Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Samimi inanç sahipleri, barışı, sevgiyi, hoşgörü ve dayanışmayı savunmalıdır

29.7.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Diyanet İşleri Başkanı’nın 24 Temmuz günü Ayasofya’daki Cuma hutbesinde; önceden hazırlanan hutbe metninin dışına çıkarak sarf ettiği “bizim inancımızda vakıf malı dokunulmazdır. Dokunanı yakar. Vakfedenin şartı vazgeçilmezdir, çiğneyen lanete uğrar” sözleri, milletimizin büyük bölümü tarafından Atatürk’ü lanetlemek olarak algılanmıştır. Ayasofya’nın 1934 yılında müze yapılması, kararnamede Atatürk’ün imzasının bulunması, Danıştay’ın bu kararnameyi iptal etmesi ve konu hakkında günlerce tartışılmasının üzerine bu sözlerin sarf edilmesi, lanet algısını güçlendirmiştir. Bir din adamının; muhatabı kim olursa olsun olumsuz tavır ve söylemlerle hitapta bulunması, karşıtlığı körüklemesi doğru mudur? Samimi inanç sahiplerinin ve din adamlarının; barışı, sevgiyi, hoş görü ve dayanışmayı savunmaları, birlik ve beraberliği teşvik etmeleri gerekmez mi?

Olayın üzerinden iki gün geçtikten, duyarlı vatandaşlarımızın tepkileri çığ gibi büyüdükten, konunun suç duyurusuyla yargıya taşınması gündeme geldikten sonra Diyanet İşleri Başkanı’nın bir tek gazeteye gönderdiği yazılı açıklama; savunmasının yöntemi ve kullandığı ifadelerde açıkça “Atatürk’e lanet okumadığını” belirtmemiş olması nedeniyle tatmin edici bulunmamıştır.

Diyanet İşleri Başkanı’nın; Atatürk’e bakış açısı, göreve getirildiği günden bu yana apaçık ortadadır. Milli bayramlarımıza ve 10 Kasım’lara rastlayan Cuma hutbelerinde Atatürk’ün adına yer verilmemesi, camilerimizde uzun zamandır Atatürk’ün ve Milli Mücadele Kahramanlarımızın rahmetle anılmaması bu bakış açısını açık bir şekilde yansıtmaktadır.

Atatürk ve Cumhuriyetimize yürekten bağlı, Milli Mücadele Kahramanlarımıza saygı ve minnet duyan vatandaşlarımızın tepkilerinin yatıştırılması için devlet adamlarımızın hiçbir girişimde bulunmaması da düşündürücüdür. Bununla beraber, olayın hemen ardından; Bilal Erdoğan’ın bir televizyon kanalında harf ve kıyafet devrimlerini eleştirmesi, Albayrak Medya Holding bünyesindeki Gerçek Hayat isimli bir derginin “Şimdi değilse ne zaman, sen değilsen kim? Hilafet için toparlanın” ifadeleriyle hilafet çağrısı yapması, sosyal medyada Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkındaki Kanun’un kaldırılması için kampanya başlatıldığı haberinin gündeme düşmesi; “neler oluyor, nereye gidiyoruz, bir yerlerde birileri bir düğmeye mi bastı?” sorularının kafalarımıza üşüşmesine neden olmuştur.

Şeriat ve hilafet düşüncesi, tarikat ve cemaatlerin yıllarca süren gayretleriyle ülkemize yerleştirilmiştir, yerleştirilmeye devam edilmektedir. Önce tarikat ve cemaatler sonra da siyaset halkımızı bu duruma getirmek için mahalle-mahalle, sokak-sokak, köy-köy teşkilatlanmıştır. Pek çoğunun ülke dışı desteklerle faaliyet sürdürdüğünü söylemek yanlış olmayacaktır. ABD güdümündeki FETÖ bunun en bariz örneğidir. Emperyalist güçlerin FETÖ’den başkasına el atmadığını düşünmek saflık olacaktır. İnanç değerlerimize bağlı insanlarımız, her kesimden menfaat gruplarının siyasi ve maddi çıkarları uğruna sürekli tahrik edilmektedir. Kutsal dini değerlerimiz üzerinden siyaset yapılması, bunu yaparken milli değerlerimizin aşağılanmaya çalışılması hem inanç değerlerimizi yıpratmakta hem de milli birlik ve beraberliğimizde onarılması güç yaralar açmaktadır. Tablo ortadadır. Geldiğimiz aşamada inanç değerlerini savunan insanımız milli değerleri savunanlara, milli değerleri savunanlar da inanç değerlerini savunanlara adeta düşman edilmiştir.

Ortadoğu’da, Ege’de, Akdeniz’de, Güneydoğu Anadolu’da pusuda bekleyen bunca tehdit varken, bunların bölgemizi kendi çıkarlarına göre şekillendirmek için yıllardır çalışan emperyalist devletlerin projesi olduğu komşu devletlerin yaşadıklarıyla kanıtlanmışken, Irak’ta, Suriye’de, Libya’da kardeşin kardeşe düşman edilerek bu ülkelerin ne duruma getirildiği gözümüzün önündeyken kendi içimizde halkımızı birbirine düşman edecek derecede ayrıştırmaktan nasıl bir sonuç beklendiğini anlayabilmek mümkün değildir.

Bence Türk Milleti artık inisiyatifi eline almalıdır. Allah’la aramıza kimse sokulmamalıdır. Atatürk İlke ve Devrimlerine, kurucu değerlerimize sonuna kadar sahip çıkılmalıdır. Anadolu’yu bize vatan yapan atalarımıza saygısızlığa izin verilmemelidir. Aksi halde içine düşeceğimiz durum ülkemizi kaosa sürükleyecektir. Siyaset, toplumun ihtiyacına göre yol belirlemektedir. Toplum bunları talep ederse siyaset de ona göre şekillenecektir. Günümüzde muhalefet dahil pek çok siyasi yapı ve çıkar odakları toplumun mevcut durumundan yararlanmaya çalışmaktadır. Toplumu bilinçlendirecek, toplumda milli birlik, beraberlik ve bütünlük yönünde talep oluşturacak örgütlü bir milli harekete süratle ihtiyaç vardır.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Yazarlar

Günlük Burç Yorumları Aşk 3 Aralık 2020 Perşembe. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları Aşk 2 Aralık 2020 Çarşamba. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Bir grup gencin Dünya ve Güneş'in dönüşü hakkındaki tartışması sosyal medyada yüksek etkileşim aldı. Videoda bazı gençler, Güneş'in Dünya'nın etrafında döndüğünü iddia...

Günlük Burç Yorumları Aşk 1 Aralık 2020 Salı. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları Aşk 30 Kasım 2020 Pazartesi. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Boris Johnson'ın, göreve geldiği 2019 aralık ayından bu yana ve özellikle pandemi boyunca, halkın gözüne girmek için elinden geleni yapmasına rağmen, etiğe aykırı kara...

Yazarlar
Website Security Test