Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Askeri ve ekonomik güç dengesi Azerbaycan'dan yanadır

9.10.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Ermenistan’ın Azerbaycan’a karşı başlattığı saldırıların; siyasi, askeri, ekonomik ve teknolojik güç kıyaslaması yapıldığında Azerbaycan’ın üstünlüğü nedeniyle başarıya ulaşması mümkün değildir. Nitekim Ermenistan art arda kayıplar vermekte, Azerbaycan Karabağ’daki ilerlemesini kararlılıkla sürdürmektedir. Bu durum Ermenistan’ı daha çok hata yapmaya zorlamakta, geriye dönülmez noktalara sürüklemektedir.

Ermenistan 4 Ekim günü Azerbaycan’ın Gence kentine, ardından Mingeçevir ve Terter kentlerine balistik füzelerle hedef gözetmeksizin ateş açarak çok sayıda sivilin hayatını kaybetmesine ve yaralanmasına neden olmuştur. Askeri hedeflerin çok uzağındaki sivil yerleşim birimlerinin bu şekilde vurulması sivil halk üzerinde olumsuz etki yaratmayı ve cepheyi genişleterek Karabağ üzerindeki baskıyı azaltmayı amaçlayan terörist eylemlerdir. Asıl amaç ise kendisinden çok daha güçlü olan Azerbaycan’ı misliyle karşılık vermeye tahrik etmek ve Karabağ dışına, Ermenistan topraklarına çekerek uluslararası camianın ve özellikle Rusya’nın liderliğindeki Kollektif Güvenlik Antlaşması Örgütü (KGAÖ)’nün müdahalesine zemin hazırlamaktır. Bu saldırıların beklenen etkiyi göstermemesi üzerine sorumluluğu Karabağ’ın resmi olarak tanınmayan sözde lideri Araik Arutyunyan üslenmiştir. Ancak bu füzelerin Karabağ’da konuşlanmadığı, Ermenistan topraklarından atıldığı, bunun sorumlusunun Arutyunyan değil Ermenistan yönetimi olduğu açıkça bellidir. Eğer Karabağ’da böyle füze bataryaları var idiyse Azerbaycan ordusunun bunları çok önceden tespit etmiş olması ve harekatın başında ortadan kaldırması gerektiğini askeri istihbarat ve taktik bilgisine sahip her asker bilir. Sonuçta Azerbaycan ordusu Ermenistan’ın bu oyununa gelmemiş, Ermenistan topraklarındaki füze bataryalarına cevap vermemiş ve Rusya “savaşın Ermenistan topraklarını kapsamadığını, bu nedenle KGAÖ’nün sorumluluk alanına girmediğini” açıklamak zorunda kalmıştır.

Bir diğer konu Ermenistan’ın Fransa’yı da arkasına alarak “Türkiye’nin Suriye’deki cihatçı unsurlardan 300 kişilik silahlı bir grubu Gaziantep üzerinden Azerbaycan’a naklettiği” iddiasıdır (Türkiye’den yansıyan Siyasal İslamcı görüntünün bunda payı büyüktür). Açık kaynaklarda Azerbaycan ordusunda 126 bin muvazzaf, 300 bin yedek asker bulunduğu bilgisi yer almaktadır. Toplam 426 bin kişilik ordunun 300 kişilik desteğe ihtiyacı olmadığını, aksine radikal İslamcı karakterli böyle bir desteğin yarardan çok zarar getireceğini değerlendirmek çok da zor değildir.

Buna karşılık 1990’lı yılların başından bu yana Ermenistan’daki kamplarda yuvalanan PKK terör örgütünün varlığı bütün dünya tarafından bilinmektedir. PKK’nın Ermenistan’la ve Ermeni ASALA terör örgütüyle iş birliği, o yıllarda Ermenistan’dan ülkemize sızarak Ağrı ve Tendürek dağlarında üs kurmaya çalışan, Doğu Anadolu’da eylem arayışında olan PKK ile ilgili bilgiler arşivlerde mevcuttur. Halen bölgedeki PKK varlığı zaman zaman basına da yansımaktadır. Bu durum bende; Irak ve Suriye’de olduğu gibi Kafkaslarda da bir kargaşa ortamı yaratılarak PKK’nın ya kendi adıyla ya da bir başka isim altında bu bölgeye de yerleştirilmeye çalışıldığı kuşkusu yaratmaktadır. Bu nedenle başta İsrail ve Fransa olmak üzere üçüncü ülkelerin bölgedeki faaliyetlerinin ve ilişkilerinin yakından takip edilmesinde yarar vardır.

Bunların yanında Türkiye’de üretilen İHA ve SİHA’ların Azerbaycan’daki başarısı ve günümüzün konvansiyonel savaşlarına getirdiği yeni taktik boyut son derece dikkat çekicidir. Bu; Türk askerinin taktik zekasının Türk silah teknolojisiyle birleştiğinde savaş alanında alınacak sonucun çok açık bir göstergesidir ve askeri literatürde yerini alacaktır. Bu durum Ermenistan’a destek veren ülkelerde endişe yaratmıştır. Nitekim Kanada, İHA ve SİHA’larda kullanılan optik donanımın Türkiye’ye satışına yasak getirerek ilk tavır koyan ülke olmuştur. Oysa Azerbaycan’ın İsrail üretimi kamikaze dronları da kullandığı haberleri basında yer almaktadır. İsrail’e tepki göstermeyen, adını dahi anmayan ülkelerin Türkiye’ye sınırlama getirmeye çalışması; küresel silah pazarındaki rekabet nedeniyle Yahudi lobisinin tedarikçi ülkelere baskısını mı yoksa Türkiye’nin bölgedeki etkisinden duyulan rahatsızlığı mı yansıtmaktadır? Bence her ikisi de olabilir. Bu da yakından takip edilmesi ve önlem alınması gereken bir konudur.

Sonuç olarak; SSCB döneminde askeri konulardan uzak tutulan Azerbaycan Türk’leri, son 30 yılda Kafkasya’da çok önemli bir askeri güç oluşturmuştur. Bunda; Azerbaycan Türkü’nün vatan sevgisinin, birlik ve beraberliğinin, devletine ve ordusuna güven ve inancının, azim ve kararlılığının yanında 1990’lı yıllarda Azerbaycan Silahlı Kuvvetlerinin yetiştirilmesinde emeği geçen Türk Silahlı Kuvvetlerine mensup General, Subay ve Astsubayların büyük payı vardır. Örnek alınması gerekir.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Yazarlar

Günlük Burç Yorumları Aşk 22 Ekim 2020 Perşembe. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

MHP'nin başlattığı askıda ekmek uygulaması sonrasında Twitter'da #Askıdaİktidar etiketi Türkiye gündeminin üst sıralarına oturdu.

Sosyal medyada patlak veren numara komşusu akımı iyice yayıldı ve sıkıntılar ortaya çıkmaya başladı. Uzmanlar numara komşusu akımı için uyarılarda bulunuyor. Numara ko...

Günlük Burç Yorumları Aşk 21 Ekim 2020 Çarşamba. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları Aşk 20 Ekim 2020 Salı. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları Aşk 19 Ekim 2020 Pazartesi. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Yazarlar
Website Security Test