Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Suriye, Doğu Akdeniz, Libya ve Ege'deki sorunlar...

15.8.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Cumhuriyet tarihimizin en zor, en hassas dönemini yaşadığımızı söylemenin yanlış olmayacağı kanaatindeyim. Bir taraftan birlik ve bütünlüğümüzü, devlet yapımızı hedef alan dış destekli terör örgütlerinin tehdidi altındayken, diğer taraftan ekonomik sıkıntılarla, sosyal huzursuzluklarla bunalmış durumdayız. Kendi içimizde milli güç unsurlarının en önemlisi ve milli politikaların yönlendiricisi olan “siyasi gücü” kısır iç siyasi çekişmelere feda ediyoruz. Bu nedenle milli çıkarlarımız etrafında kenetlenmekte zorluk çekmekteyiz. İktidarımız her söyleminde kendisi gibi düşünmeyeni vatan hainliğiyle, teröristlerle iş birliği yapmakla, dış güçlerin çıkarına hizmet etmekle suçlamakta, muhalefetimiz de dış politikamızla ve çevremizi saran tehditlerle ilgili görünmemektedir. Siyasi alanda kendilerine yer açmaya çalışan bir başka kesim ise kaynağı belli olmayan komplo teorilerini gündeme getirerek dikkat çekmeye çalışmakta, muhataplarımızın propagandasına katkı sağlamaktadır.

Yurt içindeki bu hassasiyetimiz sürekli körüklenirken, başta ABD olmak üzere emperyalist devletlerin peşine takılarak giriştiğimiz Ortadoğu ve Kuzey Afrika’yı şekillendirme maceramız bizi bütün komşularımızla ve ilgili bütün ülkelerle çözümü oldukça zor anlaşmazlıklara sokmuştur. Geldiğimiz aşamada dostumuz ve müttefikimiz diyebileceğimiz ülke neredeyse yoktur, olanlar da bize muhtaçtır. Bu durum; son derece haklı olduğumuz uluslararası konularda bile desteksiz kalmamıza neden olmaktadır. Böyle olunca yine önemli bir milli güç unsuru olan “askeri gücümüzü” devreye sokmaktan başka seçeneğimiz kalmamıştır. Nitekim halen Suriye’de, Irak’ta, Libya’da ve terörle mücadelede büyük çapta askeri birliklerimiz görevlendirilmiştir. Bu da Silahlı Kuvvetlerimizin çok cepheli mücadeleye girmesine ve askeri gücümüzün bölünmesine, bununla birlikte önemli miktarda “ekonomik güç” kaybına neden olmaktadır.

Yunanistan; ülkemizin bu durumunu fırsata çevirerek “Megalo İdea”sını hayata geçirmenin yollarını aramaktadır. Bu işe Ege’de 18 ada ve iki kayalığı anlaşmalar hilafına işgal edip askeri birliklerini konuşlandırarak başlamıştır. MSB Eski Genel Sekreteri E. Kurmay Albay Ümit Yalım’ın, duyarlı insanlarımızın ve duyarlı basınımızın bütün ikazlarına, konuyu hukuki gerekçeleriyle gündeme getirme çabalarına rağmen gereken hassasiyet gösterilmemiş, bir tepki ortaya konmamıştır. Bundan cesaret alan ve Ege’de yeterli askeri yığınağı yaptığına inanan Yunanistan şimdi işi daha da ileriye götürerek Akdeniz hakimiyetinde rol kapma arayışına girmiştir. Fransa, Mısır, İtalya ve İsrail’in desteğini sağlamayı başaran Yunanistan son zamanda Dedeağaç’ta ABD’ye deniz ve hava üssü tahsis ederek ABD’nin desteğini de arkasına almış görünmektedir. Ümit Yalım; Dedeağaç’ın Lozan Anlaşmasına göre gayri askeri statüde olduğunu belgeleriyle ortaya koymaktadır. Buna rağmen, bu konuda da tepkisizliğimiz devam etmektedir. Şimdi de kıyılarımıza sadece bir buçuk mil uzaklıktaki 10 kilometre karelik Meis Adası’nın kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölge (MEB) hakkının olması gerektiğini iddia eden Yunanistan, Akdeniz’deki hak ve çıkarlarımızı baltalamaya çalışmaktadır. Bu durumun kabul edilmesi mümkün değildir. Aksi halde Ege’de işgal ettiği adalar da aynı statüye sahip olacaktır. Bu da diğer bir milli güç unsuru olan “coğrafi gücümüzü” zafiyete uğratacaktır. Bunun yanında; Yunanistan’ın iddia ve tacizlerinin önü alınamadığında, yakın gelecekte Güney Kıbrıs’ı NATO’ya sokmaya çalışmasına şaşırmamak gerekir. Bu konuda ABD ve bazı AB ülkelerinden güçlü bir destek alması da muhtemeldir.

Suriye, Doğu Akdeniz, Libya ve Ege’deki sorunları ve terör tehdidini birbirinden ayrı düşünmek mümkün değildir. Bölge hakimiyeti konusunda son derece kararlı iki aktör ABD ve Rusya’dır. Onlar da bütün bölge ülkelerini ve terör örgütlerini kendi çıkarlarına göre yönlendirmekte, anlaşmazlıkları körükleyerek hedeflerine ulaşmayı amaçlamaktadırlar. Buna rağmen aynı tehdit altında olan bölge ülkeleri (Türkiye, İran, Irak, Suriye, Azerbaycan) ortak çıkarları doğrultusunda bölgesel güç birliği oluşturmakta son derece isteksizdir. Ülkemiz bölgede tek başına kalmıştır.

Şimdi iki soru sormak istiyorum. Birincisi, ülkemizin Kuvayı Milliyesi’nin çekirdeği olan Seferberlik Tetkik Kurulunu; derin devlet, gladyo, kontrgerilla, faili meçhul olayların odağı olmakla suçlayarak algı yaratıp halkımızın gözünden düşürmeye çalışmak, sonunda Arınç’a suikast bahanesiyle ortadan kaldırmak doğru olmuş mudur? İkincisi de Atatürk’ü ve Türk Milli Mücadelesini küçümseyerek “keşke Yunan galip gelseydi” diyebilecek derecede milli şuurdan yoksun birisine hala saygı duyan var mıdır, varsa bugün bunlar “keşke Yunan galip gelse” diye aklından geçiriyor mudur?

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Yazarlar

İstanbul'da yapıldığı belirtilen bir sokak röportajında konuşan Almancı çift sosyal medyada büyük paylaşım aldı. Ekşi Sözlük ve Twitter'da binlerce etkileşim alan vide...

Günlük Burç Yorumları Aşk 25 Eylül 2020 Cuma. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları Aşk 24 Eylül 2020 Perşembe. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları Aşk 23 Eylül 2020 Çarşamba. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları Aşk 22 Eylül 2020 Salı. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları Aşk 21 Eylül 2020 Pazartesi. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Yazarlar
Website Security Test