Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Türkiye’de “canlı” olmak

24.7.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Bir canlıya kim sahip çıkar? Bir kadına, bir çocuğa, bir köpeğe… Kim korur onları? Toplum ve ya çevresi mi? Peki ya korunması gereken toplumun ta kendisiyse! Ya o zaman? İşte o zaman devlet, kanunlar, yasalar değil midir korumakla yükümlü olan? Kanunların caydırıcı olmadığı bir ülkede ise suçlar kaçınılmazdır.

Geçtiğimiz günlerde “İstanbul Sözleşmesi”nin gündeme gelmesinin de asıl sebebi bu. Sözleşmenin ana hedefleri belli: “Kadınları her türlü şiddete karşı korumak ve kadına karşı şiddeti ve aile içi şiddeti önlemek, kovuşturmak ve ortadan kaldırmak; kadına karşı her türlü ayrımcılığın ortadan kaldırılmasına katkıda bulunmak ve kadınları güçlendirmek de dahil olmak üzere, kadınlarla erkekler arasında önemli ölçüde eşitliği yaygınlaştırmak; kadına karşı şiddet ve aile içi şiddetin tüm mağdurlarının korunması ve bunlara yardım edilmesi için kapsamlı bir çerçeve, politika ve tedbirler tasarlamak; kadına karşı şiddeti ve aile içi şiddeti ortadan kaldırma amacıyla uluslararası işbirliğini yaygınlaştırmak; kadına karşı şiddet ve aile içi şiddetin ortadan kaldırılması için bütüncül bir yaklaşımın benimsenmesi maksadıyla kuruluşların ve kolluk kuvvetleri birimlerinin birbiriyle etkili bir biçimde işbirliği yapmalarına destek ve yardım sağlamak.”

İstanbul’da imzalanmasından dolayı bu adı alan ve Türkiye’nin ilk imzacısı olduğu sözleşme, 2011 yılında kabul edilmişti. Fakat, Mayıs ayında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın önüne “feshedilmesi için” bir dilekçe kondu. Sözleşme uygulanmıyor. Peki sözleşmenin uygulanmamasının sonuçları ne? Her güne yeni bir taciz, tecavüz, cinayet haberiyle uyanmamız. Kadına yöneltilen şiddetin meşrulaştırılıp normalleştirilmesi. Polis memurlarının taciz ve tecavüzcülere kurbanları için “Tam benim kalemim” deyip umursamazca şakalaşabildikleri bir ülkeye dönüşmemiz. Ağrı’da bir kadının eşinin kardeşi tarafından tecavüze uğrayıp “namus” için eşi tarafından öldürüldüğü, kadın cinayetlerine “Kadının orda, o adamla, o şekilde ne işi varmış” tepkileri veren bir ülkeye. Bireye birey olarak, insan olarak değer vermekten çıkan bir ülkeye. Meclisinde “Kadın cinayetleri araştırılsın, hayvan şiddetine yasa tasarısı hazırlansın” önergelerini ret eden bir ülkeye.

İş ortağının köpeğine tecavüz edip, serbest bırakılan şahsın avukatının hiç utanmadan “Tecavüzü kabul etse de serbest bırakılacaktı” diyebildiği bir ülkeye…

Zamanının eski büyükşehir belediye başkanının, rahatça, tecavüz kurbanı bir kız için “Mini etek giyip gece dışarı çıkıyorsan sonuçları katlanırsın” diye tweet atabildiği, “Kadınları geride bırakan bir toplum, geride kalmaya mahkumdur” diyen Mustafa Kemal’den, “Ben zaten kadın erkek eşitliğine inanmıyorum” diyen bir cumhurbaşkanını koltuğa oturtmuş bir ülkeye…

Suça odaklı değil, kurbana odaklı, “cinayet, taciz, tecavüzlerin suçlusunu kurbanda bulan” bir ülkeye.

Peki toplumun kendisinden korunmaya muhtaç olduğu bu ülkede devlet halen neyi beklemekte?

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Yazarlar

Günlük Burç Yorumları Aşk 7 Ağustos 2020 Cuma. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi'nde yer alan 'beyaz cennet' Pamukkale travertenlerindeki görüntü sosyal medyanın gündeminde.

Günlük Burç Yorumları Aşk 6 Ağustos 2020 Perşembe. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Ankara bir diş hekimi ile hamile karısı, iddiaya göre Muğla'nın Fethiye ilçesine giderken yolda darp edildi. Hamile kadının düşük riskinin olduğu belirtildi.

Günlük Burç Yorumları Aşk 5 Ağustos 2020 Çarşamba. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları Aşk 4 Ağustos 2020 Salı. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları Aşk 3 Ağustos 2020 Pazartesi. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Yazarlar
Website Security Test