Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Yeni sistemin ipliği çok çabuk pazara çıktı!

24.7.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Adına ‘Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ denilen, kamuoyuna ‘Başkanlık Sistemi’ olarak yansıtılan, ama dünyada bilinen başkanlık sistemi örnekleri ile de tam örtüşmeyen yeni yönetim sistemi, ikinci yılını doldurdu.

Yeni sistemle ilgili olarak, 2017 yılı 16 Nisan’ında yapılan referandum sürecinde; bu sistemin 150 yıllık parlamenter demokrasi geleneğine sahip ülkemizin gerçekleri ile buluşmayacağını her fırsatta belirtmiştik. Ülkemizi ve halkımızı iyiliğe, güzelliğe ve esenliğe değil, tam tersine olumsuzluğa götüreceğini pek çok kez ifade etmiştik. Referandumda tartışmalı biçimde çok az farkla kabul edilen yeni sistemi savunanlar da, tam tersine bu sistemin ülkeyi uçuracağını iddia etmişlerdi.

Zaman bizleri, yeni yönetim sistemine muhalefet edenleri haklı çıkardı. O dönemde dile getirdiğimiz eleştirilerimizde, endişelerimizde ne denli haklı olduğumuz, hayatın pratiğinde ve somut gerçekliğinde test edildi, görüldü. Öyle ki, bu sistemi savunan ve kabulü yönünde oy veren çevrelerde bile çözülmeler başladı. Yeni sistem kısa zamanda savunulamaz hale geldi. Bugün aynı referandum tekrarlansa, çok açık farkla ‘hayır’ sonucu çıkacağı gerçeği, birçok kamuoyu araştırmasından elde edilen verilerle ortaya çıkıyor.

Yeni sistemin sorgulanmasının yanı sıra, tabii bir de bürokraside, kamı kurum ve kuruluşlarında, ‘kraldan fazla kralcılık’ yapanlar var!.. Sistemle birlikte onların tutum ve davranışlarının da sorgulanması gerekiyor. Kamu adına görev yapan kurumlar - organlar, bağımsızlıklarını korumalı ve evrensel değerlerle - ölçülerle davranmalıdırlar. Bu mesleki, ahlaki ve vicdani bir sorumluluktur.

Bu yeni sistemin en önemli zaaflarından, eksiklerinden ve yanlışlarından birisi, belki de başlıcası; bu tür ‘kraldan fazla kralcı’ davranışlara, tutumlara prim vermesidir. Çünkü sistem ‘biat anlayışı’nı özünde taşımaktadır.

İsterseniz gelin, ülkemizi uçuracağı iddia edilen yeni sistemin, ekonomide nasıl bir görünüm yarattığını birlikte irdeleyelim. CHP Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Fethi Açıkel’in hazırladığı ‘Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ raporunda yer alan rakamlarla; sistemin devreye girdiği 9 Temmuz 2018’de 4,53 TL olan dolar kuru 9 Temmuz 2020’de 6,86 oldu. 2 yıl önce 183 TL olan gram altın bugün 400 TL’yi aştı. Dört kişilik bir ailenin açlık sınırı bin 783 TL.’den bugün 2 bin 431 TL.’ye çıktı. Genç işsizlik oranı, aynı iki yıllık dönemde, yüzde 17,7’den yüzde 24,6’ya çıktı. Bu örnekler elbette daha da çoğaltılabilir.

Aynı raporda, siyaset-demokrasi ve hukuk alanlarıyla ilgili de çarpıcı tespitler var: Freedom House’un 2019 yılı raporunda Türkiye, 100 üzerinden 31 puan alarak özgür olmayan ülkeler statüsünde değerlendirilmiş ve temel özgürlükler bakımından, Pakistan, Irak gibi ülkelerden daha az özgür olarak nitelendirilmiştir. Ülkemiz, siyasal hak ve özgürlükler bakımından 41 OECD ülkesi arasında son sırada yer almaktadır. İfade özgürlüğü konusunda ise 149 ülke arasında 129’uncu sırada bulunmaktadır.

Türkiye, hukukun üstünlüğü sıralamasında 126 ülke arasında 109’uncu sıradadır. Yargı bağımsızlığı sıralamasında 2007’de 50’nci sıradayken 2019’da 104’üncü sıraya gerilemiştir. Basın özgürlüğü konusunda Türkiye 2002’de 100’üncü sıradayken, 2020’de 154’üncü sıraya gerilemiştir. Küresel Barış Endeksi’nde, Türkiye 163 ülke arasında 152’nci sırada yer almıştır. Ülkemiz, Dünya Bankası’nın yaptığı beşli sınıflamaya göre, gelir dağılımında en kötü dördüncü grupta, 38 OECD ülkesi arasında ise 34’üncü sırada yer almaktadır. Sosyal adalet bakımından da 41 OECD ülkesi arasında 40’ıncı sıradadır.

Görüldüğü gibi, ülkemizin sorunları yeni yönetsel sistemle daha da ağırlaşmıştır. Bu gerçekler, giderek daha geniş kesimler tarafından görülmekte ve kabul edilmektedir. Bu sistemin hararetli savunucuları bile artık bu sistemi savunamaz hale gelmişlerdir. Olan ülkemizin boşuna kaybolan zamanına ve harcanan enerjisine olmuştur. Şimdi, fatura daha fazla kabarmadan, en kısa zamanda bu yanlıştan dönülmelidir.

Bu konuda başta ana muhalefet partisi CHP olmak üzere, parlamenter demokrasiden yana partilere ve toplumsal çevrelere önemli görev düşmektedir. Ülkemizin iyiliği ve halkımızın esenliği için, en geniş toplumsal kesimler ve muhalefet partileri; iyileştirilmiş ve güçlendirilmiş parlamenter demokratik sistem üzerinde uzlaşı sağlamalıdır. Bunun nasıl gerçekleştirileceğinin yol haritası da ortaklaşa oluşturulmalı ve halka verilen söz haline getirilmelidir.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 1 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Burtay Mutlu

28.07.2020 - 17:33
Piyasayı sakin ve kontrol altında göstermek için baskılanıyor. Ekonomiyi ayakta tutma baskısı, topluma ister istemez yansıyor. Ne kadar baskı olursa, direnç de o kadar güçleniyor.Bu kısır döngünün temelinde, toplumun kaynaklarının verimsiz ve topluma geri dönüşü geç kalan alanlara kaydırılmış olması. Bir kısmı da sermaye gruplarında heba olmuş durumda...Sen iyisin, kötüsün durumu değil bu iktidar-muhalfet olayı da değil. Gemi batınca, sadece yolcular değil, kaptan, tayfa ve gemi sermayederleri de batacak.Devletler, toplum için varlar. Toplumu olmayan hiç bir devlet kurumu yok. Ama son yıllarda, bunun tam tersi yapıldı ve devlet yüceltilirken, toplum geri planda kaldı. 3-5 tane sermaye grubunun, toplumu ve onun gücünü temsil etmediği unutuldu.Şimdi bunun çıkışı ancak elbirliği ile olur. Sizin yazınızda bu konuda anahtar rol ve çözüm yollarını önermiş zaten.
Yazarlar
Website Security Test