suçlanması hakkında ne diyorsunuz? Erdoğan, siyasetteki ve kamuoyundaki gerginliğin artmasını mı istiyor?..

K – Kesinlikle. Bence bu kararı alma noktasına gelinceye kadar böyle bir adım atmayı düşünmüyordu. Ancak iç ve dıştaki sorunlar, gündemi değiştirme, saflarını sıkılaştırma açısından böyle bir kararı lehine kullanabileceğini düşündü. Zaten davaya dâhil olan Cumhurbaşkanlığı avukatlarının savunması Ayasofya’nın bir müze olarak devam etmesi yönündeydi. Ancak konjonktür gereği Erdoğan son anda fikir değiştirerek ve bunu da kendi kararıyla değil ama Danıştay üstünden yaparak korkarım çok daha olumsuz sonuçları olabilecek bir yola girdi.

GÖZLEM –Bu ağır iddia konusunda “Türk Milliyetçiliğine sahip çıkan” MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’den ve partisinden ses çıkmamasını nasıl yorumluyorsunuz?..

K –Maalesef Bahçeli ve MHP tamamen Erdoğan ve AKP’nin siyasi güdümü altında. Kişisel olarak baktığımda, kesinlikle Atatürkçü olduğunu düşündüğüm Devlet Bahçeli’nin belli nedenlerle bu tarz bir siyaset izlemesi herhalde en çok kendisine zor geliyordur. Öte yandan İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in tüm kaygılara rağmen Atatürkçü söylemden vazgeçmemesi ve bu sahayı CHP dâhil kimseye bırakmaması da bana çok takdir edilesi geliyor.

GÖZLEM –Bu operasyon ile, “Lozan Antlaşması’nın ve Cumhuriyet Hukuku’nun delinme atağının yapıldığı ve bundan sonra açılan delikten başka ataklarında geleceği seslendiriliyor, mesela hemen Danıştay kararının açıklandığı ve Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin yayınlandığı gece, AKİT TV’deki programda “Sıra hilafette” denildi, ne diyorsunuz?..

K –Bu karar ile iktidar çok daha olumsuz sonuçları olabilecek bir yola girdi derken tam da bunu kastediyordum. Bundan sonra İdare’nin her çeşit kararının, Atatürk’ün çağdaş Cumhuriyet devrimleri de dâhil, yargı konusu edilerek geri döndürülebileceği bir yola girildi. Şeriat düzenlemelerinin esas alınacağı ikili bir yargı sistemi, eğitim sistemi, giyim kuşam dâhil Cumhuriyet’in temellerini oluşturabilecek pek çok kazanımın yargısal olarak sorgulanmaması için artık bir sebep yok. Bugün Ayasofya’nın yeniden cami olarak kullanılmasını isteyenler, yarın kendi özel yaşantılarında laik değil şeriat kurallarına göre yargılanmak, ona göre bir yaşam sürmek isteyebilirler. Ayasofya kararı, ekonomik terim ile söyleyeyim, bir düzlem üzerinde hareket etmek olarak değil, düzlemin kendisinin bir ileri kerteye sıçraması olarak kabul edilmeli.

GÖZLEM –15 Temmuz törenlerinde Meclis’teki programda Muhalefet partilerine söz hakkı verilmemesini ve 15 Temmuz Gazilerinin davet edilmemesini nasıl yorumluyorsunuz?..

K –Bu uygulamalar iktidarın 15 Temmuz ve FETÖ konusunda gerçekten samimi olmadığını gösteriyor. İktidar bu konunun ciddi olarak gündemde tutulmasını istemiyor. 15 Temmuz ile ilgili Meclis Araştırma Komisyonu’na bu konunun 1 ve 2 numaralı isimleri Hulusi Akar ile MİT Müsteşarı Hakan Fidan çağrılmamıştı. Hızla tamamlanan Komisyon’un raporu da daha sonra Meclis’te kaybedildi. Ben FETÖ kalkışmasının başlamasından sonra birkaç saat içinde ABD ile bir çeşit anlaşmaya varıldığını düşünüyorum. FETÖ’cü hava generali Gökhan Sönmezateş Erdoğan’ı almak üzere Marmaris’e hareket etmelerinden önce niçin uzun süre bekletildiklerini anlamadığını ifade etmişti. Ben bunun ardında bir pazarlığın yattığı kanısındayım. Onun için de iktidar hiçbir zaman 15 Temmuz’un gerçek yüzünün ortaya çıkmasını, siyasi ayağının bulunmasını istemeyecektir.

GÖZLEM – Erdoğan’ın “bu hamleyi, erken seçim için yaptığı” iddiası yaygın. Bir de, “işsizlik, enflasyon başta ekonomideki krizin konuşulmaması için hedef saptırılmak istediği görüşü” var; sizce hangisi daha gerçekçi?..

K – Erken seçim konusu hakikaten gündemde sıkça konuşuluyor ve Erdoğan’ın eğer şartları uygun görürse bir seçime girmeyi seçenek olarak elinin altında tutuyor olması muhtemel. Ancak kendisi toplumun, seçmenin nabzını hakikaten iyi tutan bir siyasetçi. Bu açıdan bugünkü şartlarda, algıyı değiştirecek önemli gelişmeler olmadan, ciddi olarak erken seçime gitme yolunu seçeceğini düşünmüyorum. Daha çok oyun alanını genişletmek adına yapılan bir hamle. Amacı gündemi değiştirmek, elini güçlendirmek, bu arada da havayı koklamak.

GÖZLEM –CHP’nin “Ayasofya operasyonu için göstermesi gereken tepkiyi göstermediği” iddiası ve bu iddia üzerinden eleştiriler var, sizin görüşünüz?..

K –Geçmişte türban gibi benzer konularda ben de aynı kaygıları taşıyordum. Ancak artık Türkiye farklı bir denklemde. CHP, belediye seçimlerinden beri iyice anlaşılabileceği gibi, özellikle kararsız merkez seçmeni de kendi tarafına çekmek için, iktidar olmak için çeşitli açılımlar yapıyor. Bu arada da Genel Başkan Kılıçdaroğlu’nun en çok dikkat ettiği konu CHP’ye “dinsiz” yaftası yapıştırılmasına neden olacak oyunlara gelmemek. Kendine çekmek istediği merkez ve sağ seçmeni ürkütmemek. Ayasofya kararında bu oyuna gelmedi. Açıktan karşı çıkmayarak ve hatta baştan beri destekler gözükerek iktidarın eline koz vermedi. Ancak Atatürk’le ilgili ihanet ifadelerine yüksek tonda karşılık veremeyerek bu konuda hassas seçmeni hayal kırıklığına uğrattığı da bir gerçek. Ama bu yüzden de oy kaybedeceğini düşünmüyorum.

GÖZLEM –Libya’da ciddi gelişmelerin olduğu, buna karşılık Türk basınının olanları detaylarıyla yazmadığı, Avrupa basınında çıkan birçok hususu Türk kamuoyuna aktarmadığı” iddiaları yaygın. Türkiye’nin “üst olarak kullanması için hazırlanan” Havaalanı “kimliği belirsiz savaş uçakları” tarafından bombalandı. “Rus uçakları” dendi, “Birleşik Arap Emirlikleri uçakları” dendi, “Mısır uçakları” dendi. Bu arada Fransa’nın talebiyle toplanan AB Dışişleri Bakanlarının toplantısında da, “Hem Libya, hem Doğu Akdeniz’deki petrol sondajları uzlaşmazlığında uzlaşma sağlanması için Türkiye’nin önüne konacak şartların hazırlanacağı” açıklandı. Bütün bu gelişmeler ne anlama geliyor?..

K –Benim edindiğim izlenim, saldırının Birleşik Arap Emirlikleri’ne ait Fransız yapımı Mirage uçaklarıyla yapıldığı. Rusya, BAE veya Mısır’ı kullanmak varken bu işe kendisi kalkışır mı, bilemiyorum. Ancak BAE’nin de böyle bir saldırıya ABD’nin onayı veya en azından bilgisi olmadan kalkışması çok muhtemel gözükmüyor. Zaten ABD, Güney Rum Kesimi ile yaptığı askeri anlaşmayla iktidarı bir anda şaşkınlık içinde bırakmış olması gerek. ABD’nin bu son adımından ve Erdoğan’ın Ayasofya kararını almasından Türkiye’nin köşeye sıkışmakta olduğu görüntüsü ortaya çıkıyor. Türkiye’nin Libya’da tek başına büyük bir yol katedemeyeceği açık. Ancak iktidar da ideolojik nedenlerle Suriye, İsrail, Mısır dâhil pek çok devletle kavgalı olduğu için Doğu Akdeniz politikasında kendi çıkarına sonuçlar alacak ittifakları bir türlü oluşturamıyor.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Yazarlar

İstanbul'da yapıldığı belirtilen bir sokak röportajında konuşan Almancı çift sosyal medyada büyük paylaşım aldı. Ekşi Sözlük ve Twitter'da binlerce etkileşim alan vide...

Günlük Burç Yorumları Aşk 25 Eylül 2020 Cuma. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları Aşk 24 Eylül 2020 Perşembe. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları Aşk 23 Eylül 2020 Çarşamba. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları Aşk 22 Eylül 2020 Salı. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları Aşk 21 Eylül 2020 Pazartesi. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Yazarlar
Website Security Test