Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Emperyalizm bölgemizdeki hedefine adım adım yürümektedir

24.8.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Yazarımız ve yayın kurulu üyemiz Emekli Albay Soner Aydın, Doğu Akdeniz'deki son gelişmeleri değerlendirdi.

Ortadoğu ve Kuzey Afrika yüzyılın en karmaşık, en huzursuz dönemini yaşamaktadır. Özellikle son 30-40 yıldır emperyalist güçler tarafından örgütlenen, kışkırtılan kitlelerin ve bu durumla mücadelede yapılan hataların bu huzursuzlukta büyük payı vardır.

Bölgemiz; etnik aidiyet, inanç ve mezhep yönünden çok çeşitli nüfus yapısına sahiptir. Birinci Dünya Savaşından sonra sınırları cetvelle çizilen ve başlarına birer otoriter güç oturtulan bölge ülkelerinde halklar, yönetimler tarafından; milli birlik, beraberlik ve milli hedefler yönünde bir arada tutulamamıştır. Yönetimi elinde bulunduranların; kendi varlıklarını korumak, otoritelerini devam ettirmek dışında amaçları olmamıştır. Bu amaçlarına; taraftar, eş, dost, akraba ve kendi aşiretine, kendi mezhebine mensup olanları memnun etmekle, taraf olmayanı baskı altına alarak sindirmekle, sadece yönetimlerini koruyacak silahlı güçler oluşturmakla ulaşmayı tercih etmişlerdir. Bu durum, bir taraftan demokratik hak ve özgürlüklerinin gasp edildiğine inanan gayrimemnun kitleler oluştururken diğer taraftan durumdan yararlanmaya çalışan çıkar gruplarının ortaya çıkmasına neden olmuştur. Milli çıkarlar doğrultusunda çaba harcayan bilinçli insanlar baskılarla sindirilmeye çalışılmış, çıkar gruplarının örgütlemeyi başardığı bilinçsiz kitlelerin büyük bölümü de emperyalist devletlerin güdümündeki radikal uçlara itilmişlerdir. Son 30 yıldır başta Irak, Afganistan, Suriye ve Libya olmak üzere emperyalist devletlerin müdahale ettikleri ülkelere bakıldığında tablo bütün açıklığıyla görülmektedir. Etnik bölücü terör örgütlerinin ve radikal İslamcı/cihatçı grupların hemen hepsinin bu ülkelerde yuvalanmış olması tesadüf değildir.

Emperyalist güçler; büyük çoğunluğu Müslüman halklardan oluşan bölge ülkelerinin bölgesel birliktelik, bölgesel güç oluşturmalarını da engellemektedir. Çünkü dünyanın en zengin doğal kaynaklarına, su kaynaklarına, kıtalar arası ulaşım imkanına, tarım ve enerji potansiyeline sahip Ortadoğu ülkeleri bölgesel birliktelik oluşturduklarında emperyalist devletlere çıkar alanı kalmayacaktır. Bölge ülkeleri de bu durumdan rahatsızlık duymamakta, emperyalizme hizmette sakınca görmemektedir.

Bölgesel birlikteliği engellemenin en kolay şekli; etnik farklılıkları ve bölge insanının hassas olduğu inanç değerlerini istismar etmektir. Etnik yönden yapılan istismar büyük ölçüde hedefine ulaşmış, bölgedeki Kürt gruplara çeşitli kazanımlar sağlanmıştır. Bunun yanında mezhep ayrılıkları yönünden inançta bile uzlaşamayan bölge halkları, son yıllarda bir de tarikat ve cemaatler eliyle ayrıştırılmıştır. Ülkemiz de dahil bölgede yüzlerce tarikat ve cemaat, her biri kendi belirlediği yolda, kimisi siyasetle, kimisi ticaretle iç içe kendi çıkarına göre faaliyet göstermektedir. Bu durum iç siyasette oy toplamanın aracı olarak kullanıldığından toplumsal barışa, birlik ve beraberliğe olumsuz etkileri göz ardı edilmektedir. Bu kadar çok sayıdaki tarikat ve cemaatin aynı derecede memnun edilmesi mümkün değildir. Sıra çıkar paylaşımına geldiğinde dışlananlar, bölgede görüldüğü gibi emperyalizmin güdümündeki radikal İslamcı grupları oluşturmaktadırlar.

Bu durum dış siyasete de yansımakta, emperyalist devletlerin karıştırdığı ülkelerde; sadaka ve yardımlarla yaşamaya mecbur edilmiş muhtaç halk kitleleri, kendilerini hedef alan dış güçlerin propaganda aracı olarak kullanılmaktadır. Bölge ülkelerinden hiç birisi emperyalist devletlerin hedefindeki ülkelerin birlik, bütünlüğü ve istikrarı için çaba harcamamakta, hemen hepsi hedef ülkede kendisine müzahir inanç ve mezhep gruplarıyla ilgilenmektedirler. Bu durumda bölgesel birlik oluşturulması da zaten mümkün değildir.

Emperyalizm hedefine adım adım yürümektedir. Bölgenin şekillendirilmesi çalışması bütün hızıyla devam etmektedir. Ülkemiz de son yıllarda demokrasi, hak ve özgürlükler bakımından dünyada son sıralardaki ülkeler arasında gösterilmektedir. Emperyalist devletlerin müdahale ettiği komşularımıza ve Doğu Akdeniz’de hak ve menfaatlerimizi korumaya çalışırken karşımızda oluşan bloğa bakıldığında, gelecekte ülkemizin de bir savaşa/çatışmaya sürüklenmesi ve müdahale edilmesi gereken ülke sınıfına sokulması tehlikesini göz ardı etmemek gerekmektedir.

Geçmişte “değerli yalnızlık” olarak övünülen kavram, günümüzde bizi sahada tek başımıza bırakmıştır. Emperyalist tehditle mücadelenin yolu; çağdaş, bilimsel, akılcı değerler ve kurucu ilkelerimiz doğrultusunda milli birlik oluşturmaktan, yurt içinde ve yurt dışında liyakatli ve dirayetli kadrolarla diplomatik savunma kalkanımızı güçlendirmekten, Silahlı Kuvvetlerimizi siyasetin dışında tutarak caydırıcı gücümüzü korumak ve geliştirmekten geçmektedir.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test