Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

''Yurtta yabancı sermaye, cihanda yabancı sermaye''

14.8.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

OECD’de çalıştığım yıllarda“yabancı” sermaye yerine “uluslararası” sermaye sözcüğünün kullanımı teşvik ediyorduk. Zira “yabancı” ne derseniz deyin olumsuz bir çağrışım yaptırıyor. Onun karşıtı “ulusal” ve “yerli” olduğu için bilinmeyen, dışarıdan gelen sermaye kulağa pek hoş da gelmiyor.

Harika bir kalkınma programınız, muazzam bir vizyonunuz, gerekli insan sermayeniz, iyi bir altyapınız, sağlam bir hukuki ve kurumsal çerçeveniz, istikrarlı bir siyasi ortamınız, esaslı bir iç pazarınız ve cazip bir coğrafi konumunuz olabilir ama hepsinin omurgasını oluşturan iç ve dış sermayeyi, yatırımcıyı çekemiyorsanız “boşa kürek çekiyorsunuz” demektir.

Sermaye ürkektir.

Tüm sosyal sorumluluk ve sürdürülebilirlik çabalarına karşın bencildir. Elde edeceği karı, pazar genişlemesini her şeyin önünde tutar. Yönetemeyeceği ve karşılığında yüksek getiri alamayacağı risklere girmez. Yerli sermayenin dışarıya kaçtığı, yatırım yaptığı ülkelerde yabancı aktörler daha dikkatli yatırım hesabı yaparlar.

Dünyanın dört bir köşesinde sadece ülkeler değil bölgeler ve kentler de kendi aralarında yatırım çekmek için kıyasıya rekabet içinde. Revaçta olan yatırımcılar, finansçılar.

“Parayı takip et” derler hep. Para nerede ise, nereye akıyor ise güç oradadır, izini sürmeniz kolaylaşır. Günümüzde hiç bir ülke, hatta şirket, birey, sadece kendi cebindeki parası, tasarrufu ile ne kendisini idame ettirebilir, ne de büyüyebilir. Dışarıdan kaynak bulmanız, onu akıllıca kullanmanız, hak ettiği geri dönüş ile iade etmeniz, çarkı bu şekilde döndürmeniz gerekiyor. Güven zincirini kopartmadan.

Ülkelerin kendi öz kaynakları önümüzdeki dönemde devasa projeleri finanse etmekte tabii ki yetersiz kalıyor. İlaveten, uluslararası yatırımcılara, kamu-özel ortaklıklarına ihtiyaç var.

*

On yıllar boyunca finans elitleri için zenginlik yaratılması olgusunun üretim faaliyetinden giderek artan bir biçimde ayrıldığını ve finans balonlarının spekülasyona her zamankinden daha çok bağlandığını söyleyebiliriz.

Halen $154 milyarı yöneten dünyanın en büyük fonu Bridgewater Associates’in başkanı Raymond Dalio “Üretimden kazanılan para, paranın dolaşımından kazanılan tutarın yanında hiç kalır” diyordu. Tüm bu gelişmeler finans sektöründe tıpkı küresel enerji sisteminde, ekonomide, jeo-politikada, teknolojide olduğu gibi, ciddi bir güç kayması yaşanacağına işaret ediyor.

Yatırımlar, yeni istihdam ve yüksek katma değer yaratan alanlardan ziyade şimdilik pazar payı ve ucuz varlık satın almaya yöneliyor.

“Ne pahasına olursa olsun yabancı yatırım” doğru bir yaklaşım değil. Ülke kalkınmasına katkısını azamileştirebileceğimiz, ülkemizdeki standartları yükselten, küresel rekabet gücümüzü artıran, yeni iş ve istihdam sahaları açabilen, yönetim ve teknoloji becerilerini taşıyan, yerel yatırımcılarla da eklemlenecek “kaliteli yabancı yatırımın hedeflenmesi konusunda herkes mutabık.

Bunun için yatırımcılar ve ülkenin diğer paydaşları ile yakın işbirliği içinde uygun politikalar, kurumsal yapılar geliştirilmesi gerekiyor. Yatırım işlerine siyaseti mümkün olduğu kadar az sokmak gerekiyor.

*

Yurtiçi fon kaynaklarının giderek küçüldüğü ve pahalılaştığı bir dönemde kapsamlı projelerin uzun vadeli ve ucuz finansmanını desteklemek için uluslararası rüzgârları arkamıza almamız, yaratıcı, akıllı ve ayağı yere basan çözümler bulmamız gerekiyor. Uzun vadeli kredileri sunmaya istekli katılımcı sayısı giderek azalıyor. Artık sadece Avrupa ve Japonya bankaları gibi geçmişten beri yüklü miktarda finansman sağlayan geleneksel kurumlara bağlı kalmadan, ilave taze kaynaklar aramak gerekiyor.

Eskiden kolaydı. Yatırım bankaları, gerekli incelemeyi yaptıktan, iş ve finans modellerini çıkarttıktan sonra dolar musluklarını açıyorlardı. Şimdi öyle mi? Yatırım bankaları artık para sahibiyle para kullanıcısı arasında aracılık yapıp cüsseli komisyonlarını alıyorlar. İtibarları hiç olmadığı kadar düşük.

Bugün Londra ve New York’taki yatırım bankacılarının önemli bir kısmı beklenmedik şekilde kendilerini kapının önünde buldular. Zira para ve iş artık Dubai, Hong Kong, Şanghay, Tokyo ve Singapur gibi yeni finans merkezlerinde. Para, egemen servet fonlarında, emeklilik ve sigorta fonlarında, sukuk (yatırım sertifikası) gibi İslami finans araçlarında ve yüksek gelirli aile fonlarında.

*

Diğer bölgelerin yanısıra, Afrika’da da “Zenginler Kulübü” için mekik diplomasisi uyguluyordum. Kenya’da Batılı bir ülkenin Büyükelçisi ilginç bir gözlemini dile getirdi: “Bu ülkelerin çoğu bağımsızlık mücadelelerini anti-emperyalist zemine oturtmuşlardır. Birkaç yıl öncesine kadar kaynaklarının yabancı yatırımcılarca sömürüldüğü söylemi çok yaygındı.”

Oysa bugün hemen hemen tüm gelişme yolundaki ülkeler yabancı yatırım çekmek için birbirleriyle yarışıyor, yeterince “sömürücü”nün gelmemesinden şikayet ediyorlar. Tüm sömürgecilerin çatı teşkilatı olarak da OECD’yi davet edip daha fazla “emperyalist” şirketin nasıl cezbedileceği, bunun için yatırım ortamının nasıl iyileştirilebileceği konusunda yardım istiyorlar.

Lakin, artık dünya eskisi gibi para içinde yüzmüyor. Küresel yatırım akışı 2019’da bir önceki yıla göre yüzde 23 düşerek $1.39 trilyona geriledi. Önümüzdeki yıllarda daha iyiye gideceğine dair olumlu bir işaret de görünmüyor.

Hala en fazla yabancı sermaye çeken ülke $251 milyar ile ABD, onun $140 milyar ile Çin ve $110 milyar ile Singapur izliyor. Bu üç ülkeyi, sırayla Brezilya, İngiltere, Hong Kong, Fransa, Hindistan, kanada ve Almanya izliyor. Tüm gelişme yolundaki ekonomilere akan sermaye ise $695 milyar idi.

*

“Gel” deyince gelmiyor

Yabancı sermayeyi ne melek ne de şeytan olarak görmeli. Sermayenin yabancısı da yerlisi de aslında aynı hedefin peşinde. Makul bir sürede yatırdığı paranın, sarf ettiği emeğin karşılığını kar olarak geri almak, pazar payını genişletmek önde gelen amaç.

Mevlana’nın çağrısı gibi “Gel, ne olursan ol, gel! İster kafir, ister mecusi, ister putperest ol, gel!” değil kökeni ve niteliği ne olursa olsun değil “kaliteli” yabancı yatırım çekilmesi önem taşıyor.

Yerli sermayenin güçlü olduğu alanlardan ziyade ülkeye yeni teknoloji, beceri, finansman getirecek, piyasalarımızı küresel şebekelerine eklemleyecek, insan sermayesine, araştırma-geliştirmeye özlü katkı sağlayacak yabancı yatırımcıyı hedeflemek zorundayız.

Bu yüzden, yatırım ortamını iyileştirirken sadece teşvikler, altyapı değil akıl ve bilim ışığında bugününden haberdar ve geleceğe umutla bakan, uluslararası çapta, özgüveni yüksek insan yetiştiren, zengin kültürel, dini ve tarihi çeşnimizden esinlenen, dış dünya ile de uyumlu eğitim ve ahlaki değerler sistemi yaratılması da öncelikli hedefler arasında olmalı.

Ancak büyük hayalleri, rüyaları olanlar büyük başarılara imza atabilirler. Eğer Türkiye küresel birinci ligde oynamak istiyorsa değişimin hangi istikamette ve süratte yapılması gerektiği açık. Henüz bilgi temelli endüstrilere yeterli derecede kayamadık.

Bilgi toplumunu esasen tepeden inmeci devlet politikaları değil yaratıcı, esnek, özgür bireyler ve şirketler kuracaktır. Hükümetlerin görevi, gerekli çerçeve koşullarını oluşturmanın, olumsuz dış gelişme ve baskıların etkisini en aza indirmenin, küresel açılıma zemin taşı döşemenin, altyapı ve eğitime yatırım yapmanın ötesine geçemez, geçmemelidir de. İnsanların eylem ve hayal gücü gerekli ivmeyi, dinamizmi yaratacak, bilgi toplumuna gidecek yolu açacaktır.

Nihai hedef, insanımızın refahını yükseltmek. Bu refahı sürekli ve kalıcı hale getirebilmek için de, uluslararası üretim ağı içinde, kendi karşılaştırmalı üstünlüğünüzü öne çıkartacak, ucuz emek yerine yüksek katma değer yaratan emek kullanan bir yer almamız gerekiyor.

Bir an önce sıcak paraya dayanan sanal büyüme olgusundan vazgeçerek gerçekten doğrudan yabancı sermaye girişine dayalı, ülkenin yerli tasarruf yatırım açığını kapatan bir yaklaşımı benimsemeli, yabancı ve yerli yatırımlar önündeki engelleri kaldırmalıyız, güven aşılamalıyız.

Kağıt üzerinde ve boş nutuklarla değil gerçekte.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test