Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Zeus Sunağı, Bergama’ya dönmeli!..

14.8.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

 

Her görüşümüzde yeni yerler keşfettiğimiz ve çok sevip beğendiğimiz Bergama, ülkemizin ve bölgemizin ‘tarihi derin’ bir kentidir. Tarihte adı Bergama ile birlikte anılmış ama sonra yurt dışına çıkarılmış ünlü Zeus Sunağı, ilk olarak 1990’lı yıllarda, Bergama’nın o dönemlerdeki başarılı belediye başkanı Sefa Taşkın’ın girişimleri ile kamuoyunun gündemine gelmişti. Bugünlerde yeniden gündemde…

 

Zeus Sunağı’nın hikâyesi

Belediye başkanlığının ötesinde yaptığı araştırmalarla ve yazdığı kitaplarla, yalnız Bergama’nın değil, Ege’nin antik tarihi konusunda da uzmanlaşan sevgili dostumuz Taşkın ile arkadaşları, bugünlerde yeniden konunun peşine düştüler. Zeus Sunağı’nı, ait olduğu yere, Bergama’ya getirmenin çalışmalarını yapıyorlar.

Sevgili Başkan Taşkın, Zeus Sunağı’nın hikâyesini şöyle anlatıyor:

“Tarihte gelmiş geçmiş en büyük sunakların başında Bergama Zeus Sunağı sayılıyor. “Zeus” eski Ege dininde en büyük tanrıdır. Bergama Sunağı Zeus’a sunu, adakta bulunulan bir merkezdi. Sunak, neredeyse o zamanının Hac merkezi gibi bir yerdi. Bütün Anadolu, Ege dünyası burayı ziyaret ederdi. Onun için Antik Bergama yöneticileri, Zeus Sunağını görülmemiş bir tasarımla yapmış, eşsiz güzellikteki mermer heykellerle, friz/rölyef/fresklerle süslemişti. Bu muhteşem, kutsal sayılan mermerler 160 yıl önce kurnaz Prusyalı/Alman memurlar tarafından Bergama’dan Berlin’e, yasa dışı, gayrı meşru yollarla götürüldü.”

 

Bergama’dan Pergamon’a zaman yolculuğu

Bergama’dan yurt dışına kaçırılıp, halen Berlin Pergamon Müzesi’nde sergilenen Zeus Sunağı’nın hikâyesi ve zaman yolculuğu, aslında tarihsel ve kültürel değerleri sahiplenmenin ne denli önemli olduğunu çarpıcı biçimde gösteriyor.

Bergama Akropolü’nü bilenler ve gezenler, bir zamanlar bu yüksek alanda bulunan sunağın yerinde şimdi birkaç ağacın bulunduğunu bilirler. Akropolü her ziyaret edişimizde, işte bu ağaçların altında oturup, bir yandan güzelim Bergama kentimizin panoramik görüntüsüne bakarken; bir yandan da -sunağın burada olduğu zamanların görüntülerini belleğimizde canlandırıp-  buranın sunaklı halini düşlerdik.

Sonraları, gerçekleştirdiğimiz Berlin ziyaretlerimizde, Zeus Sunağı’nı şimdilerde bulunduğu Pergamon müzesinde görme fırsatı bulmuştuk. Sunağı da o günün anısına görüntülemiştik.

 

Müzeler Adası ve Pergamon

Bizce Berlin’in en önemli tarihsel zenginliklerinin başında müzeler geliyor. Kentin tarihi yapılarının yoğunlaştığı bölümünde birbirine yakın konuşlanmış çok sayıda müze var.

Berlin, adeta bir müzekent… Berlin’e ilk gidişimizde, öncelikle görmek istediğimiz üç yer vardı; yapılışı da yıkılışı da tarihin akışını değiştiren Berlin duvarı, Dimitrov’un ünlü savunmasına konu olan Reichstag (parlamento) binası ve Zeus Sunağı’nın bulunduğu Pergamon Müzesi - Müzeler adası. Sırasıyla bunları görmüştük.

‘Müzeler adası’ olarak da anılan kentin tarihi bölümü, 1999 yılından beri UNESCO’nun Dünya mirasları listesine alınmış. Yılda üç milyonun üzerinde turistin ziyaret ettiği belirtiliyor. Bu müzeler içinde birisi özellikle bizim için daha büyük önem taşıyor. Almanca ‘Pergamon Müseum’ olarak anılan Bergama müzesi. Bu müze, Berlin müzeler adasında yer alan beş önemli müzeden biri. Başta Zeus Sunağı olmak üzere, Bergama’dan götürülmüş eserlerle oluşturulmuş.

Burada da, müzenin merdivenlerine oturup, sunağın asıl ait olduğu yere Bergama’ya geri götürüleceği günlerin hayalini kuruyoruz. Zeus Sunağı ile daha da zenginleşecek günümüzün Bergama’sını düşlüyoruz. Bu müzeleri ve eserleri gördükçe, tarih bilincinin ve tarihsel korumacılığın önemini bir kez daha kavrıyoruz. Bu gerçekliği, hem bilincimize ve hem de yüreğimize nakşediyoruz…

 

Zeus Sunağı’na sahip çıkmak, yurtseverlik örneğidir

Bu toprakların kalıtı olan Zeus Sunağı’na ve benzerikalıtlara sahip çıkmanın önemli olduğunu düşünüyoruz. Bu aynı zamanda tarihe, üzerinde bulunduğumuz topraklara ve geçmişte bu coğrafyada yaşamış uygarlıklara karşı sorumluluğumuzdur.

Zeus Sunağı ile ilgili girişimler sahiplenilmeli ve desteklenmelidir. En başta da merkezi ve yerel yönetimler tarafından…

Bu konulardaki duyarlılığını bildiğimiz İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in bu mücadeleyi sahiplenip büyüterek, ulusal ve uluslararası platformlara taşıyacağını düşünüyoruz. Çarşamba günü tarihi Akslepion’da yapılan meclis toplantısı, bunun habercisidir.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test