Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Birden gündeme Ayasofya düştü

17.7.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Günlerdir Ayasofya aşağı, Ayasofya yukarı. Kovit-19 salgını konuşulmuyor. İktidar çevrelerinde ekonomideki dar boğazı ağzına alan yok. İşsizlik dert edilmiyor. Çalışanların kırmızı çizgisi olan kıdem tazminatının kaldırılması konusu havada kaldı.

Varsa yoksa camiye çevrilen Ayasofya’da namaz kılmak; bunun yolunu açarken Cumhuriyet devrimlerini küçümsemek, Atatürk’e bel altından hakaret etmek… Koca ülkenin ana gündem maddesi bu oldu ne yazık ki!

Söylencelerin tapınağı

Ayasofya, tarihte üzerine en fazla söylence çıkarılmış yapılardan bir tanesidir. Hatta Stefanos Yerasimos bu konuda “Kostantiniye ve Ayasofya Efsaneleri” başlıklı bir kitap da yazmıştır. (İletişim Y. Ocak 1993)
İstanbul’un kalbindeki bu tapınak, inşa edildiği 6. yüzyıldan bu yana tüm insanlığı kendine hayran bırakan bir yapı olageldi. 1520'de İspanya’daki Sevilla Katedrali tamamlanana kadar dünyanın en büyük katedrali kabul ediliyordu. Zamanında, özellikle Haçlı seferleri dolayısıyla kente gelen yabancıları şaşkına döndüren, kendisine hayran bıraktıran bir mimari şaheserdir Ayasofya. İlk yapıldığı tarihten bu yana, birkaç kez yıkılmış, ya da onarım görmüş ama görkemini korumuştur.

Öylesine görkemlidir ki, Halil İnalcık hocanın deyişiyle, ‘İki Karanın Sultanı, İki Denizin Hakanı, Kayser-i Rum, Fatih Sultan Mehemmed Han’, 1453 yılında kenti fethettiğinde hemen bu görkemli yapıyı görmeye gitmiş ve ilk Cuma namazını burada kılmıştır.

Müze mi cami mi?

Büyük vizyoner Mustafa Kemal Atatürk, Cumhuriyet’imizin ilk yıllarına kadar cami olarak hizmet veren bu yapıyı taşıdığı tarihi değerlerden dolayı müze yapma kararı aldı. Ayasofya 1935 yılında müze oldu. İçindeki Bizans freskleri ve mozaikleri restore edildi. Anıtsal yapı ziyarete açıldı.

Ne var ki tarihi yapı üzerindeki spekülasyonlar hiç dinmedi. Anıtın müzeye dönüştürüldüğü 1935 yılından bu yana siyasette dini inançları sömüren kesimlerin en fazla üzerinde durduğu konulardan bir tanesi de Ayasofya’nın tekrar camiye dönüştürülmesi oldu. Geçtiğimiz hafta, Cumhurbaşkanının kararıyla Ayasofya nihayet camiye çevrildi!

Her şeyden önce şunu vurgulayayım: Bu Türkiye yöneticilerinin egemen iradesiyle aldığı bir karardır; hiçbir ülke ya da uluslararası kurumun buna karışma hakkı olamaz. Ama?

Ayasofya müzeye çevrildi ama bazı tiplerin spekülasyonları dur durak bilmiyor. Bu tiplere göre, İstanbul’u dolayısıyla Ayasofya’yı İngilizlere teslim eden halife-padişah değil de Atatürk’tür. Sanırsınız ki, İngilizleri İstanbul’dan kovan, dolayısıyla Ayasofya’yı milletin malı olarak koruyan Atatürk değil, İngiliz zırhlısı ile apar topar kaçan padişahtır.

Üzücü olan şudur. ABD gizli istihbaratının kucağındaki Fetulllah Gülen müridlerinin örgütü FETÖ’nün, 251 canımıza, 2bin 200 yaralımıza neden olan 15 Temmuz darbe girişiminin yıldönümünde, NATO’cu Gladyo’ya karşı birlik sağlanması, Suriye’de olsun, Libya’da olsun, Akdeniz’deki Mavi Vatan’da olsun, ülkemizin hakları için mücadelede emperyalist oyunlara karşı dik durulması gereken bir zamanda, cami konusunun gündemi böyle işgal etmesinin yararı olmadı.

Uyarılar

Bu tarihi yapı ibadete açılırken bazı noktalara dikkat edilmesi gerekir. Diyanet İşleri Başkanlığına bağlı Din İşleri Yüksek Kurulu, namaz vakitlerinde Bizans fresk ve mozaiklerinin örtülmesini öneriyor. Umarız bunu yaparken, çirkin bir şey olmaz.

Diğer bir önlem de binanın depreme karşı direncinin güçlendirilmesidir. Uzun yıllardır Boğaziçi Üniversitesi hocalarının, uluslararası uzmanlarla birlikte bu konuda ciddi çalışmalar yürüttüğünü biliyorum. Ancak yapı, Diyanet İşleri Başkanlığına devir edildiği için bu konuda zaafların ortaya çıkmasından kaygılıyım. Diyanet, namaz düzenini sağlamaya çalışırken riskleri artıracak ihmallerden kaçınmalıdır.

Kovit-19 salgını sürerken, namaz kılmaya gelen binlerce kişinin önlem alamadan namaza girmesinin yaratacağı tehlike de kaygılarımı artırıyor. Hacdan gelenlerin ülkede salgını nasıl yaydığını unutmadık. Yetkililer bu konuda dini baskılardan uzak durup sağlıklı düşünmelidir. Yoksa acısını tüm ülke çeker. Binanın camiye çevrilmesi yabancı gezginleri caydırıcı bir etken olacaksa, salgının yaygınlaşması yabancıların kaygılarını daha da derinleştirecektir.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test