Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Bir Mahmut Makal vardı!..

4.9.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Hey gidi günler hey!... Yıl 1960 – 1961… Ankara’nın Babıâlisi Rüzgarlı Sokakta, yeni çıkan ÖNCÜ gazetesindeyiz…

Kimler yok ki; Altan ağabey (Öymen)’in Genel Yayın Müdürlüğünde… Oktay Ekşiler, Aydın Yalçınlar, Nilüfer Yalçınlar, Semih Balcıoğlular, Oktay Kurtbökeler, Muzaffer Aşkınlar, Sermet Çağanlar, Doğan Özgüdenler, Kurthan Fişekler, Cüneyt Koryürekler, Erdoğan Tokatlılar, Mustafa Ekmekçiler, Örsan Öymenler, Mete Akyollar, Ethem Çalışkanlar… Ve, Ahmet Arifler, Mahmut Makallar, Fakir Baykurtlar… Ve de bizler, Uluç kardeşler; Hıncal ve Ben… (Bir not koyayım: Bu Gazete, Alparslan Türkeş’in gazetesiydi…)

O kadroda, günlük sohbetlerde bir araya gelen bir iç grup vardı; Ben, Oktay Kurtböke, Sermet Çağan, Ahmet Arif ve Mahmut Makal… Arada gazetede “İrazca’nın Dirliği” romanı tefrika edilen rahmetli Fakir Baykurt da gazeteye uğradığı zamanlarda bu sohbetlere katılırdı.

Köy Enstitüsü mezunu Mahmut Makal “Bizim Köy” kitabı ile “Köy edebiyatını” Türk okuru ile tanıştıran adamdı. Bana da “Köy Enstitüleri sevdasını aşılayan” dost / yazar!..

İnanıyorum ki ve hep anlatıyorum ki; “Anadolu aydınlanmasının temeli olacak” Köy Enstitüleri, İsmet Paşa’nın son iktidar yıllarında “normal köy okullarına dönüştürülmese” bugün Anadolu çok daha başka olur; PKK belası da olmaz, “olsa bile” yaşayamazdı!..

Köy Enstitülerini kuran “baba” Tonguç’u ve de Türk insanına, Türk aydınına, Türk gençliğine, Türk çocuğuna “Milli Eğim Bakanı iken Dünya klasiklerini bastırarak sunan” ve bizleri daha ortaokullarda “dünyanın en büyük yazarlarının eserleriyle buluşturan” Hasan Ali Yücel’i de unutmam mümkün değil. Ve bizlere o yaşlarda “bu kitapları kütüphanesine getirerek, okumamızı sağlayan” rahmetli babamız Fuat Uluç’a da ne kadar dua etsek, borcumuzu ödeyemeyiz!..

İşte o enstitülerden yetişen Mahmut Makal’ı ve Fakir Baykurt’u tanımak, onlarla sohbet etmek… Hayatımın en mutlu anlarının içindeydi, o sohbetler…

O sohbet grubundan sadece ben kaldım, bu dünyada… Elbet bir gün “bir yerlerde” gene buluşacağız!..

Nurlar içinde yat, Mahmut Makal’ım, biliyorum ki, mekânın cennet oldu!..

 

 

Şükranlar Recai kardeşim!..

Mahmut Makal’ın ölümünün üzüntüsü içindeyken, bir mutlu olayla teselli buldum!..

Annesi adına bir “Köy Kütüphaneleri Zinciri kuran” Recai Şeyhoğlu kardeşim, Bergama’da 49’uncu kütüphaneye imzasını attı, CHP İl Başkanı Deniz Yücel ve İlçe Başkanı Mehmet Ecevit Canbaz ile beraber.

CHP İlçe Merkezi’ndeki “Rasime Şeyhoğlu Kütüphanesi” açılış töreninde İl Başkanı Deniz Yücel, “CHP ilçe merkezlerinde bu kütüphaneleri kurmaya devam edeceğiz” dedi, kutlarım!..

Anadolu aydınlanmasında “Köy Enstitülerinin yönünün değiştirilmesi ile ortaya çıkan eksiklik” şimdilik İzmir ve etrafında bu “kitap / bilgi / aydınlanma zinciri” ile giderilecektir; emeği geçenlere, destek olanlara teşekkürler!..

Unutmayalım ki; “Tiz – i reftâr olanın pâyine dâmen dolaşır / Erişir menzil – i maksûduna aheste giden… / Acele edenin ayağına eteği dolaşır / Yavaş giden hedefine ulaşır!.. / Edirneli Hâtemi”

Devam sevgili Recai kardeş, devam!..

Bu arada “kurulmuş ve kurulmakta olan kütüphaneleri kapatan (Evet, böyleleri de var),  sözde yetkililere de, yazıklar olsun!..

 

Erdem ve Politika!..

Demokrasi öyle bir günde, birkaç senede gerçekleşmiyor. Çokça şartların oluşması lâzım. Bu nedenle de demokrasinin henüz tanımında bile beraberliğimiz yok. Körlerin fili tarifi etmesi gibiyiz. Kavgalar, küfürler, tehditler mi, yoksa sakin söyleşilerin içinde asgari müştereklerde mi anlaşmamız gereklidir? Bendenize göre, demokrasi önce uzlaşma rejimidir. Kavga, küfür, tehdit değildir. Saygı vardır. Sorumluluk vardır. Ali Naili Erdem

 

Sözün Özü

Bu hafta Sözün Özü, Ekmel Totrakan amiralimizden: “Ben genelde Yunanistan'ın bize karşı olan siyasetini “Fino köpeği ile sahibi arasındaki” ilişkiye benzetirim. Fino köpeği, sizin geldiğinizi görünce ortalığı ayağa kaldırır, ama siz üzerine yürüyünce hemen sahibinin eteğinin altına ve / veya pantolonun paçasına saklanarak ondan destek bekler. Sahibi, ya ona susması için çıkışır, o da susar veya gücüne göre size çıkışır. Bu, tarih boyunca böyle olmuştur. Şimdi belirttiğim son şıkkın oynandığını gözlerimizle görüyoruz. Ama dikkat. “Göz olanı görür, akıl olacağı görür”, olaylara akıl  ile bakmayı da ihmal etmeyelim.”

 

İnternet’ten “esen” rüzgarlar!..

İki ayrı dünya… Cennet nerede?..

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 2 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

samilhas

13.09.2020 - 13:02
nasıl bir duygu ikinizde AnkaraSiyasal mezunu iki kardeş Milli Birlik üyesi babanızın okula girmenize katkısı oldumu ?

samilhas

13.09.2020 - 13:00
Hacı emmi erdemden bahsediyorsunda rahmetli TÜRKEŞ'e demediğini bırakmıyan sonra rahmetler okuyan herkes hakkında en ağır sözleri söyleyip ertesi gün özür dieyen gazetede her kese selam verip hiçkmse tarafından seamı alınmayan 90 ına az kalmış acaba köşemi alırlarmı korkusuyla iktidar yağdanı olan tutarsız Hıncal ULUÇ gibi bir kardeşe sahip olmao
Diğer Yazarlar

Rap dünyasının en popüler isimlerinden biri olan Ezhel, Instagram'dan paylaştığı hikaye ile sosyal medyayı salladı. Ezhel'in Instagram hikayesinin sonunda dediği Mr. E...

Yol kenarına aracını park edip, sandalyede oturarak havaya ateş açan adam sosyal medyada paylaşım rekoru kırıyor. Havaya ateş açan maganda üstü açık arabanın açılıp ka...

Yazarlar
Website Security Test