Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Beklenen müjde

28.8.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Ülke olarak, 1683 viyana kuşatmasından bu yana sürekli bir geri çekilme, yenilme, yenilmenin getirdiği iç çekişmeler ve ekonomik zorluk ve başarısızlıklarla mücadele ettik.

Hayalini kurduğumuz şey ise muasır medeniyet seviyesine çıkmak refah toplumu olmaktı.

Refah toplumu hikâyelerine baktığımızda; Ya yeraltı zenginliklerine kendiliğinden sahip ülkeler karşımıza çıkmakta ya da yeraltı zenginliği olan ülkeleri sömüren ülkeler.

Yer altı kaynağı olmayan; Almanya, Japonya, Güney Kore gibi ülkelerin mücadelelerini anlamaya çalıştığımızda ise büyümeye başlayan ülkelerin, hammaddeye ve ürettiği ürünleri satacağı pazarlara ulaşma çabası ortaya çıkar. Önceden bu alanları sömürme, devirme ya da devşirmeyle etki alanına alarak kontrol eden güçler bu alanda bir paylaşımı kabul etmezler.

Fitilin ateşlenmesi her ne sebeple olursa olsun çatışmaların temeli ekonomiktir. Kaynak& Pazar mücadelesine dayanır. 1. ve 2. Dünya savaşının çıkışı Almanya ve diğer hakim güçler açısından böyledir. Japonya da benzer ihtiyaçlarını karşılamak için 2. Dünya savaşına taraf olmuştu. Güney Kore’deki durum biraz farklı olsa da neticede Savaşları kaybederek ya da gönüllü olarak Büyük güç şemsiyesi altında enerjilerini büyümeye ve kalkınmaya kanalize ederken, haracını verdikleri büyük abilerinin himayesinde pazara ve hammaddeye ulaşmakta güçlük çekmediler.

Kaynağı olan ülkeler evvelden beri hakim güçlerin kontrolü ve takibi altındalar. Arap ülkeleri Kuzey Afrika, Güney Amerika, dikkat edilecek olursa, dünyanın en istikrarsız bölgeleri aynı zamanda.

Zenginlikle istikrarsızlık arasında ince bir çizgi olduğunu söylemek yanlış olmaz. Zengin olması ve kaynağa ulaşması muhtemel ülkelerin, sosyal fay hatlarında bomba patlatmaya hazır güçler kol gezerken, bunlara çanak tutmaya dair, eylem ve söylemlerin refah değil yıkım ve yok oluş getirebileceğini akıldan çıkartmamak gerekiyor.

Bizim büyük abilerimiz olmadığı gibi, “Dünün dayak yemiş büyük abisi” olarak hala bizden hazzetmediklerini ve bize güvenen topluluklarında bizim yanımızda durmak için çekingen davrandıklarını unutmamak gerekir. Ya kendimize güvenip hakkımızı Akdeniz’de, Karadeniz’de, Libya’da, Suriye’de arayacağız, ya da ekmeğimizi alan “Mahalle serserilerinin” arkasından yüz yıl daha bakmak zorunda kalacağız.

Günümüze geldiğimizde ise müjdeler, umutlar, heyecanlar, insanları toplumları ayakta tutar güçlü kılar ancak bugünden yarına dayanma gücümüzün olması gerekiyor.

Son aylarda gelen sanayi üretim rakamları ihracat rakamları falan, olumlu olduğunu söyleyebiliriz ancak Türkiye’nin döviz ihtiyacını karşılamaya yetmiyor.

Turizm rakamlarına baktığımızda Temmuz ayının turist sayısının, Ocak rakamlarına ulaşmadığını görüyoruz. Türkiye’nin ödemeler dengesi içerisinde çok önemli bir kalemden yoksun kaldığımız durumda yani arzı düşerken, talebi sabit ya da artan eğilim gösteren bir mal fiyatı nasıl hareket ederse dövizdeki harekette bu şekilde oluşuyor.

Temmuz ayı ortasından bu yana dolar endeksi diğer para birimlerine karşı 97’den 92 seviyesine gerilerken, dolar TL karşısında 6,82’den 7,40 seviyesine tırmandı. Bu tamamen iç kaynaklı ve düşük faiz yüksek büyüme politikası neticesi oluştu.

Merkez Bankamızın sıkılaşma ile ilgili attığı adımlar kısmen sonuç verse de önümüzdeki aylarda kurun bu fiyatlarda kalmasını ya da düşmesini sağlayacak düzeyde değil.

Burada yapılan siyasi bir tercih olarak büyüme ve istihdam tercih edilirken kur ve enflasyon tarafında taviz olarak görülüyor. Uzun süre sürdürülebilir değil. Sonunu izleyip göreceğiz.

Bizim daha fazla doğal gaz ve petrol bulunmasına ve bunun istikrar içinde çıkarılmasına ihtiyacımız var, aksi halde zor şartlar herkesi yormaya devam edecek.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Yazarlar

Esra Erol'un programında yaşanan skandal bir olayla gündeme oturan Cengiz Koraltan'a Ülkücü oldukları anlaşılan bir grup meydan dayağı attı. Dayak görüntüleri sosyal m...

Günlük Burç Yorumları Aşk 30 Eylül 2020 Çarşamba. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları Aşk 29 Eylül 2020 Salı. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları Aşk 28 Eylül 2020 Pazartesi. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Yazarlar
Website Security Test