Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Peki Merkez Bankası şimdi ne yapacak/ ne yapmalı?

21.8.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Economist’e göre, Türk yetkililer liranın hızlı düşüşü karşısında “çaresiz.” Türk Lirasının tarihi değer kaybının sonu şimdilik gözükmüyor. Economist, yabancıların liraya güvenlerinin kalmayışından hükümet politikalarını sorumlu tutuyor.

Haziran sonuna kadar Merkez Bankası liranın değerini koruyabilmek ve dolara sabitleyebilmek adına 65 milyar dolar rezervi eritmişti bile. 6 Ağustos’ta pes eden Merkez Bankası dalgalı kur sistemine geçerek değer endekslemeyi bıraktı. Hızla değer kaybeden liranın günlük değer kaybı %3’ü geçerek, lirayı tarihinin en düşük değerine ulaştırdı.

Türkiye günümüzde 2018 krizini tekrar yaşama riskiyle karşı karşıya olabilir. Amerika ile bir açmaz, kredi patlaması ve yükselen cari hesap açığı, Merkez Bankası’nı kur erimesini önlemek için yüksek faiz oranları uygulamaya zorlaması da gidişatı bu yönde göstermekte. TCMB Para Politikası Kurulu 20 Ağustos’ta toplandı. Merkez Bankası 7 Ağustos’tan beri örtülü olarak faiz artırmakta. Buna rağmen, 2018’de olduğundan daha da az bağımsız ve eli kolu daha bağlı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, faiz oranlarını düşürmeyi reddettiği için eski Merkez Bankası başkanı Murat Çetinkaya’yı Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle görevden almıştı. Yerine atanan Murat Uysal’ında hükümetin isteklerine ters düşen adımlar atması çok zor gözüküyor.

Hükümetlerin popülaritelerinin düşmemesi adına düşük faiz oranlarını desteklemeleri Türkiye’ye has bir durum değildir. Birinci görevi fiyat istikrarını sağlama ve enflasyonu önleme olan Merkez Bankaları ise ekonomi tehlikeye girdikçe faiz oranlarını, kendi asli amaçlarına hizmet etmek adına yükseltir. Bu nedenle ülkelerde “merkez bankası bağımsızlığı” büyük önem taşır. Türkiye Cumhuriyeti 2001 krizi sonrası Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB)’nı bağımsızlaştırarak hükümetten ayırmıştı. Günümüzde bütün gelişmiş ülkelerin merkez bankaları da benzeri şekilde bağımsızdır. Bağımsızlığı “Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası Kanunu” ile korunan TCMB’nin bağımsızlığı ise günümüzde büyük ölçüde sorgulanırken, Türkiye bu bedeli kötüye giden ekonomisiyle ödemekte.

Merkez Bankası’nın karşılaştığı bir diğer sorun ise bankanın döviz rezervlerinin tükenmesidir. Brüt varlıklar Temmuz'da 90 milyar dolara kadar düşmüştü. Yerel bankalarla kur takası yoluyla yabancı borçları ve borçlanmayı düşüren net varlıklar şu an 41 milyar dolar seviyesinde. Bir danışma grubu olan Spinn Consulting'den Özlem Derici Şengül, "Cephaneleri bitti" diyor. "Böyle devam ederlerse, hiç para kalmayabilir.”

Türkiye her şeye rağmen yatırımcıların lira ve ekonomi yönetimine olan güvenini yeniden tesis etmeye çalışabilir. Ancak bunu yapmaya istekli durmuyorlar. Şimdilik, hükümet para arzını arka kapıdan kesmeye çalışıyor. Bu yılın başlarında, Covid-19 salgınından kaynaklanan darbeyi hafifletmek amacıyla, devlet bankaları piyasayı ucuz kredilerle doldurmuştu. On yılın en büyük kredi patlaması, lira üzerinde yeniden baskı oluşturdu ve enflasyonu yükseltti. Bununla birlikte Merkez Bankası, liranın değerine yönelik son işleminden günler sonra, bankacılık düzenleyicisi, borç verenlerin kredileri pompalamasını veya ağır cezalarla karşı karşıya kalmasını gerektiren varlık oranları hakkındaki kurallarını gevşetti. Bu arada Merkez Bankası, borçlanma maliyetlerini dolaylı olarak artırabileceği bir politika faizleri sistemine geri döndü.

Merkez Bankası’nın gösterge politika faiz oranı şu an %8,25 ve enflasyon oranı yaklaşık %12. Bu değerler Türkiye’yi gelişmekte olan büyük ekonomiler arasında en düşük reel oranlara sahip ülkeler arasına koymakta. Yılbaşından bu yana lira, dolar karşısında değerinin yaklaşık beşte birini kaybetti. Yabancı yatırımcılar Türk hisse senetlerinden ve tahvillerinden 11 milyar dolar çekti. Yerel mevduat sahipleri ise güvenlik için dolara koşuyor.

Analistler, Merkez Bankası’nın ılımlı bir faiz oranı artışıyla kazanmaya çalıştığı kredibilitesini kazanamaması halinde, ülkenin daha sonra daha büyük bir faiz artırımına zorlanabileceği konusunda uyarıyorlar. Fakat bu çözüm yolu yeterli olmayacaktır. Merkez Bankası’nın eski baş ekonomistlerinden Hakan Kara, doğru cevabın “bankaya ana politika faizini yükseltme özgürlüğü vermek olacağını” söylüyor. Kara’ya göre, “Devlet bankaları da gazdan ayaklarını çekmeli ve yetkililer finansal sistemin fiyat risklerini serbest bırakmalı.”

Tutarlılık, Türkiye'nin yabancı yatırımcıları geri kazanmasına yardımcı olacaktır. Hükümet yetkilileri tavsiyelere kulak asmalı ve Merkez Bankası tam bağımsız karar almaya başlamalıdır. Ekonomi aksi takdirde gerilemeye devam edecek ve bedelini Türk halkı ödeyecektir.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Yazarlar

İstanbul'da yapıldığı belirtilen bir sokak röportajında konuşan Almancı çift sosyal medyada büyük paylaşım aldı. Ekşi Sözlük ve Twitter'da binlerce etkileşim alan vide...

Günlük Burç Yorumları Aşk 25 Eylül 2020 Cuma. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları Aşk 24 Eylül 2020 Perşembe. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları Aşk 23 Eylül 2020 Çarşamba. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları Aşk 22 Eylül 2020 Salı. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları Aşk 21 Eylül 2020 Pazartesi. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Yazarlar
Website Security Test