Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

10 Kasım'da Ağlamak yok Anlamak var…

6.11.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

10 Kasım.

Yıllar boyu her 10 Kasım “Ağlatan Gün” olarak tanımlandı ve yaşandı..

Doğru; 10 Kasım Muhteşem Türk’ün Hakka ulaştığı gün.

Ancak bugün ağlamayı bırakıp onun anılarını paylaşarak ve O’nu anlamaya çalışarak yaşamalıyız 10 Kasımları.

*

İtalyan radyosu 10 Kasım 1938 günü o meş’um haberi verirken spikerin ağzından şu cümle dökülmüştü:

“Sezar, İskender, Napolyon ayağa kalkın… Büyüğünüz geliyor!..”

*

İlginçtir; tarihçilerin dediğine göre, son sözü “Aleykümselam” olmuş.

İnançlı insanlar, O’nun Azrail’i selamladığını söylüyorlar.

O’nun hayatıyla ilgili 20 yıldır araştırma yapan Hacettepe Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim üyelerinden akademisyen Ali Güler kısaca şöyle anlatıyor:

“Hastalığı 1938 yılının Ocak ayında Yalova’da ortaya çıktı. Doktorlar Siroz’dan şüpheleniyorlardı.

Fransızlar, Hatay meselesinin çözümünde geri adım atarlar endişesiyle hastalığı “sır” gibi saklandı, duyurulmadı.

Hatta hastayken Mersin’de askeri birlikleri denetledi.

Ve bir kesimin iddia ettiği gibi, zehirlenmedi.

Kanlı karaciğer iltihabından vefat etti.

Ali Güler diyor ki;

“İnanan bir Müslüman olarak ben Nahl Suresi 32’nci ve Vakıa Suresi 91-92 ayetlerde anlatılan inançlı bir insanın ölüm anının gerçekleştiğine inanıyorum.”

*

Aslında 10 Kasım’da cevabı aranması gereken bir soru var;

“Atatürk’e düşman olanlar O’nu niçin sevmezler?..” 

Gerçekten neden bu düşmanlık?

O da;

Devlet memurları ve askerlerin, aşiret, tarikat ve cemaatlerle olan bağlantısını kesmesidir...

Nasıl mı?

Atatürk 1922’de saltanatı kaldırdı, 1923’te Cumhuriyeti ilan etti. 

1924’te halifeliği kaldırdı, şeriat mahkemelerini kapattı. 

Aynı yıl, Öğretim Birliği Yasası (Tevhid-i Tedrisat Kanunu) ile medreseleri de kapattı. Yerlerine üniversiteler açıldı. 

Bir sene sonra 1925’te mürit üreten tekke ve zaviyelerin kapısına kilit vuruldu. 

1928’de ezan Türkçeleştirildi. 1932’de ibadet Türkçe yapılmaya başlandı.

Atatürk, bu uygulamalarla devleti tarikat ve cemaatlerin elinden aldı. 

Devletin emir komuta sistemini bu paralel yapılanmalardan temizledi. 

Tarikat ve cemaatlerin Atatürk düşmanlığı işte bu yüzdendir. 

*

Ne yazık ki, bu tarikat ve cemaatler, 1924 yılından beri kaybettikleri gücü tekrar kazanmak için çalışıyorlar.

Menderes ile başlayan tarikat ve cemaatlerin güç kazanma dönemi, bugün zirve yaptı.

Maalesef devlet bugün neredeyse tekrar onların eline geçti.

Üstelik bugünkü tarikat ve cemaatler, Osmanlı dönemindekilerden çok daha tehlikeli. 

FETÖ kalkışması bunun en son örneğidir.

*

Bakın;

Siyasal İslamcılar Atatürk’ü,  “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir, fendir” dediği için sevmezler…

*

Onlar Atatürk’ü; “Din daima siyaset aracı, menfaat aracı, istibdat aracı yapıldı” dediği için sevmezler.

*

Onlar, Atatürk’ü; “Din, devlet ve dünya işlerinden ayrılmalıdır” dediği için (laiklik) desteklemezler.

*

Ama korkunun ecele faydası yoktur. 

Mütareke yıllarındaki dış güçler ve yerli ortakları, nasıl o zaman Atatürk’ü yenememişse, günümüzün şeyh ve tarikatları da onu asla yenemeyecek, yok edemeyecektir.  

*

Nitekim;

Bugün O’na “ayyaş” diyenler,

Heykellerine saldıranlar,

Eserlerini inkâr edenler,

Göreceksin bir gün gelecek hepsi biat edip paçana yapışacaklar.

O’nun için rahat uyu Muhteşem Türk.

Mustafa Kemal’in askerleri senin için nöbetteler…

 

İzmir size minnettar…

İzmir depreminde 114 can kaybettik.

Üzücü, acı ve kahreden bir sonuç.

Ama beni duyuyorlarsa, verdikleri canlar, bilsinler ki, geride kalanlara “can” oldu.

*

İzmir son depremde tarih yazdı tarih…

Kim ne derse desin bu tarihi yazanlar; 

İzmir halkı ve akıl-zeka ve krizlerde ani ve yapıcı karar alma yetisine sahip olma özelliklerine sahip İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’dir.

*

Nereden başlasam bilemiyorum.

“Bir Kira Bir Yuva” kampanyası ile 48 saat içindeki kira desteklerinin 20 milyonu aştığını mı yazsam?

*

Boş durumdaki evinin kapılarını depremzedelere açan kişi sayısının ise 109’a ulaştığından mı söz etsem?

*

“Halkın Bakkalı” aracılığıyla yapılan yardımlarla maddi destek rakamının 37 milyon lirayı aştığını mı alkışlasam?

*

Geceliği 160-180 Euro olan 5 yıldızlı İzmir Hilton'da 380 odanın yanı sıra, Uzundere'de kentsel dönüşüm kapsamında hazır olan 224, Gaziemir Semt Garajı'nın bulunduğu yerde ise 58 adet Büyükşehir’e ait dairelerin depremzedelere tahsis edildiğini mi övsem? *

Depremden zarar gören ve evsiz kalan 3 bin aileye bu kadar kısa süreçte başlarını sokacak ev tahsis edildiğini ve böylece ağır hasar gören, yıkılmış olan yapı sayısı 3 bin 920 olduğuna göre an itibariyle depremzedelerimizin dörtte üçünü başını sokacakları bir yuvaya kavuşturulmasına “Bravo Başkan” mı çeksem…

*

bizizmir.com aracılığı ile ve dün gece itibariyle; (Perşembeyi-Cuma’ya bağlayan)

Verilen kira desteği 23 milyona

Halkın bakkalı üzerinden yardım 18 milyona

101 bin 810 adet gıda paketi,

168 bin 376 adet “Elimi Tutar mısın?” yemeği,

7 bin 500 adet uyku tulumu,

125 bin 613 adet hijyen paket yardımının tüm bedeli İzmirliler tarafından karşılanıp, dağıtılmasına; işte buna ne diyeceğimi, bu kardeşliği, yardımseverliği hangi kelimelerle anlatacağımı bilemiyorum…

*

İzmirli kardeşlerim…

Büyükşehir Belediye Başkanım Tunç Soyer…

Tüm belediye çalışanları ve başlarından ayrılmayan ilçe belediye başkanlarım…

Sahada görev yapan tüm gönüllüler…

İyi ki varsınız, iyi ki yanımızdasınız! 

Bilin ki; “BizVarız #İzmir” ile yazdığımız bu tarihin kahramanlarısınız…

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test